Muhterem Hocam, misafirimiz mürşid konusunda “Herkes bir mürşidden doğruları öğrense bu kavgalar biter diye düşünüyorum.” dedi. Mürşide tâbiiyet kavganın bitmesi, birbirine paralel
Soru
Muhterem Hocam, misafirimiz mürşid konusunda “Herkes bir mürşidden doğruları öğrense bu kavgalar biter diye düşünüyorum.” dedi. Mürşide tâbiiyet kavganın bitmesi, birbirine paralel bir bağlılık hususu var mı?
Cevap
Evet. Allahû Tealâ Allah’ın emirlerine itaat etmemizi istiyor. Yasaklara uymamızı istiyor. Allah’ın emirlerine itaat etmeyen, yasakları işleyen kişi Allah’la niza halindedir, kavga halindedir. Ne zaman emirleri tam olarak uygularsa o zaman kavga biter. Sulh ve sükûn oluşur.
Demek ki Allah’ın emirlerine itaat etmeyen, isyan eden, yasakları işleyen Allah’la ihtilaftadır. Ama itaat eden, yasaklara uyanlar Allah’la aralarındaki kavgayı tamamen sona erdirmiştir. Sulh ve sükûna ulaşmıştır.
Allahû Tealâ sahâbenin sahâbe olduğu devredeki temel faktörü söylüyor; Birbirinin can düşmanıyken can dostu olmuşlar. Kalpleri Enfâl 63’e göre sevgide telif edilmiş, birleştirilmiş. Kalplerin telif edilmesi mutlaka tâbiiyete bağlı bir husus. Kalp mü’min olmak şerefine ermezse telif edilmesi de mümkün değildir.
Bir kâfirin kalbi telif edilemez. Mü’min olmak için de mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemek, 12 tane ihsan ve mürşidine ulaşıp tâbî olmak söz konusudur. Kalplerin telif edilmesi bu noktada başlar. Arkasında da devrin imamının ruhunun o kişinin başının üzerinde olması vardır. Kalbin telif olabilmesi için o kişinin nefs tezkiyesi üzerine olması lâzım. Bu devrin imamının vasıtasıyla gerçekleşir.
Evet. Allahû Tealâ Âli İmrân 103’te:
ÂLİ İMRÂN-103: Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve hepiniz, Allah'ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki ni'metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O'nun (Allah'ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
“Ve hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın.” Yani hepiniz toptan Allah’a ulaşmayı dileyin. Ancak Allah’a ulaşmayı dileyenler ilim verilenlerdir. Allah’a ulaşmayı dileyenlerin kalplerine Allah ihbatı koyuyor. Allah’a ulaşmayı dileyenler 1. safha Sırat-ı Mustakîm’dedirler. Ondan sonra Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli ederek 7 furkanla o kişiyi 1. kat cennetin sahibi kılıyor. Kaf 33’e göre o kişinin kalbini kendisine çeviriyor. En’âm 125’e göre o kişinin göğsünden kalbine nur yolunu açıyor. Ve huşû sahibi olan kişi hacet namazıyla mürşidini Allah’tan talep ettiği zaman Allah ona mürşidini gösteriyor.
Şimdi tekrar Âli İmrân 103’e dönecek olursak ne diyoruz? “Hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın. Fırkalara ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini zikredin. Siz düşmandınız. Allah kalplerinizi birleştirdi.”
“Mü’minler kardeştir.” Öyleyse kardeşler düşmanlıktan kurtulanlardır. “Siz düşmandınız. Allah kalplerinizi birleştirdi.” Sevgide birleştirdi. “Ve onun nimetiyle kardeşler oldunuz.”
Nebîler sultanı Peygamberimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde ne diyor?
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Edeb, 62. 1850
“Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun! Bir Müslümanın din kardeşiyle üç günden fazla küs durması helâl olmaz!”
Birbirimizden nefret etmeyelim, birbirimize haset etmeyelim. “Ey Allah’ın kulları kardeş olun! Bir Müslüman din kardeşiyle üç günden fazla küs durması helâl olmaz.” Yani tâbî olanların üç günden fazla küs durması doğru değildir.