Muhterem Hocam, mürşide tâbî olmak insanın ufkunu kapatır mı?

Soru

Muhterem Hocam, mürşide tâbî olmak insanın ufkunu kapatır mı?

Cevap

Tam tersi. Mürşide tâbî olmak her gün ufkumuzu açan bir muhteva içeriyor. 14 asır evvel Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) sahâbeyi gelişim basamakları içinde, olgunlaşma basamakları içerisinde hep yanlarında olmuş ve onlar da hep ehl-i zikir olan Allah Resûlü'ne sormuşlar, cevaplarını almışlar, yaşamışlar, öğrenmişler ve hayatlarına tatbik etmişler.

Yûsuf 53: “Ben nefsimi ibra edemem. Çünkü nefs şiddetle kötülüğü emreder.”

Öyleyse nefsimiz devamlı şerri emrediyor. Ama kâmil insan devamlı hayır işleyen, hayra ulaşan kişidir. O zaman hayra ulaşabilmek hepimizin vazifesi. Nefs tezkiyesini mürşid yapar. Ehl-i tefekkür ve ehl-i tezekkür. Bunlardan hangisi en üst seviyede? Ehl-i tezekkür tabiî ki. Nefs tezkiyesi ve tasfiyesini yapanlar, bunlar Allah'ın mürşidleridir.

12/YÛSUF-5 Kâle yâ buneyye lâ taksus ru’yâke alâ ihvetike fe yekîdû leke keydâ(keyden), inneş şeytâne lil insâni aduvvun mubîn(mubînun).

(Babası) şöyle dedi: “Ey oğulcuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma! O zaman (anlattığın taktirde) sana tuzak kurarlar. Muhakkak ki; şeytan, insana apaçık düşmandır.”

Her insan düşünce platformunda sahip olduğu fikrî hacmi kadar bir ufku işgal edebilir. İşin içinden çıkmadıkları konuları kendi düşüncelerine göre çözmeye çalışırlar ve belli bir noktaya kadar da ulaşabilirler. Daha ötesi sadece zanlardan ibarettir. Zan ise hiçbir devirde hakikatin yerini tutmaz.

Bu sebeple düşünürler arasında hep farklı düşüncelerin olduğunu müşahede ederiz. Ama Allah'a ulaşmayı dileyen bir kişi mürşidine ulaşıp tâbî olmuşsa, zikir yaparak nefsini tezkiye etmek üzere harekete geçer. Daimî zikre ulaştığında tıkandığı her noktada ufkunu mutlaka Allah açar ve yeni bir ufka ulaşır. O kişi düşüncesini daha geniş boyuta devam ettirir. Neyle? Ehl-i zikir sormakla. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20262 dk okuma0