Muhterem Hocam, mürşid tam olarak nedir? Bana anlatabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, mürşid tam olarak nedir? Bana anlatabilir misiniz?
Cevap
Tabiî ki. Mürşid; irşada ulaşmış, Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınmış ve kendisine tâbî olanları da irşad eden kişidir. Nasıl mürşid olmuştur? O da bizim gibi bir insan. Ama Allah’a giden yolun başlangıcı, bidayeti mutlaka tebliğ. Kendisine tebliğ yapılmış, Allah’a davet edilmiş.
Kur’ân-ı Kerim’deki âyetlerde resûllere baktığımız zaman bütün resûllerin birincil görevi Allah’a davettir. İşte Enfâl-24: “Allah ve Resûl’ü sizi hayat verecek şeylere davet ettiği zaman daveti kabul edin.”
8/ENFÂL-24: Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va’lemû ennallâhe yehûlu beynel mer’i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler), Allah ve Resûl’ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin! (Hepinizin ruhu Allah’ta toplanacak ve Allah, ruhlarınıza meab olacak.)
Yûsuf-108: “Ben ve bana tâbî olanlar görerek Allah’a davet ediyoruz.”
YÛSUF-108: Kul hâzihî sebîlî ed’û ilâllâhi alâ basîratin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah’ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”
Yûnus-25: Teslim yurdu olan Allah’ın Zat’ına davet.
10/YÛNUS-25: Vallâhu yed’û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm.
Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.
Nahl-125: Hikmetle Allah’a davet.
NAHL-125: Ud’u ilâ sebîli rabbike bil hikmeti vel mev’ızatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsenu, inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan (Sıratı Mustakîm’den) sapanları (dalâlete düşenleri) ve hidayete erenleri bilir.
Hacc-67: Rabbine davet.
HACC-67: Li kulli ummetin cealnâ menseken hum nâsikûhu fe lâ yunâziunneke fîl emri ved’u ilâ rabbike, inneke le alâ huden mustekîm(mustekîmin).
Ve Biz, bütün ümmetler için mensek (tek bir şeriat) tayin ettik. Onlar, onunla (o şeriatle) amel ederler (etsinler). Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler (çekişmesinler). Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.
Kasas-87: Rabbine davet.
KASAS-87: Ve lâ yasuddunneke an âyâtillâhi ba’de iz unzılet ileyke ved’u ilâ rabbike ve lâ tekûnenne minel muşrikîn(muşrikîne).
Ve Sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasınlar. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
Fussilet-33: Allah’a davet.
FUSSİLET-33: Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).
Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
Bu davetin muhtevasında ne var? Allah’ın Zat’ından bize üfürülen ruhu, sahibi olan Allah’a hayattayken ulaştırmak var. Allah bize bu emaneti tevdi ediyor ve dikkat edin, “Allah’a ulaşmayı dilemek” diyoruz. Hayata neyle diriliyoruz? Ruhun talebi olan Allah’a ulaşmayı dilemekle. Ruhun manevî kalbinde 19 tane haslet var.
Bu hasletlerden birincisi ne? Sevgi. Hatta Efendimiz öyle sevgiyi anlatıyor ki 19 hasletin içerisindeki ağırlık oranı; terazinin bir kefesinde tek başına sevgi, diğer kefesinde 18 tane haslet varsa ağır olan, basan nedir? Sevgidir. Diğer hasletlerin hepsi sevgiden doğmuştur. Aynı zamanda tam tersi de söz konusu. 19 tane afetin de 18’i nereden türüyor? Kin ve nefretten türüyor.
Onun için Yunus diyor ki: “Düşmanımız kindir bizim. Biz kimseye kin tutmayız.”
Mürşid ne yapmıştır? Davete muhatap olmuştur. Ulaşmayı dilemiştir. Ulaşmayı dilediği an Allahû Tealâ da onun kalbinde mürşid sevgisini oluşturmuş ve hacet namazıyla Allah’ın kendisine gösterdiği mürşide gidip tâbî olmuştur. Tâbî olduktan sonra Allah’ın garantisinde seyr-i sülûkla ruhu 7 tane gök katını yükselerek, 7 âlemi geçtikten sonra Allah’ın Zat’ına ulaşmıştır. Ama bu, kişinin 7 kademedeki nefs tezkiyelerine paralel.
Ölen bir ruha refakatçi olan, ona kılavuzluk eden meleklerdir. Ama hayattayken ruhunu Allah’a ulaştıran kişiye refakatçi olan devrin imamıdır. Devrin imamının o kişinin ruhunu seyr-i sülûkla Allah’ın Zat’ına ulaştırabilmesi, o kişinin de bedeli ödemesine bağlı; 7 kademedeki nefs tezkiyesini zikirle geçmesine bağlı.
Kişinin ruhu Allah’a ulaştıktan sonra tekrar bir taleple: “Ya Rabbim, bütün bu beğendiğim, gıpta ettiğim evliyalar nasıl fizik vücutlarını Sana teslim ettilerse ben de Sana fizik vücudumu teslim etmek istiyorum. Beni de o muhsin kullarının arasına kat.” diye ifade ediyor.
Gerçekten de bu talep kalbinde varsa mutlaka Allah yardım eder ve o fizik vücut teslimine, bütün noktalarda Allah’ın yardımıyla hedefine ulaşır. Bunu yaptıktan sonra 3. hedef daimî zikir: “Ya Rabbim, bu Allah dostları Sana nasıl nefslerini teslim etmişlerse, Sen onları nasıl daimî zikre ulaştırmışsan ben de daimî zikre ulaşmak istiyorum. Benim de nefsimin manevî kalbindeki bütün 19 tane afeti tamamen dışarıya atmanı, temizlemeni diliyorum ve böylece daimî zikirdeki ulûl’elbab kullarından olmak istiyorum.”
Bunu gerçekleştiren kişi ihlâsa böyle talepte bulunur. Zaten ihlâsın talebi aynı zamanda Tövbe-i Nasuh’tur ve seher vaktinde bu gerçekleşiyor. Böylece seher vaktinde Tövbe-i Nasuh’la tövbe eden kişi salâha ulaşmış, salâhın 4. kademesinde iradesini Allah’a teslim etmiş. İradesini teslim eden kişiye Allahû Tealâ Zat’ını da gösteriyor. Allah’ın Zat’ını gören, rüyetullah olan o kişi Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınıyor. İrşada memur ve mezun kılınan insanlara Kur’ân-ı Kerim’deki adıyla velî mürşid deniyor.
Kimler için velî mürşid var? Kimler için yok? Kalben ulaşmayı dileyen herkes için velî mürşid var. Ama kalben ulaşmayı dilemeyenler asla mürşid bulamaz. Çünkü mürşidin Allah tarafından ona gösterilmesi mutlaka şarta bağlıdır. Onun için Şah-ı Nakşibend Hazretleri diyor ki: “Allah rızası itaatle.”
Öyleyse bir insanın mürşidine ulaşabilmesi için mutlaka Allah’ın emrine itaat etmesi lâzım. Nedir bu emir? 12 kere üzerimize farz kılınan, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması. Kabulü duada, mürşidine tâbî olduğu zaman ne duası vardır? “Ya Rabbim, ben de Senden mağfiret talep ediyorum. Benim de günahlarımı sevaba çevir.” diye talepte bulunur. Allah velîleri halkın içinde saklar.
Böylesi bir noktadaki kişinin ruhu mutlaka Allah’a ulaşır mı? Evet. Hûd-29’da Nuh (A.S):
11/HÛD-29: Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).
Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.
“Ben bu yanımda olanları kovamam. Mutlaka onlar Rab’lerine mülâki olacaklardır.” Böylece o kişinin ruhu Allah’a ermiştir, Allah’ın Zat’ına ulaşmıştır. Herkesten istenen bu. Böyle bir duayı yapmamız lâzım. Ancak bu dua ile tüm hedeflerimize ulaşabiliriz. Allah razı olsun.