Muhterem Hocam, mürşide tâbî olmak sadece ibadetler açısından mı gereklidir?

Soru

Muhterem Hocam, mürşide tâbî olmak sadece ibadetler açısından mı gereklidir?

Cevap

İnsanı yaratan Allah’tır. İnsanı en iyi bilen Allah’tır. Allahû Tealâ en sevdiği varlık olan insan için mutluluğu dilemiştir. Ama bu mutluluğu da bir reçeteye bağlamıştır. Bu reçete Allah’ın insanlara indirdiği kutsal kitaplardır.

Allahû Tealâ kutsal kitaplarında: “Siz eğer benim sizin için tayin ettiğim mutluluk hedefine ulaşmak istiyorsanız o yedi safhayı geçmek durumundasınız.”

Birinci safha; Allah’a ulaşmayı dilemek: "Hepiniz Bana ulaşmayı dileyeceksiniz."

İkinci safha; Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olmak: "Sizin için tayin ettiğim mürşide tâbî olmak için hepiniz Hacet Namazı kılarak mürşidinizi Benden sorup, Benim size gösterdiğim mürşide tâbî olacaksınız."

Üçüncü safha; "Ruhunuzu Ben teslim alacağım."

Dördüncü safha; "Fizik vücudunuzu Bana teslim edeceksiniz."

Beşinci safha; "Nefsinizi teslim edeceksiniz."

Altıncı safha; ihlâs.

Yedinci safha; iradenin teslimi.

7 HEDEF EMİR

VAHDET

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

TEVHİD

2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak

MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.

TESLİM:

3. Ruhun Allah’a Teslimi

RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.

4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

YÂSİN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

5. Nefsin Allah’a Teslimi

NİSA-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…

6. İrşada Ulaşmak

BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.

7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek

EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.

İşte Allahû Tealâ’nın verdiği mutluluk reçetesi 7 safha ve 4 teslimden oluşuyor ve bunu Allahû Tealâ belirlemiş. Reçeteyi veren Allahsa ikinci bir reçete yoktur.

Bakara 151’de insanlardan bir ipin görevlerine baktığımız zaman: “O size âyetleri tilâvet ediyor. O sizin nefsinizi tezkiye ediyor. O size kitabı öğretiyor. O size hikmeti öğretiyor. Hikmetin ötesini O size öğretiyor.”

NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ

BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerîm’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

İşte Allahû Tealâ’nın bizler için tayin ettiği doktorun beş görevi söz konusu.

Tâbî olduğumuz zaman Furkân 70’e göre o güne kadar işlediğimiz bütün günahları Allahû Tealâ sevaba çeviriyor.

25/FURKÂN-70 İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).

Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).

Nisâ 64’e göre: “Nefslerine zulmedenler sana gelselerdi, Allah’tan mağfiret dileselerdi ve sen de onlar için mağfiret dileseydin Allah her iki tarafın tövbesini kabul eder ve onların bütün günahlarını sevaba çevirirdi.”

4/NİSÂ-64 Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).

Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.

Öyleyse mağfiret eşittir şefaat. İrşad, kişinin manevî istikamette cihazlandırılması işlemidir. Kişi mürşidine ulaşmadan evvel dalâletteyken, mürşidine ulaştığı an dalâletten hidayete adım atar. Kişi ancak mürşidine ulaşıp önünde tövbe ettiği gün küfürden kurtulur, mü’min olmanın muhtevasına ulaşır. Kişi mürşidin önünde tövbe yaptığı anda Allahû Tealâ onun bütün günahlarını örter, mağfiret eder. Allah, mürşidine ulaşan kişiyi kurtarmayı garanti etmiştir.

“Evliyaya tâbî olan şakîlerden olmaz.” buyuruyor Peygamber Efendimiz (S.A.V). Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 30 Ekim 20264 dk okuma0