Muhterem Hocam, misafirimiz "Allah demekle tedavi olunacağına inanmıyorum. Tıp denen bir şey var." dedi. Hastalıkların tedavisinde nasıl bir yol izlenmelidir?
Soru
Muhterem Hocam, misafirimiz "Allah demekle tedavi olunacağına inanmıyorum. Tıp denen bir şey var." dedi. Hastalıkların tedavisinde nasıl bir yol izlenmelidir?
Cevap
Gerçekten fizik vücut hastalıklarında, yani biyolojik hastalıklarda tıp fakültelerinde yetişen doktorlar, ihtisas sahibi doktorlar, onlar yetkilidirler.
Fizik beden hastalıklarında mutlaka doktorlara başvurulması, gerekli tetkik, teşhis ve tedaviye müracaat edilmesi lâzımdır. Ama nasıl fizik beden hastalıkları, biyolojik hastalıklar, bedensel hastalıklar tıp fakültelerinde yetişen ihtisas sahibi doktorlar tarafından, onlar teşhis koyup tedaviye gidiyorlarsa, nefs hastalıklarının da doktorları Allah'ın peygamberleri, Allah'ın velî resûlleri ve velî mürşidleridir. Yani onlar kalp doktorlarıdır. Allahû Tealâ ile olan insanoğlunun ilişkisinde hastalıklar da olacaktır, tedaviler de olacaktır. Hastalığı veren Allahû Tealâ, tıbbın çözümlerini de beraberinde getiriyor. Hiçbir hastalık yoktur ki şifası dünya üzerinde mevcut olmasın. Ama insanlar bilmiyor.
Hastalık bir kader olduğuna göre hastalığı veren ilâhî iradedir. Çözümü de gene Allahû Tealâ, öğrettiği metotlarla bu işin uzmanlarının yapacağı standartlardadır. Öyleyse fizik rahatsızlıkları için tıp her zaman geçerlidir. Ama tıp kendisini, bazen fiziğin ötesinde de yetkili sayar, orada büyük bir yanlışlık vardır. O saha fizik standartlarındaki ilimle fethedilemez. Allahû Tealâ Lokman sûresinin 12. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:
31/LOKMÂN-12 Ve lekad âteynâ lukmânel hikmete enişkur lillâh(lillâhi), ve men yeşkur fe innemâ yeşkuru li nefsih(nefsihî), ve men kefere fe innellâhe ganiyyun hamîd(hamîdun).
Ve andolsun ki Lokman’a hikmet verdik ki, Allah’a şükretsin. Ve kim şükrederse, o taktirde sadece kendi nefsi için şükreder. Ve kim küfrederse (inkâr ederse), o taktirde muhakkak ki Allah; Gani’dir (kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur), Hâmid’dir (hamdedilen).
Allah'ın hoşumuza gittiği, bize verdiği şeyler şükrü gerektiriyor, şükrediyoruz. Bizi üzen durumlarda da O'na sabrediyoruz. Allahû Tealâ daima şükretmemizi istiyor.