Muhtrem Hocam İnsanların dinden uzaklaşmasının bir sebebi de bu zorlamalar olduğu söylenebilir mi?
Soru
Muhtrem Hocam İnsanların dinden uzaklaşmasının bir sebebi de bu zorlamalar olduğu söylenebilir mi?
Cevap
Evet, Allahû Teâlâ Yunus 99’da kimsenin kimseyi zorlamamasını buyuruyor.
10/Yûnus 99: Ve lev şâe rabbuke le âmene men fîl ardı kulluhum cemîâ(cemîân), e fe ente tukrihun nâse hattâ yekûnu mu’minîn(mu’minîne).
Ve şâyet senin Rabbin dileseydi, yeryüzünde olan kimselerin hepsi elbette topluca îmân ederlerdi. Yoksa sen, insanları mü’min(ler) oluncaya kadar zorlayacak mısın?
Allah’a davet var, teklif var, ısrar yok. Kur’ân-ı Kerim’in 7 safha öğretim metodunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Tebliğ var, kıraat var, tilavet var, tezkiye, talim, kıssa, tezekkür.
Tebliğ; kendileri Allah’a ulaşmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mâni olan insanlara Resûller tarafından mutlaka yapılır.
Kıraat; kendisi seçilmiş ama henüz Allah’a ulaşmayı dilememiş bütün insanlara âyetlerin okunmasıdır. Kişi ilgilenmezse Allah onun uzuvlarına, hassalarına engeller koyar.
Seçilip de davete uyanlar için tilavet başlıyor. Tilavet Allah’a ulaşmayı dileyenlere yapılıyor. Mürşide ulaşıncaya kadar. Mürşide tâbi olduktan sonra tezkiye başlıyor. Ruhunu teslim edenler için talim, daimî zikre ulaşanlar için kıssa, iradesini teslim edenler için tezekkür oluyor.
7 SAFHA DEVRİN İMAMININ KUR’ÂN-I KERÎM ÖĞRETİM METODU
1. Tebliğ (Mâide – 67)
Ey Resûl! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et (duyur). Eğer bunu yapmazsan, o taktirde O’nun Risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş (duyurmamış) olursun. Ve Allah seni insanlardan korur. Muhakkak ki Allâh, kâfirler kavmini hidayete erdirmez.
(Nûr – 54) De ki: “Allah’a ve Resûl'e itaat edin. Bundan sonra eğer dönerseniz (itaat etmezseniz), O'na (Resûl'e) düşen (sorumluluk) sadece O'na yükletilen (tebliğ)dir.” Ve sizin üzerinize düşen (sorumluluk), size yükletilendir. Ve eğer ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz. Resûl'ün üzerinde açıkça tebliğden başka bir (sorumluluk) yoktur.
2. Kıraat (İsrâ – 45)
Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin zaman, seninle âhirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyamet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık.
3. Tilâvet (Bakara – 129)
Rabbimiz, onların kendi içinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerîm’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir).
4. Tezkiye (Cuma – 2)
Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir.
5. Talîm (Bakara – 151)
Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
6. Kıssa (Yûsuf – 111)
Andolsun ki onların kıssalarında ulûl’elbab (sır sahipleri) için ibret vardır. Uydurulan bir söz değildir ve lâkin onların ellerindekini tasdik eder ve herşeyi ayrı ayrı açıklar. Mü’min kavim için bir hidayet ve rahmettir.
7. Tezekkür (Bakara – 269)
(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona pek çok hayır verilmiştir. Ancak ulûl’elbab olanlardan başkası tezekkür (ibret) edemez.
Hiç kimseyi zorla din sahibi edemezsiniz. Buna çalışmak da boş bir durumdur. Din bir gönül işidir, sevgi işidir. Kişinin Allah’a evvela sevgi duymasıdır. Daha üst kademede aşk duymasıdır. Daha üst kademede Allah’a hayran olmasıdır.
İnsanla Allah arasındaki ilişkide Allah’tan hoşlanırsınız, Allah’ı seversiniz, Allah’a âşık olursunuz ve Allah’a hayran olursunuz.
Onun için Kur’ân-ı Kerim’de: “Seviniz ve sevdiriniz. Nefret etmeyiniz ve nefret ettirmeyiniz.” diye açıkça Allah’ın bir emri yer almış. İslam dini bugün dünya üzerinde çok büyük kitleler tarafından yaşanmıyor ama esas bir İslam, bir tasavvuf devri olacaktır. Tasavvufun dünya hâkimiyetinin sağlanmasının arkasında sadece hoşgörü vardır.
Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir. İnsanlara akılları nispetinde nasihat etmek hepimizin vazifesidir.