Muhterem Hocam, "Mürşidin elindeki mürit, imamın elindeki ölüye benzer. Nereyi isterse oraya çevirir. İşin sonunda kendini kötü bir halde bulabilirsin. O yüzden aç Kur’ân’ı oku." d

Soru

Muhterem Hocam, "Mürşidin elindeki mürit, imamın elindeki ölüye benzer. Nereyi isterse oraya çevirir. İşin sonunda kendini kötü bir halde bulabilirsin. O yüzden aç Kur’ân’ı oku." diyen birine ne buyurursunuz?

Cevap

Bir kere bu imkânsız. Ama şu anda 100 yıldır, 200 yıldır, hatta 1400 yıldır insanların %90’dan fazlası Kur’ân-ı Kerim’i okuyorlar. Ama ne yazık ki hepsi huzursuz ve mutsuz. Ve din demek mutluluk demektir. Eğer bir insan dini yaşadığını iddia ediyor ve mutsuz, huzursuzsa o kendisini aldatıyor.

O zaman İslâm’ın beş şartıyla mutlu olan bana bir insan göstersin. İslâm’ın beş şartıyla “Ben ruhumu Allah’a teslim ettim.” diyen bir insan göstersin. İslâm’ın beş şartıyla “Ben fizik vücut teslimi yaptım.” diyen bir insan bana gelsin. İslâm’ın beş şartıyla “Ben nefsimi Allah’a teslim ettim.” diyen insan gelsin.

Ama 14 asır evvel Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V). Dinin teorik kısmı Kur’ân-ı Kerim’dir. Ama bunun hayata geçirilmesi mürşitle gerçekleşiyor. İşte 6213 tane âyet-i kerime söz konusu. Kur’ân bir bütün ve sahâbelerin hepsi bu Kur’ân’ın bütününe tâbî olmuşlar. Hangi âyet gereğince? Âli İmrân 119:

3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

Onlar Kur’ân’ın bütününe tâbî oldular. Neyle tâbî oldular? Sevgiyle.

Dolayısıyla herkes için kesinlikle kurtuluş mürşide tâbîiyettir ve Kur’ân-ı Kerim’in okunması ancak mürşidin lisanıyla gerçekleşebilir. Kısacası Kur’ân-ı Kerim mürşitlerin el kitabıdır.

Hani nasıl çocuklar okullara gidiyorsa, bir müfredat programı onların ders kitaplarında varsa ama onların öğretmeninin ise elinde bir el kitapçığı varsa, aynı. Veya bir ilaç alan bir kişi, o ilacın nasıl kullanılması gerektiği prospektüsünde nasıl ifade ediliyorsa, biz insanların mutluluğu için Kur’ân-ı Kerim bir prospektüs.

Bütünüyle ancak Kur’ân-ı Kerim âyetlerini anlayabilmek, o Kur’ân-ı Kerim’in 7 safha 4 teslimini yaşayan sahâbe gibi bizlerin de öğrenmesi ve yaşaması lâzım. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20262 dk okuma0