Muhterem Hocam, mü’min ile Müslüman, İslâm ile îman arasında fark nedir? Aralarında farkı bildiren âyet var mıdır? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, mü’min ile Müslüman, İslâm ile îman arasında fark nedir? Aralarında farkı bildiren âyet var mıdır? Açıklar mısınız?
Cevap
Evet sevgili kardeşim. Evvelâ kişi îman sahibi olur, sonra teslim olur. Nedir bu?
Kişi, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına inanıyor. Bunun bir farz olduğuna inanıyor. Ve Allah’a inanıyor. Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına inanıyor. Onu kendisinin dilemesi hâlinde, Allah’a ulaşmayı dilemesi hâlinde ki bu îmandır, inanıyor. Allah’ın da onu kendisine ulaştıracağına inanıyor. Ulaştığı zaman teslim olur.
Öyleyse kimdir Müslüman? Hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyen ve bunu gerçekleştiren kişi.
Evvelâ hidayet ve ruhun hidayeti, ruhun Allah’a ulaşması ve Allah’a teslimi. Fizik vücudun hidayeti, fizik vücudun Allah’a kul olması ve Allah’a teslimi. Nefsin hidayeti, nefsin 7 kademedeki tasfiyesi ve Allah’a teslimi. Evvelâ hidayet, sonra teslim. Dolayısıyla ikisinin arasında böyle farklar var.
Mâide sûresinin 93. âyet-i kerimesi ile Âli İmrân sûresinin 102. âyet-i kerimesini yan yana getirdiğimiz zaman aradaki farkı net olarak anlayacağız:
3/ÂLİ İMRÂN-102 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).
Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!
Âli İmrân 102’de “hakka tukâtihî takva” ile takva sahibi olun. Öyleyse hakka bihakkın takvanın sahibi olmak, en üst seviyede Allah’a teslim olmayı ifade ediyor. İradeyi de Allah’a teslim etmeyi gerektiriyor.
Şimdi bu iki âyet-i kerimeyi yan yana getirelim. Bakalım ne diyor Allahû Tealâ:
5/MÂİDE-93 Leyse alâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti cunâhun fîmâ taimû izâ mâttekav ve âmenû ve amilûs sâlihâti summettekav ve âmenû summettekav ve ahsenû vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Âmenû olanlar ve salih amel yapanlar (ıslâh edici amel, nefs tezkiyesi yapanlar) üzerine, takva (1. takva) sahibi olmadıkları zaman yediklerinden dolayı bir günah yoktur. Âmenû olun ve amilûssâlihat yapın! Sonra da takva sahibi olun (3. takvaya ulaşın)! Âmenû olun sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun! Allah muhsinleri (ahsen olanları, 4. takvaya ulaşanları) sever.
Evvelâ âmenû oluyor kişi. Sonra ıslah edici amel başlıyor. Evvelâ îmân, sonra ıslah edici amel, sonra takva sahibi olmak. Sonra takva. Öyleyse teslimiyet üçüncü safhada gerçekleşen bir durum. Evvelâ kişi âmenû oluyor, îman sahibi oluyor. Sonra ıslah edici amellerle nefsi tezkiyesi 7 kademede başlıyor. Sonra da takva sahibi olup teslim oluyor.
Ruhun Allah’a teslimi evvelâ Allah’a ulaşmayı dilemek. Bu birinci 7'li basamak, âmenû olmak. İkinci 7'li basamak ıslah edici amellere başlamak. Üçüncü 7'li basamak nefs tezkiyesi. Üçüncü safha takva sahibi olmak ve Allah’a teslim olmak.
Öyleyse mü’min ile Müslüman, İslâm ile îman arasında fark, böyle bir dizaynı ifade ediyor. Aralarında farkı bildiren âyet var mıymış? Bu âyetleri yan yana getirdiğin zaman net olarak onu anlayabilirsin inşaallah.
Yani evvelâ âmenû olmak var. Sonra ıslah edici amellere başlamak var. Zikir. Sonra teslim olmak. Allah razı olsun.