Muhterem Hocam, Mevlânâ'nın “Ne olursan ol, gel.” dediği gibi, biz de Yunus Emre gibi dergâhına ulaşmak isteriz. Allahû Tealâ’nın kapısı tüm insanlar için açık mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, Mevlânâ'nın “Ne olursan ol, gel.” dediği gibi, biz de Yunus Emre gibi dergâhına ulaşmak isteriz. Allahû Tealâ’nın kapısı tüm insanlar için açık mıdır?

Cevap

Evet. Allahû Tealâ’nın kapısı tüm insanlar için açık. Allah herkese bütün kapıları sonuna kadar açmış.

“Hadi gelin. Hepinizi Kendime davet ediyorum. Kim Bana ulaşmayı dilerse, Ben onu mutlaka Kendime ulaştırırım. Dünya mutluluğunun yarısını mutlaka ona veririm. Cennetlerden de üçüncü kat cennet. Ruhunuzu Bana iade ederek, Benden alın.” diyor.

Hepimizin üzerine düşen görev bu. Ama birçok insan, kapılar kendilerine sonuna kadar açık olduğu halde hakikatleri bilmiyor. Yaratıcının, sizin mutlu olmanızı temin edecek olan reçetesini öğrenmek, asli vazifeniz olmalıdır. Dikkat edin! Biz sadece söyleriz, ama karar verecek olan insanların kendileri.

Nitekim Zumer Suresinin 53. âyet-i kerimesinde: “Ey nefslerine karşı haddi aşan kullarım! Yani çok günah işleyen kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.”

39/ZUMER-53 Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).

De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."

Yine Allahû Tealâ Fâtır Suresinin 5. âyet-i kerimesinde:

35/FÂTIR-5 Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).

Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.

Fâtır 5: “Allah’ın vaadi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın şeytan da sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın.”

Öyleyse şeytanın Allah’ın affına güvendirerek aldatmaması, dünya hayatının bizi aldatmaması, ancak Allah’a ulaşmayı dilememizle mümkün. Allah’a ulaşmayı dilediğimiz an, 7 furkanla ve 12 ihsanla Allah bizi mürşidimize ulaştırıyor. Ve mürşide tâbiiyetle birlikte, o güne kadar işlenen bütün günahları Allah sevaba çeviriyor. Dikkat ederseniz af ayrı, mağfiret ayrı. Mağfiret, günahların sevaba çevrilmesidir.

Bakara 256-257’de;

2/BAKARA-256 Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).

Dinde zorlama yoktur. İrşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.

2/BAKARA-257 Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).

Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

“Allah âmenû olanların dostudur. Onları zulmetten nura çıkartır. Ama kâfirler de tagutun dostlarıdır. Tagut onları nurdan zulmete götürür.”

Zumer 17’de Allahû Tealâ, “Onlar taguta kulluktan içtinap ettiler.” Kimler taguta kulluktan içtinap ettiler? Allah’a yönelen, Allah’a ulaşmayı dileyenler.

39/ZUMER-17 Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.

Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Ama bir insanın Allah’a ulaşmayı diledikten sonra ruhun vücudundan ayrılması ancak mürşidine tâbiiyetle mümkündür.

Ve Zumer 17’ye göre Allah’a ulaşmayı dilemek, Rûm 31’e göre de takva sahibi olmak, kişinin bütün günahlarının örtülmesini ifade ediyor. Allah razı olsun.

30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 12 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma0