Muhterem Hocam, 'Mü’min kulağından sulanır.' hadîs-i şerrifini açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, 'Mü’min kulağından sulanır.' hadîs-i şerrifini açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Hz. Ali'nin sözünü hatırlıyorsunuz: “herşeyin bir baharı vardır. Kalplerin baharı Kur’ân’dır. Ama Kur’ân’ın baharı da Ramazan’dır."

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Hz. Ali “herşeyin bir baharı vardır. Kalplerin baharı Kur’ân, Kur’ân’ın baharı da inmeye başladığı ay olan Ramazan ayıdır.”

Ramazan ayında bulunuyoruz. Dikkat edin, mü’min kulağından sulanır. O zaman Resûlullah (S.A.V) Efendimiz'in şu hadîsini de hemen devreye koyabiliriz: “Hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farzdır. Bilin ki, kuru toprakları Allah nasıl yağmurla diriltiyorsa, ölü kalpleri de hikmet nuru ile diriltir.”

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Taberâni, Muvatta, İlim, 1. "Hikmet sahibi ulemanın meclisinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde hikmet nuruyla ölü kalpleri diriltir. Yağmur suyuyla ölü toprakları dirilttiği gibi…”

İşte kulağından sulanmak ile hikmet sahibi âlimi işitmemiz aynı noktaya işaret ediyor. O zaman Kur’ân’dan müstefit olmak istiyorsak, Kur’ân’dan istifade etmek istiyorsak mutlak surette işitenlerden olmamız lâzım. Hani hatırlayın, Resûlullah ne buyuruyor? Şu anda Yahudilerin de Tevrat’ı var, Hristiyanların elinde İncil var. Onların ne işine yarıyor? Çünkü onlar işitmiyor. Hikmet sahibi âlimin sohbetinde daveti kabul etmedikleri için. Öyleyse her hâlükârda Kur’ân’ın kalplerin baharı olması ve Ramazan ayını ait olduğu idrak içerisinde bizim yaşamamız, ancak ve ancak Allah’ın davetini kabul etmemizle mümkündür.

İşte Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman 2 grup insanla karşılaşıyoruz:

1- Kulağından sulananlar 2- Kulağından sulanmayanlar

2 grup insan. Yani başka bir ifadeyle Kur’ân-ı Kerim’in ifadesiyle sağır, dilsiz ve körler; işiten, gören ve idrak edenler. Kör, sağır ve dilsiz olanlara âyetlere baktığımız zaman onlar “summun, bukmun, umyun.”

KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLANLAR 1. BAKARA-18: Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler. 2. BAKARA-171: (…Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler). 3. MÂİDE-71: …kör ve sağır (hakkı görmez ve işitmez) oldular. Sonra, Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan birçoğu kör ve sağır oldular… 4. EN'ÂM-39,40: âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde sağırlardır, dilsizlerdir… … Allah’ın âyetlerini inkâr edenler karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir… 5. EN'ÂM-46: …İşitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?… 6. EN'ÂM-104,110: Kimin de kalp gözü kör kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir.… Ve onların fuâd hassalarını ve basiretlerini evvelce O’na inanmadıkları ilk zamanki hallerine çeviririz… 7. A‘RÂF-64: … Ve âyetlerimizi yalanlayanları boğduk. Muhakkak ki; onlar âmâ (kör) bir kavim oldular. 8. A‘RÂF-100: … Ve kalplerinin üstünü tabederdik (açılmaz damga vururduk) de artık onlar işitmezlerdi. 9. A‘RÂF-179: … Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler… 10. ENFÂL-21: İşitmedikleri halde “işittik” gibi olmayın diyenleri… 11. ENFÂL-22: Muhakkak ki; Allah katında, (yerde yürüyen) hayvanların en şerrlisi (kötüsü) akıl etmeyen sağır ve dilsizlerdir. 12. ENFÂL-31: … “Biz işittik. Şâyet biz dileseydik, bunun gibisini elbette biz de söylerdik. Bu ise ancak evvelkilerin masalıdır.” 13. HÛD-24: İki toplumun durumu, âmâ ve sağır ile gören (basar hassası çalışan) ve işitenin (sem’î hassası çalışan) durumu (örneği) gibidir. 14. NAHL-108: İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfildirler.

Dikkat ederseniz “summun” ile başlıyor. “summun” ne demek? Sağırlar. Öyleyse kalbe giden yol nereden geçer dersiniz? Nereden geçer? Evet, kalbe giden yol kulaktan geçer. Çünkü Allah Resûl'ü (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor: “Kulak işittiğini kalbe boşaltıyor.”

Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de: “Hikmet sahibi âlime kulağınızı verin.” diyor. İşte Arâf Suresi’nin 204. âyet-i kerimesi: “Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin, susun ki böylece rahmete kavuşursunuz.”

7/ARÂF-204 Ve izâ kuriel kur’ânu festemiû lehu ve ensıtû leallekum turhamûn(turhamûne). Kur’ân okunduğu zaman artık onu dinleyin! Ve susun ki; böylece rahmete kavuşturulursunuz.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1