Muhterem Hocam, mürşidimizi nasıl bulabiliriz?

Soru

Muhterem Hocam, mürşidimizi nasıl bulabiliriz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim mürşid, Allahû Tealâ'nın Âdem (A.S)'dan son nebî, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e gelene kadar tüm insanların yaşamasını istediği 7 safha 4 teslimi yaşayan, Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınan kişidir. Mürşid, Allah'a ulaşmayı dilemiştir. Mürşid, Allah'ın kendisine gösterdiği mürşide tâbî olmuştur 2. safha, mürşid ruhunu Allah'a teslim etmiştir. Mürşid fizik vücut teslimi yapmıştır. Mürşid nefsini teslim etmiş. Mürşid irşada ulaşmış. En son olarak iradesini teslim etmiş ve Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınmıştır.

7 HEDEF EMİR

VAHDET

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

TEVHİD

2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak

MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.

TESLİM:

3. Ruhun Allah’a Teslimi

RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.

4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

YÂSÎN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

5. Nefsin Allah’a Teslimi

NİSÂ-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…

6. İrşada Ulaşmak

BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.

7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek

EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.

Özellikle Enbiyâ Suresinin 51. âyet-i kerimesinde Hz. İbrâhîm (A.S)'ı örnek vererek Allahû Tealâ:

21/ENBİYÂ-51 Ve lekad âteynâ ibrâhîme ruşdehu min kablu ve kunnâ bihî âlimîn(âlimîne).

Ve andolsun ki daha önce İbrâhîm (A.S)’a rüşdünü (irşad yetkisini) verdik. Ve Biz, onu (irşada ehil olduğunu) bilenlerdik.

Yani demek ki, herkes kendi kendine mürşid olamaz. Bugün bir yazıya rast geldim. Şöyle diyor: "Mürşid olmak istiyorsan..." Sanki kişinin isteğiyle mürşid oluşuyor. Mürşid Allah tarafından tayin ediliyor. Bu âyet gereğince, "İrşada ehil olduğunu bilenlerdik." Yani kişiyi irşad makamına tayin eden Allah'tır. Allahû Tealâ onu irşada memur ve mezun kılıyor ve herkesin mürşide tâbî olması farzdır. Aksi takdirde eğer kişi mürşidine tâbî olmazsa 10 âyet gereğince dalâlettedir. İşte âyetler:

MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)

1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.

3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …

4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.

5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...

7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.

8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…

9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.

10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

Kehf 17: ... Allah kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir velî mürşid bulunmaz. Dikkat ederseniz burada "Velî mürşid yoktur." demiyor. "Velî mürşid bulunmaz." Kimdir bulamayan? Aramayan kişi. O sebeple Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri, "Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır." Mürşidi bulan arayandır. Ama her arayan mürşidi bulamaz. Dolayısıyla mürşidi arayanlar Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir.

Öyleyse mürşide tâbî olmak farzdır. O zaman farz olan mürşide nasıl ulaşabiliriz?

Allahû Tealâ, Nahl 9'da: "Allah'a ulaştıran yolun tayini Allah'a aittir."

16/NAHL-9 Ve alâllâhi kasdus sebîli ve minhâ câirun, ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).

Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

Mâide 35'te "Vesileyi Allah'tan isteyin. Sizi kim Allah'a ulaştırmaya vesile olacaksa Allah'tan isteyin."

5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).

Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

Bakara 45-46, "Hacet namazıyla mürşidinizi Allah'tan isteyin."

O zaman 4 rekâtlık bir namazla mürşidimizi Allah'tan soruyoruz. Çünkü irşad yetkisini veren Allah'tır. Allah biliyor.

HACET NAMAZI

ÖNCE BOY ABDESTİ ALINIR, HACET NAMAZINA NİYET EDİLİR.

1. REKÂT: Subhâneke - Fâtiha - 3 Âyetel Kursî

2. REKÂT: Fâtiha - İhlâs - Felak - Nâs

OTURUNCA: Ettehiyyatü

3. REKÂT: Fâtiha - İhlâs - Felak - Nâs

4. REKÂT: Fâtiha - İhlâs - Felak - Nâs

OTURUNCA: Ettehiyyatu - Allahümme Salli - Allahümme Barik – Rabbena

Allah'tan mürşid istenir. Bu namaz, perşembeyi cumaya bağlayan gece veya kandil gecelerinde kılınır. Dua bitince, uyumadan önce 3 Âyetel Kürsî okunur. Kimseyle konuşmadan, kıbleye doğru sağ yan üstü yatılıp iç sesle ALLAH zikri çekerek uyunur.

BAKARA-45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

BAKARA 46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), "Benden sonra nübüvvet yoktur, mübeşşirat vardır." Sahâbe sual soruyor: "Ya Resûlullah, mübeşşirat nedir?" O, salih rüya.

RÜYA HADÎSLERİ

1. HADÎS-İ ŞERİF

Resûlullah (S.A.V) şöyle demişti: “Benden sonra, peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır!” Yanındakiler sordu: “Mübeşşirat da nedir?” “Salih rüyadır!” diye cevap verdi.

Bkz. Buhârî, Tabir 5; Muvatta, Rüya 3,(2, 957); Ebû Dâvûd, Edeb 96

2. HADÎS-İ ŞERİF

Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüzünden bir cüzdür.

Bkz. Buhârî, Tabir 4; Muvatta, 1, (2,956)

3. HADÎS-İ ŞERİF

“Rüya üçtür. Biri salih rüya olup Allah'tan müjdedir, ikincisi şeytanın verdiği üzüntüdür, üçüncüsü kişinin kendi kendine konuşmasıdır.”

Bkz. Buhârî, Tabir, 26; Müslim, Rüya, 6.

İşte kişinin mürşidini Allah'tan sorup Allah'ın mürşid gösterdiği rüya, o salih rüyadır ve Allahû Tealâ herkese bunu söylüyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 22 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20267 dk okuma2