Muhterem Hocam, mürşid kime denir?
Soru
Muhterem Hocam, mürşid kime denir?
Cevap
Mürşid, 7 safha 4 teslimi yaşayan kişidir. Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bütün sahâbesi birer mürşiddi.
PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) VE SAHÂBENİN (MUHACİR VE ENSARIN) YAŞADIĞI 7 SAFHA İSLÂM BAKARA-151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (A) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (B) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (C) size Kitap’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve (D) hikmeti öğretsin ve (E) (hikmetin özü olan) bilmediğiniz şeyleri öğretsin. (A) - Âyetlerin Tilâveti 1 - Allah’a Ulaşmayı Dilemek ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta kul olmaktan içtinap ettiler. Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır... ENFÂL-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız size furkan sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder... 2 - 12 İhsanla Mürşide Tâbî Olmak MUMTEHİNE-12: ...sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile... (B) - Nefs Tezkiyesi 3 - Ruhun Allah’a Teslimi RA’D-21: ...Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar... (C) - Kitabın Öğretilmesi 4 - Fizik Vücudun Allah’a Teslimi ÂLİ İMRÂN-20: ...de ki; “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir... (D) - Hikmetin Öğretilmesi 5 - Nefsin Allah’a Teslimi ZUMER-18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun en ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri). 6 - İrşada Ulaşmak BAKARA-139: De ki: “Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız). HUCURÂT-7: ...Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır. (E) - Hikmetin Ötesi 7 - İradeyi Allah’a Teslim Etmek TEVBE-100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden bir kısmı ensardan ve bir kısmı da onlara ihsanla tâbî olanlardandı...
Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz’in sahâbeyle yaşadığı 7 safha 4 teslim. Hepsi kalben Allah’a ulaşmayı dilediler. O zaman mürşid evvel emirde kalben ulaşmayı dileyen kişidir. Sahâbenin hepsi Resûlullah (S.A.V)’e tâbî oldular. O zaman mürşid, mürşidine tâbî olan kişidir. Sahâbenin hepsi ruhlarını Allah’a teslim ettiler. O zaman mürşid, ruhunu Allah’a teslim eden kişidir. Sahâbenin hepsi fizik vücudunu Allah’a teslim ettiler. O zaman mürşid, fizik vücudunu Allah’a teslim eden kişidir. Sahâbenin hepsi daimî zikre ulaştılar. Mürşid, daimî zikirde olan kişidir. Sahâbenin hepsi irşada ulaştılar. Mürşid, irşada ulaşan kişidir. Ve sahâbenin hepsi iradelerini de Allah’a teslim ettiler; velî mürşid oldular. Sahâbenin hepsi velî mürşid oldu. Ne diyor Tevbe-100’de sahâbe için?
9/TEVBE-100: Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu). O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine’deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.
O zaman demek ki mürşid kimdir? 7 safha 4 teslimi yaşayan kişidir. Siz mürşidinizi Allah’tan isteyeceksiniz. Birileri, mürşidlikle alâkaları yok ama “Ben mürşidim.” diyor. O zaman onlar yankesicidirler. Ama siz mürşidi ondan bundan değil, Allah’tan sorarsanız; Nisâ Suresinin 59. âyet-i kerimesinde Allah şöyle buyuruyor:
4/NİSÂ-59: Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ(te’vîlen). Ey âmenû olanlar (îmân edenler)! Allah’a ve Resûl’e ve sizden olan idarecilere (emir verme yetkisinin sahiplerine) itaat edin. Bundan sonra eğer bir hususta ihtilâfa düşerseniz, o taktirde Allah’a ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, onu Allah’a ve Resûl’üne götürün. Bu daha hayırlıdır ve tevîl (yorum) bakımından en güzelidir.
Allah’tan sormanın yolu: Bilinmeyen bir bilgi istihare namazıyla Allah’tan sorulabilir. Eğer bir hacetiniz var, Rabbinizin yerine getirmesini istiyorsanız hacet namazı kılarak bununla Allah’a müracaat edeceksiniz. Ama onun dışında da Resûl’den de sorabilirsin. Resûl’den nasıl soracağız? Allahû Tealâ Enbiyâ-7’de ve Nahl Suresinin 43 ve 44. âyet-i kerimesinde bakın ne buyuruyor.
21/ENBİYÂ-7: Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne). Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
16/NAHL-43: Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne). Ve Biz, senden önce, kendilerine vahyettiğimiz ricalden (erkeklerden) başkasını (resûl olarak) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o taktirde zikir ehline (daimi zikir sahiplerine) sorun!
16/NAHL-44: Bil beyyinâti vez zuburi, ve enzelnâ ileykez zikre li tubeyyine lin nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne). Beyyinelerle (ispat vasıtaları ile) ve semavî kitaplarla (resûller gönderdik) onlara indirilenleri, insanlara beyan etmen (açıklaman) için sana da zikri (Kur’ân-ı Kerim’i) indirdik. Umulur ki böylece onlar, tefekkür ederler.
Ve Bakara Suresinin 186. âyet-i kerimesinde; insanla Allah arasındaki ilişki dua üzerine kurulmuştur. Bakara-186’da diyor ki:
2/BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne). Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
Yani biz zikir ehline suali sorduğumuz zaman aslında gerçekte kime sormuş oluyoruz? Allah’a. Çünkü zikir ehli 7 safha 4 teslimi yaşayandır. Ruhunu teslim etmiştir Allah’a. Fizik vücudu teslimini yapmıştır Allahû Tealâ’ya. Nefsini teslim etmiş, iradesini teslim etmiştir. Yani teslim-i küllî ile Allah’a teslim olmuştur. O zaman teslim-i küllî ile Allah’a teslim olana siz itaat ederseniz Allah’a itaat etmiş olursunuz. Siz ona sual sorarsanız Allah’a sormuş oluyorsunuz. Cevabını o size veriyor inşaallah. Allah razı olsun.