Muhterem Hocam, misal mürşid konusunda kimisi Allah’la konuştuğunu söylüyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bile melekler sayesinde Allah’la konuşmuş. Bir de Hz. Musa (A.S) konuşmuş,

Soru

Muhterem Hocam, misal mürşid konusunda kimisi Allah’la konuştuğunu söylüyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bile melekler sayesinde Allah’la konuşmuş. Bir de Hz. Musa (A.S) konuşmuş, dedi. Allah ile konuşmak mümkün müdür?

Cevap

"Evet. Allahû Tealâ herkesle konuşur. İşte Şûrâ Suresinin 51. âyet-i kerimesi:

42/ŞÛRÂ-51 Ve mâ kâne li beşerin en yukellimehullâhu illâ vahyen ev min verâi hıcâbin ev yursile resûlen fe yûhıye bi iznihî mâ yeşâu, innehu aliyyun hakîm(hakîmun).

Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahyile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek. Allah, bilir ve hikmet sahibidir.

Öyleyse Allahû Tealâ beşerle vahiyle konuşur veya perde arkasından veya dilediğini izniyle vahyetsin diye resûl melek göndererek. Ama Allahû Tealâ beşerle vahiy yoluyla konuşuyor. Vahiyle ilgili âyetlere baktığımız zaman bunun her seviyede mümkün olduğunu görüyoruz. Vahiy, Allahû Tealâ’nın kuluyla direkt olarak konuşması hâlidir. Allahû Tealâ emirlerini bildirir. Gerekirse cevap ister.

KUR’ÂN-I KERİM’DEKİ VAHİY AYETLERİ

1. BAKARA-118: Ve bilmeyenler: “Keşke Allah bizimle konuşsa” veya “Bize de bir âyet gelse” dediler. Bunun gibi onlardan öncekiler de, onların sözlerine benzer (sözler) söyledi. Onların kalpleri birbirine benzedi. Âyetlerimizi, yakîn hasıl eden bir kavim için beyan etmiştik.

2. BAKARA-259: …Bunun üzerine Allah, onu yüz sene öldürdü. Sonra da diriltti. (Ona) “Ne kadar (ölü bir vaziyette) kaldın?” dedi. (O da): “Bir gün veya günün bir kısmı kadar.” dedi. (Allah:) “Hayır, yüz yıl kaldın. Haydi yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulup kokuşmadı. Ve merke­bine bak. (Bu), seni insanlara bir âyet kılmamız içindir. …

3. MÂİDE-111: Ve havarilere; “Bana ve Resûl’üme îmân edin.” diye vahiy ettiğim zaman, onlar da “Îmân ettik ve bizim (Hakk’a) teslim olduğumuza şahit ol.” demişlerdi.

4. YÛNUS-2: Onlardan bir adama, “insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi” için vahiy etmemiz insanlara acayip (garip) mi geldi? …

5. NAHL-68: Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti.

6. TÂHÂ-38: Vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik.

7. FUSSİLET-12: Böylece onları iki günde yedi kat gök olarak kaza etti (yarattı, tamamladı). Her gök katına kendi emrini vahyetti.

8. ŞÛRÂ-51: Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahiy ile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahiy etsin diye resûl (melek) göndererek…

9. ZİLZÂL-4: O gün (izin günü), (arz) haberlerini anlatacaktır.

ZİLZÂL-5: Rabbinin ona vahyetmesi ile.

10. ÂLİ İMRÂN-47: …“Rabbim, benim çocuğum nasıl olur? Bana bir beşer dokunmadı” dedi. (Allah şöyle buyurdu): “İşte böyle, Allah dilediğini yaratır. Bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman, sadece ona ‘ol’ der, o hemen olur.”

Bu bilmeyenler kimler? Bilmeyenler, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, mürşide tâbî olmayanlar. Kişi Allah’a ulaşmayı dilemezse furkanların sahibi olamaz ve mürşidi mürşid olarak göremez. Allah onun kalbine mürşid sevgisini de koymaz. Kalbi kapalı. Öyle olunca bu kişi ne kadar kalsa çünkü kalp kulağı var, kalp gözü var. Kalp kulağıyla Allah’ı işitiyor. Kalp kulağıyla işittiği vahiydir. Allah’tan işittiği vahiydir.

Bakara-259: “Ne kadar ölü bir vaziyette kaldın?” dedi. Herhangi bir insanla konuşuyor. “Bir gün veya günün bir kısmı kadar.” “Hayır, 100 yıl kaldın.” Öyleyse bu, herhangi bir insanla Allah’ın konuşması. Mâide-111: “Havarilere Bana ve Resûlüme îmân edin diye vahyettiğim zaman.” Öyleyse Allahû Tealâ havarilerle vahiy yoluyla konuşuyor.

Yûnus-2: “Bunlardan biri adama insanları uyarması, âmenû olanları, ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dilemesi, müjdelemesi için vahyetmemiz insanlara acayip mi geldi?” Yani Allahû Tealâ: “Ben herhangi bir adamla vahiyle konuştuğum zaman onlara acayip mi geliyor?”

Nahl-68: “Senin Rabbin bal arısına dağlardan, ağaçlardan, onların sana kurdukları çardaklardan evler, kovanlar edinmesi için vahyetti.” Yani Allahû Tealâ arıya vahyediyor. Allahû Tealâ Hz. Musa (A.S)’ın annesine vahyediyor.

Allahû Tealâ Fussilet-12’de 7 kat göklere vahyediyor. Beşere vahyediyor. Yere vahyediyor. Hz. İsa (A.S)’ın annesine vahyediyor.

Öyleyse Allah dilediğiyle vahiy yoluyla konuşur. Herkesle konuşur. Ama insanla Allah arasındaki ilişkide Allah’ın irşada memur ve mezun oldukları, hepsi Allah’la konuşabilenlerdir. Allah onların kalp kulağını açmış. Onların kalbiyle Allah’a suallerini ulaştırdıkları ve kalp kulağıyla da cevaplarını aldıklarını Allah kesinlikle bize bildiriyor. Allahû Tealâ emirlerini bildirir. Gerekirse cevap da ister. Ve böylece bir karşılıklı konuşma işlemi devreye girer.

Allah ilmini vahiy yoluyla ulaştırır. Başka bir yol kullanmaz. Peygamber Efendimiz (S.A.V) hep Allah’tan vahiy almıştır. Necm Suresinin 3, 4. âyet-i kerimesinde:

NECM-3 Ve mâ yentıku anil hevâ.

Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.

NECM-4 İn huve illâ vahyun yûhâ.

(O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahiydir.

Ama vahyin peygamberlerle sona ereceğini söylemek büyük bir yanlışlığa imza atmaktır. Âyetlere baktığımızda vahyin sadece peygamberlere olmadığını görüyoruz ve vahiy kıyâmete kadar devam edecektir. Vahiy Peygamber Efendimiz (S.A.V)’le sona ermiştir olayı bir hurafedir, bir bid’attir."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 19 Ekim 20264 dk okuma0