Muhterem Hocam, Nahl Suresi 28 ve 32. âyetlerini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Nahl Suresi 28 ve 32. âyetlerini açıklar mısınız?
Cevap
Cehennemliklerin ve cennetliklerin ölümü eşit değildir. Cehennemlikler öldükleri zaman, Nahl Suresinin 28. âyet-i kerimesinde bildirildiği üzere hemen savunmaya geçerler. Melekler, nefslerine zulmedenlerin canlarını alırken onlar teslim olur ve şöyle derler:
16/NAHL-28: Ellezîne teteveffâhumul melâiketu zâlimî enfusihim fe elkavûs seleme mâ kunnâ na’melu min sûin, belâ innallâhe alîmun bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Melekler, nefslerine zulmedenleri vefat ettirecekleri zaman onlar teslim olurken: “Biz, bir kötülük yapmadık.” dediler. Hayır, muhakkak ki Allah, yapmış olduğunuz kötü amelleri en iyi bilendir.
Aslında bu kişiler, zulmedenler, Nisâ Suresinin 64. âyetine göre:
4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
Dünyada nefsine zulmeden milyonlarca insan vardır. Allah onları hangi kapıya yöneltiyor? Resûl’ün kapısına yöneltiyor. “Gidin, Resûl’ün yanında mağfiret dileyin; Resûl de sizin için mağfiret dilesin. Bütün günahlarınızı sevaba çevireyim.” buyuruyor. Fakat bu kişi nefsine zulmetmeye devam ediyor. Ölüm anında teslim olurken de, “Biz hiçbir kötülük yapmadık.” diyerek savunmaya geçiyor. Elbette, amellerinin kaydedildiğinin farkında değiller. Ancak, Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: “Hayır! Muhakkak ki Allah, yapmış oldukları kötü amelleri en iyi bilendir.” Bu kişiler sürekli kötülük işlemiş, nefslerine zulmetmişlerdir. Gidecekleri yer de elbette cehennemdir.
Melekler onları vefat ettirirken kendilerine selâm vermezler. Ancak cennetliklere melekler farklı bir muamele yapıyor. Nahl Suresinin 32. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:
16/NAHL-32: Ellezîne teteveffâhumul melâiketu tayyibîne yekûlûne selâmun aleykumudhulûl cennete bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Melekler, onları tayyib (en güzel, en iyi) bir şekilde vefat ettirirler. Onlara: “Selâm üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz (güzel, hayırlı) ameller sebebiyle cennete girin.” derler.
Yani kişi daha ölüm anında bu müjdeyi alır. Melekler cennetliklere, “Selâm üzerinize olsun.” derler. Onlar en güzel şekilde can verirler. Fakat cehennemliklere böyle bir selâm verilmez. Onlar ise, “Biz hiçbir kötülük yapmadık.” diyerek kendilerini savunurlar. Mu’min Suresinin 49 ve 50. âyet-i kerimelerinde bildirildiğine göre:
40/MU’MİN-49: Ve kâlellezîne fîn nâri li hazeneti cehennemed’û rabbekum yuhaffif annâ yevmen minel azâb(azâbi).
Ve ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine şöyle dediler: “Rabbinize dua edin. Azaptan bir günü bize hafifletsin.”
40/MU’MİN-50: Kâlû e ve lem teku te’tîkum rusulukum bil beyyinât(beyyinâti), kâlû belâ, kâlû fed’û, ve mâ duâul kâfirîne illâ fî dalâl(dalâlin).
(Cehennem bekçileri) dediler ki: “Resûlleriniz, size beyyineler ile gelmediler mi?” “Evet.” dediler. (Bekçiler): “Öyleyse siz dua edin (siz yalvarın).” dediler. Kâfirlerin duası, sadece dalâlettir (dalâletin içindedir).
Yani hayattayken kendilerini kurtarmak için Resûl gelmiş, fakat onlar Resûl’ü yalanlamışlardır. Resûl’ü yalanlayan kimselere hiçbir meleğin şefaat etmesi mümkün değildir. Allahû Tealâ bunu açıkça bildirmektedir.