Muhterem Hocam, mürşidini istemek ve talep etmek ne demektir?

Soru

Muhterem Hocam, mürşidini istemek ve talep etmek ne demektir?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, insanlık tarihi boyunca daima öğrenen ve öğretenler var. Hangi alana bakarsanız bakın, en ufak şeyden en zirve noktada büyük şeye kadar mutlaka öğrenen ve öğreten var. Dinin temeli bu.

Babamız İbrahim’in Hanif dini, Arapça adıyla İslâm, mürit ve mürşid ikilisinin temel oluşturduğu bir dizaynı ifade ediyor. Mürit Allah’ı talep edendir. Mürşid de müridin talep ettiğini hedefe ulaştıran bir vasıta, yardımcıdır. Her ikisinin de sahibi Allah’tır. Talep eden müridin sahibi de Allah’tır. Onu kılavuz olarak tayin eden mürşidin sahibi de Allah’tır. Ve dolayısıyla dinî hayatın yaşanmasında vazgeçilmez olan bu ikili, dinin temelini oluşturuyor.

Kimler için mürşid var? Talep sahibi olanlar, mürşidi talep edenler için var, daha da doğrusu Allah’ı talep eden insanlar için mürşid var. Beyazıt-ı Bestâmî Hazretleri: “Mürşidi bulan arayandır. Ama her arayan mürşid bulamaz." O zaman arayanlardan talep edenler, Allah’ın mürşid gösterdiği kişilerdir. Ama arayanlardan talep etmeyenler, Allah’ı talep etmeyenler, onlar için asla mürşid bulunmaz.

Mesela gayet açık ortada mürşidi istemek, talep etmek: Öncelikle mürşide ulaşanlar Allah’a ulaşmayı dileyen, Allah’ı talep edenlerdir. Çünkü her olay Allah’ın katında bir sebep ve sonuca bağlı. Mürşid bir sebeptir ama müridin talebi ise hedeftir; sebep ve sonuç.

O zaman sonuca ulaşmak için, ruhunu Allah’a ulaştırmak istiyorsa, fizik vücudu şeytana kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul etmek istiyorsa, nefsini 7 kademede tezkiye ve tasfiye etmek istiyorsa onun yolu, vasıtası mürşidden geçer.

Kişi mürşide tâbî olmayınca ruhun dünyada Allah’a ulaşması mümkün değildir. Rahmân 33: “Ey cin ve insan topluluğu, semavatın aktarı olan Sırat-ı Mustakîm’e çıkmak isterseniz çıkın, zaten çıkamasınız, illa bir sultanla. Bir mürşid olmadan olmaz."

55/RAHMÂN-33 Yâ ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuz(fenfuzû), lâ tenfuzûne illâ bi sultân(sultânin).

Ey insan ve cin topluluğu! Semaların ve arzın kuturlarından (çaplarından) nüfuz etmeye (çıkıp gitmeye) eğer gücünüz yetiyorsa, haydi nüfuz edin (geçip, çıkın)! Bir sultan (bir mürşid) olmaksızın nüfuz edemezsiniz (geçip çıkamazsınız).

Şeytana kul olmaktan kurtulmak, Allah’a kul olmak isterseniz yine bir resûl, mürşid olmadan olmaz, Nahl 36.

16/NAHL-36 Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne).

Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

Nefsinizi 7 kademede tezkiye edeyim derseniz yine bir mürşid olmadan olmaz.

NEFS TEZKİYESİNİ MÜRŞİD YAPAR

1. Bakara – 129: Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et. …

2. Bakara – 151: Nitekim size, aranızdan, sizden bir resûl gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitab’ı ve hikmeti öğretsin ve bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

3. Âli İmrân – 164: …kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara Kitap ve hikmeti öğretir. …

4. Nisâ – 49: Kendi nefslerini temize çıkaranları (tezkiye ettiklerini söyleyenleri) görmedin mi? Hayır. Ancak Allah, dilediği kişinin nefsini tezkiye eder. …

5. Nûr – 21: Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı, (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. … Hadîd – 28: … Ve O’nun Resûlü’ne îmân edin ki, size rahmetinden iki kat versin. Ve sizin için, onunla beraber yürüyeceğiniz bir nur kılsın (versin).

6. Necm – 32: … Öyleyse nefslerinizi temize çıkarmayın (nefslerinizi tezkiye ettiğinizi iddia etmeyin). O (Allah), kimin takva sahibi olduğunu daha iyi bilendir.

7. Cuma – 2: Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara O’nun âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler). …

İşte Bakara 129: “O sizin nefsinizi tezkiye eder.” O dediği mürşid.

Bakara 151: “O sizin nefsinizi tezkiye eder.”

Âli İmrân 164: “O sizin nefsinizi tezkiye eder.”

Cuma 2: “O sizin nefsinizi tezkiye eder.”

Nisâ 49: “O nefslerini tezkiye ettiklerini söyleyeni görmüyor musun? Hayır. Allah dilediğinin nefsini tezkiye eder.”

Necm 32: Allah takva sahiplerinin nefsini tezkiye eder.

Ve Nûr 21: “Allah’ın fazlı ve rahmeti olmasa içinizden hiçbirinin nefsini tezkiye edemez.”

Öyleyse bütün bunları birleştirdiğim zaman, 7 âyet-i kerimede mürşid olmadan kimse nefsini tezkiye edemez. Mürşid olmadan kimse ruhunu Allah’a ulaştıramaz. Mürşid olmadan kimse şeytana kul olmaktan kurtulup Allah’a kul olamaz. Mürşid, mürşid, mürşid...

O zaman mürşidi istemek, talep etmek hepimize farz. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 4 Ekim 2026Son güncelleme: 4 Ekim 20265 dk okuma1