Muhterem Hocam, mürşid konusunda onlar gibi olmak bizim haddimize düşmez ama dilerim yolumuz onlara doğru gider. Her insan mürşid olamaz mı?
Soru
Muhterem Hocam, mürşid konusunda onlar gibi olmak bizim haddimize düşmez ama dilerim yolumuz onlara doğru gider. Her insan mürşid olamaz mı?
Cevap
Bir kişiyi sıfır noktasından alıp Allah’ın dostu, daha sonra yakın bir dostu, en sonunda bir mürşid haline getirecek olan bir tekâmül, bütün insanlar için Allahû Tealâ’nın temel emridir.
Kur’ân-ı Kerim herkesi mürşid olmaya davet eder. Kur’ân-ı Kerim herkesi kendisine dost olmaya davet eder, peşinden mürşid olmaya davet eder.
Herkes bu yola, Allah’ın yoluna sıfırdan başlar.
MARUF İLE EMREDEN VE MÜNKERDEN NEHYEDENLER (VELÎ MÜRŞİDLER) 1. ÂLİ İMRÂN-104 Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir. 2. ÂLİ İMRÂN-110 Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehyedersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır. 3. ÂLİ İMRÂN-114 Onlar, Allah'a ve yevm'il âhire îmân ederler, mâruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar, salihlerdendir. 4. TEVBE-71 Ve mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin dostlarıdır. Maruf ile emreder ve münkerden nehyederler (yasaklarlar) ve namazı ikame ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O’nun Resûl'üne itaat ederler. İşte onlar, Allah, onlara rahmet edecek. Muhakkak ki Allah; Azîz’dir, Hakîm’dir. 5. TEVBE-112 …Allah’a ulaştırmak için ruhlarını yola çıkaranları, yeryüzünde ibretle gezip tefekkür edenleri); rükû ve secde edenleri, marufla emredenleri, münkerden nehyedenleri (yasaklayanları), Allah’ın hudutlarını muhafaza edenleri ve mü’minleri müjdele! 6. HACC-41 Yeryüzünde onlara imkânlar verseydik, namazı ikame ederler (kılarlar), zekâtı verirler, maruf ile emrederler ve münkerden nehyederlerdi (yasaklarlardı). Bütün işlerin akıbeti (sonucu), Allah’a aittir (hüküm ve takdir Allah’ındır). 7. LOKMÂN-17 Ey yavrum, namazı ikame et (namaz kıl)! Maruf ile (irfanla, iyilikle) emret ve münkerden (kötülükten) nehyet (münkeri yasakla, mani ol). Ve sana isabet eden şeylere (musîbetlere) sabret. Muhakkak ki bu, azmedilen (mutlaka yapılması gereken) işlerdendir.
Allah’a ulaşmayı dileyerek, bir dilekle başlar ki bu dileğin arkası art arda gelecektir. İşte bu yol, mutluluk yolu; kişiyi mürşid vasıflarını kazandırma yoludur. Allahû Tealâ’nın bir farz emridir.
Öyleyse 1. basamaktan başlayan, 28. basamağın 5. kademesinde Allah’ın Zat’ını görerek Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı kişi, art arda basamakların öğrenilip yaşanılmasıyla gerçekleşiyor.
Evvela öğrenmek, ilim ibadetini ve sonra onu yaşayabilmek. 14 asır evvel sahâbe hep bu standartlar içerisinde hedefe ulaştılar. Allah Resûlü (S.A.V) âyet ve âyet onlara Kur’ân’ı öğretti; ama öğrendikleri âyetleri bir bir hayatlarına tatbik ederek onlar yaşadılar.