Muhterem Hocam, mürşidlerin Allah ile kurduğu dostluğun muhtevası nedir?

Soru

Muhterem Hocam, mürşidlerin Allah ile kurduğu dostluğun muhtevası nedir?

Cevap

Herşeyden evvel en üst seviyedeki mürşid devrin imamıdır. Devrin imamı ya bir nebî resûldür. Allah'ın kendisine şeriat kitabı verdiği, asaleten devrin imamıdır. Onların olmadığı dönemlerde de kavim resûlleri arasından seçtiği bir kişi var o da hidayete erdiren olarak vekâleten devrin imamıdır.

Her ikisini de tayin eden O'dur, Allah'tır. Ve devrin imamları her devirde Allah'ın tasarrufundadır. Ama Allahû Tealâ'nın kutsal kitaplarla farz kıldığı 7 safha 4 teslimi yaşayanlar da onlar da irşada memur ve mezun kılınırlardır. Fussilet Suresi'nin 33-34-35. âyetlerinde 7 safha 4 teslim yaşayan velî mürşidlerin vasıfları veriliyor.

41/FUSSİLET-33 Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).

Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

41/FUSSİLET-34 Ve lâ testevîl hasenetu ve lâs seyyieh(seyyietu), idfa’ billetî hiye ahsenu fe izâllezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(hamîmun).

Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.

41/FUSSİLET-35 Ve mâ yulakkâhâ illâllezîne saberû, ve mâ yulakkâhâ illâ zû hazzın azîm(azîmin).

Ona (kötülüğü iyilikle karşılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden başkası ulaştırılmaz.

Âli İmrân Suresi'nin 104. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bu Fussilet Suresi'nin 33-34-35 de vasıfları belirtilen, marufla emreden münkerden nehyeden velî mürşidlerin aynı zamanda Allah'ın tayini ile irşad makamına getirildiklerini Allahû Tealâ buyuruyor.

3/ÂLİ İMRÂN-104 Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).

Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin, ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

14 asır evvel sahâbenin hepsi 7 safha 4 teslimi yaşayarak Tevbe 100'e göre hepsi irşada memur ve mezun kılındılar.

9/TEVBE-100 Ves sâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînettebeûhum bi ihsânin radıyallâhu anhum ve radû anhu ve eadde lehum cennâtin tecrî tahtehâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), zâlikel fevzul azîm(azîmu).

O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah'a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden (Mekke'den Medine'ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine'deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara (ensar ve muhacirîne) ihsanla tâbî olanlardandı. (Sahâbe irşad makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu). Allah, onlardan razı ve onlar da O'ndan (Allah'tan) razıdır. Onlara Allah, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte bu, en büyük (azîm) mükâfattır.

Ve nasıl Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz Allah'ın tasarrufunda olan bir nebî resûlü olarak sahâbeyi hep Allah'a davet ettiyse, sahâbe de davete uyarak 7 safha daveti yaşayarak, Resûlullah (S.A.V)'le birlikte onlar da irşada memur ve mezun kılındılar ve Yûsuf 108 bunu açıklıyor: “De ki: Ben ve Bana tâbî olanlar Allah'ın Zât'ını görerek Allah'a davet ettiğimiz yol işte bu yoldur.”

ALLAH’A DAVET EDENLER

1. ENFÂL-24 …Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!

BAKARA-139 De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’

2. YÛSUF-108 De ki: ‘Benim ve bana tâbi olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’

3. YÛNUS-25 Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.

İSRÂ-53 Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

4. NAHL-125 Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sırat-ı Müstakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.

5. HACC-67 …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.

6. KASAS-87 Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!

7. FUSSİLET-33 Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

Herkes Allah'ın yoluna sıfırdan başlar. Bu mutluluk yolu kişiye mürşid olma vasıflarının da kapısını açmaktadır. Allahû Tealâ'nın farz emridir. Her mürşid önce mutlaka kendi mürşidine teslim olan bir insandır.

Mürşidi sadece Allah tayin eder. Başka hiç kimse bu konuda yetkili değildir. Bütün mürşidler 3 yakînin de sahibidir. Mürşid olmanın standartlarından bir tanesi de sabrın sahibi olmaktır. Bütün devrin imamları aynı zamanda sabrın da sahibidirler. İlm-el yakîn, ayn-el yakîn ve hakk-el yakînin de sahibidirler. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 23 Ekim 2026Son güncelleme: 23 Ekim 20265 dk okuma0