Muhterem Hocam, Meryem Suresi 53. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ Harun (A.S)'dan bahsederken nebî diyor. Âli İmrân 81'de Allahû Tealâ ulu'l-azm nebîlerinden bahsediyor ve nebîlere
Soru
Muhterem Hocam, Meryem Suresi 53. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ Harun (A.S)'dan bahsederken nebî diyor. Âli İmrân 81'de Allahû Tealâ ulu'l-azm nebîlerinden bahsediyor ve nebîlere kitap ve hikmet verdiğini söylüyor. Mâide 19'da da nebîler arasında fetret dönemi olduğunu öğrenmiştik. Mu'minun 45'te Allahû Tealâ Harun (A.S)'ı Musa (A.S) ile birlikte Tevrat'la gönderdiğini söylüyor. Bu durumda Harun (A.S) ve Musa (A.S)'ın art arda gönderilen ve Tevrat verilen nebî resûller olduğunu söyleyebilir miyiz?
Cevap
Kur'ân-ı Kerim bir bütündür. Bu bütünün içerisinde bir de Furkân Suresi'nin 35. âyet-i kerimesine baktığımız zaman:
25/FURKÂN-35 Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve cealnâ meahû ehâhu hârûne vezîrâ(vezîren).
Ve andolsun ki Musa (A.S)’a Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ve onunla beraber kardeşi Harun’u, (ona) vezir (yardımcı) kıldık.
"Andolsun Musa (A.S)'a kitabı, Tevrat'ı verdik ve onunla beraber kardeşi Harun'u ona vezir, yardımcı kıldık." Öyleyse sonradan Allahû Tealâ Harun (A.S)'ı bu göreve getiriyor.
Furkân 35'te Musa (A.S)'a kitabı, Tevrat'ı verdik ve onunla beraber kardeşi Hârûn'u ona vezir kıldık.
Şimdi âyetleri tek tek sıralarsak, Âli İmrân Suresi'nin 81. âyet-i kerimesinde:
3/ÂLİ İMRÂN-81 Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tansurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
Ama buradaki âyet-i kerime de ulu'l-azm nebîlerinden bahsediyor. Çünkü kitab ve hikmet verilenler ulu'l-azm nebîleridir. Nerden biliyoruz? Bunu Ahzâb Suresi 7. âyet-i kerimesinden biliyoruz:
33/AHZÂB-7 Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsâbni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).
O zaman ki; Biz, nebîlerden onların misaklerini almıştık. Ve senden ve Hz. Nuh’tan ve Hz. İbrâhîm’den ve Hz. Musa’dan ve Meryemoğlu Hz. İsa’dan ve onlardan ağır bir misak aldık.
"Nebîlerden, senden, Nûh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan misak aldık." İşte bu misak alınan nebîlere Allahû Tealâ kitap ve hikmet veriyor. Dolayısıyla Harun (A.S) sonradan vazifeli olandır.
Nebîler arasında fetret dönemi vardır. Ama Benî İsrail'de durum farklıdır. Benî İsrail'de nebîler art arda geliyor. Ama Ümmet-i Muhammed'de ise velî resûller art arda geliyor.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, imare 44 H.No.1842, 3/147 Buhari, Enbiya 5, Fethu'l, Bari 6/495, ibni Mace, Ci-had 42k, H.No. 2871, 2/958, Ahmed 2/97
"Benî İsrail'i Peygamberler idare ederdi. Bir peygamber vefat etti mi yerine (başka) bir peygamber geçerdi. Şu bir gerçektir ki benden sonra peygamber yoktur. Ama halifeler gelecek hem de çok olacaklar."
Sahabe: O hâlde bize ne emredersin? dediler.
"Birinciye ve Ondan sonra gelene (sıra ile) yaptığınız bey'ati tutun!"
Benî İsrail'i peygamberler idare ederdi. Bir peygamber vefat ettiği zaman yerine başka bir peygamber geçerdi. Şu bir gerçektir ki benden sonra peygamber yoktur. Ama halifeler gelecek, hem de çok olacaklar."
Sahâbe soruyor: "O hâlde bize ne emredersin?"
Peygamber Efendimiz buyuruyor: "Birinciye ve ondan sonra gelenlere sırasıyla yaptığınız biatı tutun." Allah razı olsun.