Muhterem Hocam, münafıklar kimlerdir? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, münafıklar kimlerdir? Açıklar mısınız?

Cevap

Münafıklar yalan söyleyenlerdir. Münafıklar ahde vefa etmeyenlerdir. Münafıklar emanete ihanet edenlerdir. Yani bu üç özellik kimde varsa şöyle diyebiliriz.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107-108. Ayrıca bk. Buhârî, Şehâdât 28, Vesâyâ 8, Mezâlim 17, Cizye 17, Edeb 69; Tirmizî, Îmân 14.

Kaynak: Müslim Îmân 105

Ebû Hüreyre (r.a)'dan nakledilen bir hadîs:

"Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder."

"Oruç tutsa, namaz kılsa ve kendini mü'min zannetse bile."

Münafığın üç alâmeti var: "Konuşunca yalan söyler, söz verince cayar, kendisine bir şey emanet edildiği zaman ihanet eder. Bu özelliğinse oruç tutsa, namaz kılsa, kendini mü'min zanetse bile. Evet. Yani Resûlullah (S.A.V) Efendimiz'den öyle.

Bu emanet nedir? Bu emanet ruhtur. Bir insan Allah'a ulaşmayı dilemezse o zaman misakini naksetmiştir. Misakini nakseden bir insan ahdine vefa etmez.

"Ellezîne yûfûne bi ahdillâhi ve lâ yenkudûnel misâk."

Ahdine vefa etmez. Ve böyle bir kişi konuşunca kalbi kapalı olduğu için hep zannı konuşur ve yalan söyler. İşte resûllere karşı çıkan insanların hepsi münafıklardır.

67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun).

(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.

67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin).

Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri).

Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.

4/NİSÂ-141 Ellezîne yeterabbesûne bikum, fe in kâne lekum fethun minallâhi kâlû e lem nekun meakum, ve in kâne lil kâfirîne nasîbun, kâlû e lem nestahviz aleykum ve nemna’kum minel mu’minîn(mu’minîne. Fallâhu yahkumu beynekum yevmel kıyâmet(kıyâmeti). Ve len yec’alallâhu lil kâfirîne alâl mu’minîne sebîlâ(sebîlen).

Onlar sizi gözlüyorlar öyle ki, size Allah'tan bir fetih (zafer) olunca, "Biz sizinle beraber olmadık mı?" dediler. Ve şayet kâfirlerin zaferden bir nasibi oldu ise (o zaman da) “Biz sizin üzerinize siper olmadık mı? Ve size mü'minlerden (gelecek olana) mani olmadık mı?" dediler. Artık Allah, kıyâmet günü sizin aranızda hükmedecektir. Ve Allah kâfirlere, mü'minlere karşı asla bir yol açacak değildir.

4/NİSÂ-142 İnnel munâfikîne yuhâdiûnallahe ve huve hâdiuhum, ve izâ kâmû ilâs salâti kâmû kusâlâ yurâunen nâse ve lâ yezkurûnallâhe illâ kalîlâ(kalîlen).

Muhakkak ki münafıklar, Allah'a hile yaparlar. Oysa O (Allah), onlara hile yapandır. Ve onlar, namaza kalktıkları zaman, üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Ve Allah'ı pek az zikrederler.

4/NİSÂ-143 Muzebzebîne beyne zâlike, lâ ilâ hâulâi ve lâ ilâ hâulâi. Ve men yudlilillâhu fe len tecide lehu sebîlâ(sebîlen).

Onlar, bunların (küfürle îmânın) arasında bocalayıp duranlardır. Ne bunlarla ve ne de onlarla olurlar. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa, artık sen onun için asla bir yol bulamazsın (onları asla Allah'a ulaştıracak olan Sıratı Mustakîm'e ulaştıramazsın).

4/NİSÂ-144 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızûl kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîn(mu’minîne). E turîdûne en tec’alû lillâhi aleykum sultânen mubînâ(mubînen).

Ey âmenû olanlar (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenler)! Mü'minlerden başkasını, kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil kılmak mı istiyorsunuz?

4/NİSÂ-145 İnnel munâfikîne fîd derkil esfeli minen nâr(nâri), ve len tecide lehum nasîrâ(nasîran).

Muhakkak ki münafıklar, ateşin en aşağı tabakasındadırlar. Ve onlar için asla bir yardımcı bulamazsın.

Mulk Suresinin 8, 9, 10. âyet-i kerimesinde; cehennemlikler cehennemin kapılarını münafıkların hepsi de cehennemdedirler.

Allahû Tealâ Nisâ-142'ye baktığımızda ne görüyoruz. Evet, Nisâ Suresinin 142. âyet-i kerimesinde: Münafıklar Allah'a hile yaparlar. Allah'da onlara hile yapandır. Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az zikrederler.

143'e bakalım inşaallah. Nisâ-143, 144; Münafıklar cehennemin en derin yerindedirler. 140'a baktığımız zaman ne görüyoruz cehennemin en derin yerinde olan. Evet, 145'miş: "İnnel munâfikîne fîd derkil esfeli minen nâr: Cehennemin en derin yerindedirler."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1