Muhterem Hocam, mürşid deyince kimler kastediliyor, nasıl özellikleri vardır, şu zamanda mürşid var mı?
Soru
Muhterem Hocam, mürşid deyince kimler kastediliyor, nasıl özellikleri vardır, şu zamanda mürşid var mı?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, hiçbir zaman devri yoktur ki mürşid olmasın. Çünkü mürşidin tayini Allah'a aittir. Her zaman diliminde, her kavimde resûller var; her zaman diliminde, her kavimde mürşid vekil mürşidler var; her zaman diliminde, her kavimde asaleten veya vekâleten devrin imamı var.
HER ZAMAN DİLİMİNDE, HER KAVİMDE RESÛLLER VARDIR. HER ZAMAN DİLİMİNDE, HER KAVİMDE MÜRŞİTLER, VEKİL MÜRŞİTLER VARDIR. HER ZAMAN DİLİMİNDE, ASALETEN VEYA VEKALETEN DEVRİN İMAMI (ALLAH'IN HALİFESİ) VAR. 1. EN'ÂM - 48: Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar. 2. NİSÂ - 64: Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için gödermedik… NİSÂ - 80: Kim Resûl'e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah'a itaat etmiş olur. … NİSÂ - 165: müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah’a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. .. 3. İBRÂHÎM-4: Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz’dir, Hikmet Sahibi’dir. 4. NAHL-36: Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. … 5. İSRÂ-15: Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık. 6. ZUMER-71: … “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?” dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu. A'RÂF - 43: … Allah’ın, bizi hidayete erdirmesi olmasaydı, biz hidayete ermezdik. Andolsun ki Rabbimizin resûlleri hak ile gelmiştir.” dediler. “Yapmış olduklarınızdan dolayı varis kılındığınız cennet işte budur.” diye nida olunurlar. MU'MİNÛN - 44: Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. …. 7. YÛNUS-47: Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez. TEVBE - 33: Resûl'ünü müşrikler kerih görseler de, hidayetle ve hak din ile (bu dini) bütün dinler üzerine izhar etmesi (hak din olduğunu ispat etmesi) için gönderen O'dur. SAFF - 9: Resûl’ünü hidayet ile ve dinlerin hepsinin üzerine, izhar etmek için, Hakk din ile gönderen O’dur. Ve müşrikler, kerih görseler bile.
Şimdi tekrar o üçgenimizi nebîler, imamlar, resûller; halife ve resûl üçgenimizi dikkate alacak olursak,
MÜJDELEYİCİ VE UYARICI RESULLER Nebiler -Bakara 151, Enbiyâ 73, Ahzâb 7, Ahzâb 40, Âli İmrân 81 İmamlar- Secde 24, Âli İmrân 164–179, Mü’minun 44, İbrahim 4 Halifeler- Bakara 30, Enâm 165, Nur 55 Resuller- Cuma 2, Zumer 71, Yâsin 14, Arâf 35, Tâhâ 134, Mü’min 78, Bakara 87, Nahl 36 Veli Mürşitler- Âli İmrân 104–110–112, Tevbe 71–112
Bunu genişletebilirsek müjdeleyici ve uyarıcı resûller; başında Nebîler, İmamlar, Halifeler, Resûller, Veli Mürşidler, Muhlisler, Ulu’l elbâb, Muhsinler ve Zâhitler. Bunlar Allahû Tealâ'nın insanlara farz kıldığı dini yaşayan, yaşamayı öğrenen, öğreten ve en üst sevyede Allah'ın tayin ettiği mürşidlerdir. Kardeşimiz diyor: “Mürşid deyince kim kastediliyor? ”Mürşid deyince eğer konu insansa Allah'ın irşada memur ve mezun kıldığı, Allah'ın tayin ettiği, Kur'ân-ı Kerim'i öğrenen, yaşayan ve öğretenlerden bahsediyoruz. Nasıl özellikleri var? Onlar insanla Allah arasında 28 basamaklı İslâm merdivenini yaşayan kişiler.
7 SAFHA 28 BASAMAK İSLÂM MERDİVENİ Birinci 7’li Basamak: 3. basamaktan 7. basamağa kadar 3. basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK İkinci 7’li Basamak: 8. basamaktan 14. basamağa kadar 14.basamak: MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK Üçüncü 7’li Basamak: 15. basamaktan 21. basamağa kadar Dördüncü 7’li Basamak: 22. basamaktan 28. basamağa kadar 22.RUHUN ALLAH’A TESLİMİ 25.FİZİK VÜCUDUN ALLAH’A TESLİMİ 27.NEFSİN ALLAH’A TESLİMİ 28.SALÂH MAKAMI – İRADENİN TESLİMİ 28.1 SALİHLER - GÜNAHLARI 2. DEFA ÖRTÜLENLER 28.2 ŞEHİTLER - SALAH NURU VERİLENLER 28.3 SIDDÎKLAR - GÜNAHLARI 2. DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER 28.4 MÜRŞİDLER - İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER 28.5 ŞAHİTLER - İRŞADA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR 28.6 KAVİM RESÛLLERİ - İRADENİN RE’Fİ 28.7 DEVRİN İMAMLARI - NEBİLLER VE VELİ RESÛLLER - TASARRUF RIZASI
Bu 28 basamak İslâm merdivenini, 7 safha ve 4 teslimden oluşuyor. Belki yapılabilirse onu ben daha sonra inşaallah söylemek istiyorum. Nasıl özellikleri var? Allah'a ulaşmayı dilemişler; ilk yedi basamak, yedi Furkân sahibi olmuşlar ; hacet namazıyla mürşidlerini Allah'tan sormuşlar; Allah onlara mürşid göstermiş; 12 tane ihsanla mürşide tâbi olmuşlar; yedi kademe nefs tezkiyesini gerçekleştirerek hepsi ruhlarını Allah'a teslim etmişler 22. basamak; zikirlerini artırarak fizik vücut teslimini yapmışlar; 23, 25. basamak daimi zikre ulaşmışlar; 27. basamakta nefslerini teslim etmişler; ve salâha ulaşmak suretiyle, salâhın 25. kademesinde Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınmışlar. Bu irşada memur ve mezun kılınanlar, onlar Kur'ân-ı Kerim'i öğrenen, yaşayan ve Allah tarafından öğretilmekle vazifeli kılınanlardır. Her devirde var mı? Evet, kıyamete kadar her devirde var. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz Hadîs-i Şerif`inde: “Ümmetimden Allah'a itaat eden, hayırlarda yarışan bir ümmet her zaman olacaktır.” Öyleyse mürşidlerin olmadığı bir zaman dilimi yok; her zaman var. Her asırda ümmetimden Allah'a itaat eden ve hayırlarda yarışanlar. Allah'a itaat edenler, onlar Allah'a ulaşmayı dileyen; mürşidlerine tâbi olan; üst seviyede kişiler. Hayırlarda yarışanlar da onlar hayra ulaşmış, daimi zikrin sahipleri. Bunlar hep var olacaktır.
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Elbanî, Nasuriddîn, Silsiletü’l-Ehadîsi’s-Sahîha, Beyrut, 1991, V/7 “Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.”
Belki bu söylediğim şeyi muhtevayı, sadece daimi zikre ulaşana kadar ki olan kesimde ele alın.