Mürşid konusunda inanılması, rehber alınması gereken tek şeyin Kur’ân olduğunu düşünüyorum. Kur’ân-ı Kerîm bir rehber olarak yeterli midir?

Soru

Mürşid konusunda inanılması, rehber alınması gereken tek şeyin Kur’ân olduğunu düşünüyorum. Kur’ân-ı Kerîm bir rehber olarak yeterli midir?

Cevap

Elbette ama Kur’ân-ı Kerîm zaten mürşide tâbî olmayı farz kılıyor. Yani Allahû Tealâ Enbiyâ Sûresi’nin 73. âyet-i kerimesi bu Kur’ân’ın bir âyetidir ve:

21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne). Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.

Öyleyse Allahû Tealâ, Kendisiyle diğer insanlar arasında imam tayin ediyor. Bu imam bir mürşiddir.

Asaleten devrin imamların olmadığı dönemlerde de Allahû Tealâ, Âli İmrân 179’a göre velî resûllerden seçtiği bir kişiyi; Secde 24’e göre vekâleten devrin imamı olarak tayin ediyor.

3/ÂLİ İMRÂN-179 Mâ kânallâhu li yezerel mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minet tayyib(tayyibi), ve mâ kânallâhu li yutliakum alâl gaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulihî, ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm(azîmun). Allah, habis olanı (kötüyü), temiz olandan (mü'min olanı, mü'min gözükenden) ayırıncaya kadar mü'minleri, sizin bulunduğunuz hâl üzere (mü'min olanla mü'min gözükenin bir arada olduğu bir durumda) terk edecek değildir. Ve Allah sizi gayba muttali edecek (gaybı bildirecek) değildir. Ve lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer (gaybı o resûlüne bildirir). O halde, Allah'a ve O'nun resûllerine îmân edin. Ve eğer âmenû olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için "Büyük Ecir" vardır.

32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne). Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.

Öyleyse imamet açısından Âdem (A.S.) ile başlayan İslâm zinciri bugüne kadar kesintisiz olarak devam ediyor. Şu an âhir zamandayız ve hidayet çağında Devrin İmamı Mehdi (A.S.) Öyleyse hidayete erdiren bir imamın olmadığı hiçbir zaman dilimi yoktur. Onun dışındaki bütün mürşidler hidayette vesile olanlardır.

Allahû Tealâ Mâide 35’te: “Vesileyi Allah’tan isteyin.”

En’âm 38’de: “Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”

Enbiyâ 7’de ise : “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun.”

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

6/ENÂM-38 Ve mâ min dâbbetin fîl ardı ve lâ tâirin yatîru bi cenâhayhi illâ umemun emsâlukum, mâ farratnâ fîl kitâbi min şey’in summe ilâ rabbihim yuhşerûn(yuhşerûne). Ve yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa (4 ayaklı) hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki; sizin gibi ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rab’lerine haşrolunacaklar (olunurlar).

21/ENBİYÂ-7 Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne). Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.

Bütün bu hulesaya baktığımız zaman ne görüyoruz? Evet, her zaman mürşid var ve mürşidimizi Allah’tan istememiz gerekir. Hacet namazıyla. Gerçekten Kur’ân-ı Kerîm bir mürşittir. Ne zaman o Kur’ân’ın, kitabın emirlerine itaat ettiğiniz zaman, o emir mürşide ulaşmanızı şart koşuyor, farz kılıyor üzerimize. Her ilmin öğrenilmesi için tâbiiyet asıldır. Öyleyse eğer Kur’ân-ı Kerîm bir mürşitse ve mürşide ulaşmayı tâbiiyeti farz kılıyorsa elbette o zaman bizlerin de hacet namazını kılarak mürşidini Allah’tan sorması asıldır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 12 Eylül 2026Son güncelleme: 12 Eylül 20263 dk okuma2