Muhterem Hocam, mürşid sevgisi Peygamberimiz (S.A.V) sevgisini de beraberinde getirir mi?
Soru
Muhterem Hocam, mürşid sevgisi Peygamberimiz (S.A.V) sevgisini de beraberinde getirir mi?
Cevap
Evet. Nitekim Yûnus buyuruyor ki:" Gel ey gardaş Hakk'ı bulayım dersen, bir kâmil mürşide varmasan olmaz. Resûlün cemalini göreyim dersen bir kâmil mürşide varmasan olmaz." Öyleyse görüyoruz ki resûl sevgisi yine mürşid sevgisiyle hedefe ulaşılabilir. Ahzâb 40'ta,
33/AHZÂB-40 Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (S.A.V), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
"Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in Hatemül Enbiyâ olduğu zikrediliyor. Ama benden sonra nebî gelmeyecek ama benden sonra imamlar, halifeler gelecek. Öyleyse her devirde mutlaka resûlün varisi olan imam ve halife vardır. İşte her devirdeki imam ve halifeye olan sevgi Resûllulah'a olan sevginin mutlaka tecellisidir. Nisâ 64'te Allahû Tealâ:
4/NİSÂ-64 Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
"Ey Muhammed (S.A.V) Efendimiz, biz resûllerimizi insanlar itaat etsin diye gönderiyoruz. O nefslerine zulmedenler sana gelselerdi, Allah'tan mağfiret dileselerdi ve resûl de onlar için mağfiret dileseydi Allah onların tövbesini kabul ederdi."buyuruyor. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz Hatemül Enbiyâ olması hasebiyle asaleten devrin imamı, asaleten şefaat yetkisine sahip ve asaleten bu görevin sahibidir. Ama onun olmadığı dönemlerde vekaleten devrin imamı vardır ve vekaleten şefaat yetkisine sahiptir. İşte nebî resûllerle, velî resûllerin 20 farklı özelliği var.
NEBÎ (PEYGAMBER) RESULLER, ŞERİAT KİTABI VERİLENLER
1. Nebi kelimesi sadece Peygamberler için kullanılır. ÂLİ İMRÂN - 81
2. Sadece insanlardan seçilirler. BAKARA - 213
3. Aynı soydan gelirler. MERYEM - 58
4. Aynı anda 2 Nebi olmamıştır. FURKÂN - 35
5. Aralarında fetret devri vardır. MÂİDE - 19
6. Şeriat kitabı sahibidirler. ÂLİ İMRÂN - 81
7. Nebi Resullerin 5 görevi vardır. BAKARA - 151
8. Nebi Resul Asaleten hepsi devrin imamıdır. ENBİYÂ - 73
9. Asaleten şefaat yetkisine sahiptir. MERYEM - 87
10. Peygamber Efendimiz son Nebidir. AHZÂB - 40, BAKARA - 213
VELÎ RESULLER, PEYGAMBERLERİN ŞERİAT KİTABI İLE AMEL EDENLER
1. Resul, Peygamberler dışındaki kişiler için de kullanılmıştır. YÛSUF - 50, NEML - 35
2. İnsanlardan, Meleklerden ve Cinlerden olabilirler. HACC - 75, EN’ÂM - 130
3. Farklı soydan gelirler. ÂLİ İMRÂN - 179, İBRÂHİM – 4
4. Aynı anda bütün kavimlerde Veli resuller vardır. NAHL - 36, İBRÂHİM - 4, MU’MİNÛN - 44, YÂSİN - 13-14-16-20
5. Fetret devri yoktur art arda gelir. MU’MİNÛN - 44
6. Nebîlere verilen şeriat kitaplarıyla hükmederler. ÂLİ İMRÂN - 81
7. Veli resullerin 4 görevi vardır. ÂLİ İMRÂN - 164, CUMA - 2
8. Veli resullerin içlerinden biri Vekaleten Devrin imamı olarak seçilir. SECDE - 24
9. Vekaleten şefaat yetkisi vardır. ENBİYÂ - 28
10. Kıyamete kadar devamlı resuller gelecektir. ÂLİ İMRÂN - 81
Bu 20 tane farklı özellikten özellikle asaleten şefaat yetkisine sahip olan Peygamberimizin olmadığı dönemde vekaleten şefaate sahip olan devrin imamının ona tâbî olanlar için mağfiret dilemesi. Onların da günahlarını sevaba çevrilmesini ifade eder. Bu vekaleten şefaattir. Nebî resûller asaleten devrin imamıdır ama veli resûller de vekaleten devrin imamı olarak seçilirler. Nebî resûllerin beş görevine karşı veli resûller dört görevin sahibidir.
Dolayısıyla peygamberlerin bulunmadığı her devirde mutlaka Allahû Tealâ bir halifesini peygamberlerin varisi olarak seçmiştir ve peygamberin yaptığı herşey devrin halifesine miras olarak bırakılmıştır. Peygamberler nelerle vazifeliyseler bütün konular bu muhteva içerisinde geçerlidir. Devrin halifesi mürşiddir, resûldür ama velîdir ve asla nebî değildir. Peki kim sever Allah'ın resûlünü? Resûlü sevenler sadece Allah'a ulaşmayı dileyenlerse, Allah'a ulaşmayı dileyen herkes de mutlaka cennete gideceğine göre Resûle sevgi tek başına bir kurtuluş belgesidir. Evet. Bir bedevi geliyor.
"Ya Resûllulah ben cennete gitmek istiyorum." "Namaz kıl diyor." "kılamıyorum" "oruç tut" diyor. "Tutamıyorum" "zekât ver" diyor. "Veremiyorum" "hacca git" diyor. "Yapamıyorum." "Peki ne yapıyorsun?" "Ben seni çok seviyorum." Herkes sevdiğiyle beraber haşrolur. Öyleyse mürşid sevgisi tek başına kurtuluş vesilesidir. Hadîs-i şerifte kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur, beni seven de cennette benimle beraber olur buyuruluyor.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi, Sünen, İlim, 39/16.
“Kim benim sünnetimi ihya ederse beni sevmiş olur. Beni seven de cennette benimle beraber olur.”
Yine bir başka hadîste,
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ebû Dâvûd, İlim,1; Tirmîzî, İlim,19; İbnu Mâce, Mukaddime,17; Dârimî, Mukaddime, 32; Kütüb-i Sitte, Âlimlerin Fazileti; Ravi: Ebu’d-Derda, Hadîs No: 4108.
“Âlimler, peygamberlerin varisleridir. Şüphesiz peygamberler, altın ve gümüş cinsi maddî şeylerden miras bırakmazlar. Onlar sadece ilim bırakırlar. Kim o ilmi alır ve hakkı ile amel edip yaşarsa, (Dünya ve ahirette) büyük bir nasîp ve derece elde etmiş olur.
"Âlimler peygamberlerin varisleridir" buyurulmuştur. Peygamberler ne dinar ne dirhem bırakmadılar. Ancak ilim bıraktılar. Şu halde o ilmi alan büyük bir pay sahibi olmuş olur.