Muhterem Hocam, mü’min ve Mü’minûn Suresinin hikmetini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, mü’min ve Mü’minûn Suresinin hikmetini açıklar mısınız?
Cevap
Allahû Tealâ Mü’minûn Suresinin 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. âyetlerinde bir mü’minde bulunması gereken vasıflar veriliyor:
23/MUMİNÛN-1 Kad eflehal mu’minûn(mu’minûne). Mü’minler felâha ermiştir. 23/MUMİNÛN-2 Ellezîne hum fî salâtihim hâşiûn(hâşiûne). Onlar, namazlarında huşû duyanlardır. 23/MUMİNÛN-3 Vellezîne hum anil lagvi mu’ridûn(mu’ridûne). Ve onlar, boş şeylerden yüz çevirenlerdir. 23/MUMİNÛN-4 Vellezîne hum liz zekâti fâilûn(fâilûne). Ve onlar, zekâtı verenlerdir. 23/MUMİNÛN-5 Vellezîne hum li furûcihim hâfizûn(hâfizûne). Ve onlar, iffetlerini (ırzlarını) koruyanlardır. 23/MUMİNÛN-6 İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne). Zevcelerine veya ellerinin altında sahip olduklarına (cariyelerine karşı davranışları) hariç. O taktirde muhakkak ki onlar, levmedilmiş (kınanmış) değildirler. 23/MUMİNÛN-7 Fe menibtegâ verâe zâlike fe ulâike humul âdûn(âdûne). Artık kim bunun ötesinde bir şey isterse o taktirde onlar, haddi aşanlardır. 23/MUMİNÛN-8 Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne). Ve onlar, emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir (uyanlar, sadık olanlardır). 23/MUMİNÛN-9 Vellezîne hum alâ salavâtihim yuhâfızûn(yuhâfızûne). Ve onlar, salâvâtlarını (namazlarını) muhafaza edenler (devam ettirenler)dir. 23/MUMİNÛN-10 Ulâike humul vârisûn(vârisûne). İşte onlar, varis olanlardır (mirasın sahipleridir).
MUMİNÛN-6: "Mü’minler felâha ermiştir." Kimdi o felâha eren mü’minler? Allah’a ulaşmayı kalben dileyenler. MUMİNÛN-2: "Onlar namazında huşû duyanlardır." Eğer kişi kalbinden Allah’a ulaşmayı dilemezse o, namazında sehiv içindedir, huşû içinde değil. MUMİNÛN-3: "Onlar boş sözlerden yüz çevirenlerdir." MUMİNÛN-4: "Onlar zekâtı verenlerdir." MUMİNÛN-5: "Onlar iffetlerini, ırzlarını koruyanlardır. MUMİNÛN-6: "Zevceleri hariç. Kim bunun ötesinde bir şey isterse o haddi aşanlardır." MUMİNÛN-8: "Onlar emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir." Ruh da emanettir. Misak yerine geldiği zaman fizik vücut emanet olur. Ahd yerine geldiği zaman nefs emaneti olur. Yemin yerine geldiği zaman irade emaneti olur ve böylece emanetlerine ve ahdlerine riayet ederler, Allah’a teslim olur. MUMİNÛN-9: "Onlar salavâtlarını (namazlarını) muhafaza edenlerdir." Böyle bir kişinin namaz kılmaması zaten düşünülemez. MUMİNÛN-10: "İşte onlar vâris (mirasın sahipleri) olanlardır."
Allahû Teâlâ Enbiyâ Suresinin 105. âyet-i kerimesinde: “Andolsun, zikirde Tevrat’tan sonra Zebur’da da arza salih kullarımızı vâris kıldık.”
21/ENBİYÂ-105 Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn(sâlihûne). Andolsun ki; zikirden (Tevrat’tan) sonra Zebur’da, arza salih kullarımızın varis olacağını, yazdık.
Onlar vâris olanlardır. Bu vârisler sâlih kullardır. Yeryüzünün vârisleri sâlih kullardır.
Mü’minûn çoğulu ifade ediyor, Mu'min tekili ifade ediyor. Yani bir nevi fert ve toplum olarak düşünün. Mesela Mü’minûn toplum, mü’minlerden oluşuyor. Mu'min bir ferttir.