Muhterem Hocam, mürşid sayısı gün geçtikçe azalmış oluyor mu?

Soru

Muhterem Hocam, mürşid sayısı gün geçtikçe azalmış oluyor mu?

Cevap

Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Elbanî, Nasuriddin, Silsiletu’l-Ehadisi’s-Sahiha, Beyrut, 1991, V,7

"Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır."

Kur’ân-ı Kerîm’de bunun müjdesini veriyor. İsrâ 15’te: “Resûl göndermedikçe azap etmeyiz.”

17/İSRÂ-15: Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsih(nefsihî), ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziretun vizre uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).

Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

Bakara 87’de: “Resûllerimizi art arda gönderdik.”

2/BAKARA-87: Ve lekad âteynâ mûsâl kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsâbne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).

Andolsun ki, Biz, Musa'ya kitap verdik ve ondan sonra art arda resûller gönderdik. Ve Meryem'in oğlu İsa'ya beyyineler (açık deliller) verdik ve onu Ruh'ûl Kudüs ile destekledik. Öyle ki, nefslerinizin hoşlanmadığı bir şeyle gelen resûle karşı, her defasında kibirlendiniz. Bu sebeple bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyorsunuz.

MU'MİNÛN 44’te: “Art arda gönderdiğimiz resûller...”

23/MU'MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).

Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü'min olmayan kavim (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun.

16/NAHL-89: Ve yevme neb’asu fî kulli ummetin şehîden aleyhim min enfusihim ve ci’nâbike şehîden alâ hâulâ(hâulâi), ve nezzelnâ aleykel kitâbe tibyânen likulli şey’in ve huden ve rahmeten ve buşrâ lil muslimîn(muslimîne).

Ve o gün, bütün ümmetlerin içinde, onların üzerine, onların kendilerinden bir şahit beas ederiz (vazifeli kılarız). Ve seni de onların üzerine şahit olarak getirdik. Ve sana, herşeyi beyan eden (açıklayan), hidayete erdiren ve rahmet olan Kitab'ı, müslümanlara (Allah'a teslim olanlara) müjde olarak indirdik.

Bütün bu âyetler her devirde mürşidlerin varlığına işaret eder. Bütün devirlerde, bütün kavimlerde mutlaka Allah’ın bir resûlü hayattadır. Veli resûl.Bir resûl ölünce Allahû Tealâ onun yerine yenisini mutlaka vazifeli kılar ve ona vahyetmeye başlar. Hiçbir kavim, hiçbir devirde resûlsüz kalmamıştır.

Ama Allah ile ilişkileri olan, O’ndan vahiy alabilen mürşidlerin sayısı artık zamanımızda çok azdır. Ortalıkta çok sayıda mürşid var gibi görünür ama büyük kısmı realitede mürşid değildir. Allah ile hiç bir şekilde bir temasları olmamıştır. Olsa zaten o kişi derhal Devrin İmamı’na bağlanır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20262 dk okuma0