Muhterem Hocam, mürşid tam olarak ne demektir?
Soru
Muhterem Hocam, mürşid tam olarak ne demektir?
Cevap
Mürşid, irşad yolunun öğretmeni. Belki öğretmenle ancak tarif ederim ki bu sualin sahibi kardeşimiz anlasın. Nasıl okula gittiğiniz zaman her dersin bir öğretmeni varsa, Allahû Tealâ’nın Kur’ân-ı Kerim’de de mürşid, Allah’a ulaştıran irşad yolunun öğretmenidir. Ama öğretmen eşittir mürşid diyebilir miyiz? Hayır.
ORTAK AKIL NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır. 1. Kin ve Nefret 2. Küfür 3. Yalan 4. Zulüm 5. Haset 6. Cehalet 7. Cimrilik 8. Öfke ve Gayz 9. İsyan 10. Sabırsızlık 11. Kibir ve Gurur 12. Hırs ve Şehvet 13. Nankörlük 14. Dedikodu 15. Zan 16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar) 17. Vefasızlık 18. Mürailik 19. Fitne Fesat RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır. 1. Sevgi 2. Îmân 3. Doğruluk 4. Adalet 5. Edep 6. İlim 7. Cömertlik 8. Sekînet 9. İtaat 10. Sabır 11. Tevazu 12. Kanaat 13. Şükür 14. Ketumiyet 15. Hakikat 16. Faziletler 17. Vefa 18. İhlâs 19. Tevhit
Öğretmen sadece akla hitap eder. Ama mürşid bir, akla hitap ediyor. İki, iradeye hitap ediyor. Üç, ruha hitap ediyor. Dört, nefse hitap ediyor. Beş, fizik vücuda hitap ediyor. Öyleyse mürşidin diğer öğretmenden farklı tarafı ne? Dört tane farklı tarafı var. Bu neden gerekli? Mürşid sadece öğretmez. Aynı zamanda öğrettiğini yaşatıyor.
Öğretmen öğretiyor. İşi bu kadar. Şu anda okullardan mezun olanlar diplomalarını aldıktan sonra tekrar hocalarıyla bir ilişki içinde oluyorlar mı? Hayır. Mezun oluyor, işe gidiyor. Eğer öğrenecekse, yaşayacaksa işte bunu öğreniyor. Ama mürşid öyle değil. Söylediklerini öğretmekle birlikte, o söylediklerini o kişinin yaşayabilmesi için sonuna kadar onunla beraberdir. Yetmez. Arkasından devrin imamı ise bu öğrettikten sonra da onunla beraber ve size daha ötesi bilmediğiniz şeyleri öğretir.
Ben öğretmen kelimesini kullandım. Sebebi, yani çoğunlukla herkes öğretmenin ne olduğunu biliyor. Mesela bugün okullardan diploma almak isteyen kişinin ne yapması lâzım? Gidip ders alması lâzım. Öğretmenlerden geçer not alması lâzım. Arkasından da hakikaten ortalaması geçerse o zaman sınıf geçiyor. Arkasından da diplomasını alıyor. Din konusunda da öğretmen mürşiddir.
Sevgili kardeşlerim, ben aslında bir test yapmak istiyorum insanların gözünün önünde. Nedir bu test diyeceksiniz? Kur’ân-ı Kerim vahiydir. Şimdi şu an bütün Türkiye’de yaklaşık 86 milyon insana sorsanız, “Vahiy var mıdır?” “Vahiy kesilmiştir.” değil mi? Ama herkes, “Bana Kur’ân yeter.” diyor. Şimdi soruyorum sizlere. Sahnede bu testi yapsam, “Gel kardeşim, sen vahiy biliyor musun?” “Hocam ne diyorsun? Vahiy çoktan kesildi. Ben nasıl vahiy bilebilirim?” diyecek değil mi? Ama sual sorsan, “Kur’ân bana yeter, Kur’ân oku.” diyecek. Kur’ân vahiy. Sen Kur’ân vahiy olmasına rağmen, “Vahiy de kesilmiş.” diyorsun. Vahiy de almıyorsun. O zaman bu ne? Demek ki aslında okuduğunda sen aldanıyorsun. Gerçekten de böyle kişiler Kur’ân’ın muhatabı nasıl insanlardır? Sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler. Kör olan insan Kur’ân’ı okuyabilir mi? Sağır olan insan âyetlerin mânâsına varabilir mi? Ve diğeri idraksız.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYEN KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLAN, DÜNYANIN PEŞİNDEN KOŞANLAR 1. BAKARA-18: Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler. 2. BAKARA-171: (…Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler). 3. MÂİDE-71: …kör ve sağır (hakkı görmez ve işitmez) oldular. Sonra, Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan birçoğu kör ve sağır oldular… 4. EN'ÂM-39,40: Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde sağırlardır, dilsizlerdir… … Allah’ın ayetlerini inkâr edenler karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir… 5. EN'ÂM-46: …İşitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?… 6. EN'ÂM-104,110: Kimin de kalp gözü kör kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir.… Ve onların fuâd hassalarını ve basiretlerini evvelce O’na inanmadıkları ilk zamanki hallerine çeviririz… 7. A‘RÂF-64: … Ve âyetlerimizi yalanlayanları boğduk. Muhakkak ki; onlar âmâ (kör) bir kavim oldular. 8. A‘RÂF-100: … Ve kalplerinin üstünü tabederdik (açılmaz damga vururduk) de artık onlar işitmezlerdi. 9. A‘RÂF-179: … Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler… 10. ENFÂL-21: İşitmedikleri halde “işittik” gibi olmayın diyenleri… 11. ENFÂL-22: Muhakkak ki; Allah katında, (yerde yürüyen) hayvanların en şerlisi (kötüsü) akıl etmeyen sağır ve dilsizlerdir. 12. ENFÂL-31: … “Biz işittik. Şayet biz dileseydik, bunun gibisini elbette biz de söylerdik. Bu ise ancak evvelkilerin masalıdır.” 13. HÛD-24: İki toplumun durumu, âmâ ve sağır ile gören (basar hassası çalışan) ve işitenin (sem’î hassası çalışan) durumu (örneği) gibidir. 14. NAHL-108: İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfildirler.
Ama işte öyle bir dönemde yaşıyoruz ki nereden bakarsan bak deveye neden boynun eğri demişler; o da nerem doğru ki, demiş. Şu anda sokak röportajları yapıyoruz. Kardeşlerimiz soruyorlar. “Bırak mürşidi, Kur’ân bana yeter.” diye cevap veriyor. Kur’ân vahiy kitabı. Sen; vahiy kesilmiştir diyen, vahyi Allah’tan almayan sen, bu vahiy kitabını nasıl okuyorsun? Bana bir söyler misin?