Muharrem ayı gelince, bazı Şii tanıdıklardan ya da sohbete gelen Şii misafirlerden şu sözler duymaktayız: “Aşure günü aşure yapıp kutluyorsunuz. Muharrem ayı, matem ayıdır; Hz. Hüs
Soru
Muharrem ayı gelince, bazı Şii tanıdıklardan ya da sohbete gelen Şii misafirlerden şu sözler duymaktayız: “Aşure günü aşure yapıp kutluyorsunuz. Muharrem ayı, matem ayıdır; Hz. Hüseyin’in şehit edildiği aydır.” Sohbette hiç bunlardan bahsetmiyorsunuz. Neden Hz. Hüseyin’den bahsetmiyorsunuz?” diyorlar. Bir tartışma ortamı yaratmaya çalışıyorlar. Böyle bir durumda onlara nasıl cevap vermeliyiz?
Cevap
Bahsediyoruz, sevgili kardeşlerim. Biz kimsenin eksiğiyle ya da yanlışıyla ilgilenmiyoruz; Efendimizin bize emridir. Yıllar evvelinden duydum. İşte şu anda İslâm âleminde fitne sebebi olan, o sahâbi şöyle yaptı, o sahâbi böyle yaptı gibi ifadeler, aralarındaki ayrılıkları insanlara anlatmak suretiyle daha da büyük fitnelere sebep oluyorlar. Efendimiz “Hiçbir kardeşimiz sahâbe hakkında negatif konuşmayacak.” buyuruyor.
Öyleyse biz, şu anda bütün Hz. Hüseyin’den, Hz. Hasan’dan, evlad-ı resûlden, torunlarından bahsediyor muyuz? Bahsediyoruz. Ama onları ayrılığa düşüren şeylerden bahsediyor muyuz? Hayır. O insanlar öyle yapmış, o suçu işlemiş. O insanlarla Allah arasında. Hesaplarını Allah’a verecekler. Allah bunu Kur’ân’da zikrediyor mu? Zikrediyor. “Tebliğ sizin vazifeniz, hesap benim işim.”
Öyleyse o olaylar geride kalmış mı? Geride kalmış. O noktalarda kim ne yaptıysa hesaplarını Allah’a verecekler mi? Verecekler. Biz bugün Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Ali ve diğer bütün sahâbelerin, insanların Allah yoluna girmesinde güzel âmellerini, güzel ahlâklarını söyleyebilir miyiz? Söyleyebiliriz. Ama insanları ayrılığa düşüren, herkesin kendi zannını söylemekle mükellef miyiz? Hayır.
Öyleyse geçmişte kalan negatiflerden bahsetmek bizim işimiz değil. Biz neden bahsederiz? İnsanların güzel taraflarından. Allah razı olsun.