Muhterem Hocam, müslüman olarak yaratılmanın muhtevası nedir?

Soru

Muhterem Hocam, müslüman olarak yaratılmanın muhtevası nedir?

Cevap

Nebiler Sultan Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Her doğan çocuk İslam fıtratıyla, hanif fıtratıyla doğar. Allah o kişiyi hanif dinini yaşasın diye yaratır. Sonra annesi babası onu Yahudi, Hristiyan ve Mecusi yapar.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.

"Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar."

Yahudilik de, Hristiyanlık da ve Mecusilik de burada hak dinden sapanların ismidir. Hz. Musa ve ona tabi olanlar İslam’ı yaşadı. Hz. İsa ve ona tabi olanlar İslam’ı yaşadı. Hz. Nuh ve ona tabi olanlar İslam’ı yaşadı. Yani kısacası Allah’ın tek bir dini var ve Allah Teâlâ insanlardan serbest iradeleriyle bu dini yaşamasını istiyor.

Rum suresinin 30. âyeti kerimesinde hanif fıtrat anlatılır.

30/Rûm 30: Fe ekim vecheke lid dini hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dinul kayyimu ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

Artık hanif olarak kendini (vechini) din için ikame et, Allah’ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.

Allah Teâlâ bizi üç vücut ve serbest irade ile yarattığını gösteriyor.

*Fizik vücudumuz var.

HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

*Nefsimiz var.

ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

*Allah’ın zatından üfürülen ruh var.

SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Bir de bize verilen serbest irade var. İşte serbest irade ile seçimi biz yapacağız. Dileyen Allah’ı, dileyen şeytanı…

Şimdi insanlar der ki: ‘Ben niye şeytanı seçeyim? Ben aslında şeytanı seçmiyorum.’ Ama Hz. Ömer’in sözüne baktığımız zaman: ‘Şaşarım o insana ki Allah’ı biliyor ama isyan ediyor.

Hz. Ömer (R.A.)

"Beni en çok şaşırtan şey, Bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir."

Kimdir Allah’ı bilip de isyan eden? Allah zatından bize ruh üfürmüş. Emaneti olan ruh sadece Allah’ı istiyor. Ruh ne bu dünyayı talep ediyor, ne cehennemden korkuyor, ne cenneti istiyor. Sadece Allah’ı istiyor.

Rabia Sultan (R.A) Allah yoluna girmiş. Doğal olarak Allah yolunda olmak demek dünyaya sırt çevirmek demektir. Dünyayı ahiret için yaşamak demektir. Öyle olunca da Rabia Sultan diyor ki: "Senin cehenneminden korktuğum için ibadet yapıyorsam beni ondan çıkarma. Senin cennetine ulaşmak için yapıyorsam beni oraya alma. Ben sadece senin için " İşte Allah için olmak, Allah’ın bizdeki emaneti olan ruhun talebine uymaktır.

Ruhun talebine uyan kişi, hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyen kişidir. Ruh bu kâinatta sadece Allah’ı diliyor. İşte Allahû Teâlâ ilk emrini veriyor. Kişinin hanif olan dine yönlendirilmesi ve fizik vücudunun da Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklara uymamak istikametinde kullanılmasıdır. Eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilerse, ruhun talebine uyarsa, o zaman kesinlikle zikretmesi lazım ki nefsin manevi kalbine ulaşan o rahmetle nefs de Allah’ın emrine uygun tezkiye olmayı gerçekleştirsin.

Yunus diyor ki: ‘Uslu değil delidir halka sır satan kişi; nefsini Müslüman etsin var ise kerameti.’ Demek ki bütün hedef nefsi Müslüman etmek. Nefs 19 afetle malul ve şeytanın emrinde. Şeytanın giriş yeri nefs… Nefsin Müslüman edilmesi herşeyden evvel şeytanı inkâr etmek ve şeytandan kaçınmayı ifade ediyor.

İşte Bakara 256’da: ‘Kim tagutu inkâr eder ve Allah’a iman ederse…’ Tagutu inkâr eden, Allah’a iman eden kişi nasıldır? Allah’a ulaşmayı dileyen birisidir. Demek tagut şeytan, İnsan şeytanlar, cin şeytanlar, ki onlar ‘ruh vücuttan çıkınca kişi ölür’ diyerek insanları kandırırlar. Allah’a ulaşmayı dileyen kişi de buna asla inanmaz. Onu inkâr eder ve Allah’a ulaşmayı diler. Allah’a ulaşmayı dilediği an Allahû Teâlâ onu mutlaka mürşidine ulaştırır.

2/Bakara 256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).

Dinde zorlama yoktur. irşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.

Mürşide ulaştıktan sonra nefs tezkiye ile şeytandan uzaklaşır. İşte o noktada kişi devreye girer.

Âl-i İmran suresi 102. ayeti kerimesinde kimdir bu kişi? Ruhunu teslim eden, daha sonra fizik vücudunu teslim yapan, daha sonra nefsini de Allah’a teslim eden ve en son olarak da iradesini teslim eden kişi… Teslim-i küllîyle Allah’a teslim olan kişi…

3/Âl-i İmrân 102: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).

Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!

Günümüzde kişinin Müslüman olması, Müslüman bir toplumun içinde olması, Müslüman olduğu kabul edilen bir anne babadan doğmasıyla sağlanmıştır. İnsanlar nüfus kâğıtlarında Müslüman yazdığı için veya İslam yazdığı için kendilerinin Müslüman olduğunu düşünürler. Halbuki değildir; öyle zannederler. Müslüman ise birçok muhtevi özellikleri taşıyan kişidir. Müslüman, elinden ve dilinden başkasının emin olduğu kişidir. Allah’a teslim olan kişidir. Müslümanlık Allah’a ulaşmayı dilemekle başlayan ve ruhu, vechi,, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim eden bir dizayn içerir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20265 dk okuma0