Muhterem Hocam, Nahl Suresinin 9. âyet-i kerimesinin tefsirini açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Nahl Suresinin 9. âyet-i kerimesinin tefsirini açıklar mısınız?

Cevap

Nahl Suresinin 9. âyetinin tefsiri:

16/NAHL-9 Ve alâllâhi kasdus sebîli ve minhâ câirun, ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne). Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

Sıratı Mustakîm, Allah’a ulaştıran yolun adıdır. Ruhu Allah’a ulaştıran yol, 2 yatay, 2 dikey olmak üzere 4 sebîlden oluşuyor. 1. ve 3. sebîller yatay, 2. ve 4. sebîller dikeydir. Her sebîlin başlangıcı bir mürşidin dergâhıdır. Sebîller, her mürşidin bulunduğu dergâhtan devrin imamının bulunduğu dergâha kadar ulaşan, yeryüzünün sathına paralel yollardır. Bu, Sırat-ı Müstakim'in 1. kesimidir.

Devrin imamının dergâhından 7 tane gök katını birer birer aşarak 7. gök katına ulaşan 2. sebîlin adı Tarîk-i Müstakîm’dir. Zemin kattan 7. kata kadar çıkaran Tarîk-i Müstakîm, özel bir tariktir. Hem girişinde hem de çıkışında altın bir kapı vardır. Devrin imamının dergâhındaki Altın Kapı'dan Tarîk-i Müstakîm’e girilir, 7 kat yükselip 7. katta Altın Kapı'dan da geçerek Tarîk-i Müstakîm’den çıkılır. Bu, fetih kapısıdır. Tarîk-i Müstakîm burada tamamlanır. Sonra 7 tane yatay âlem geçilir. Bu, Sırat-ı Müstakim'in 3. sebîlidir ve 7. âlemin en üst noktası olan Sidretül Münteha'dan yukarıya (Allah’a) uzanan 4. yol, 4. sebîldir.

"alâllâhi kasdus sebîli : Allah’a ulaştıran yolun tayini Allah’a aittir."

Neden Allah’a aittir? Çünkü her yolun başında bir mürşid vardır. 1. yatay yolun başında mürşid var ve mürşidin tayini Allah’a aittir. Şah-ı Nakşibend Hz. “Allah, rızasını itaatte, kabulü duada, velîleri de halkın içinde saklar.” buyuruyor. Öyleyse kim Allah’ın velîsi, kim değil; Allah biliyor. Nitekim Gazzâlî "Her peygamberin nasıl Cibril’i varsa, her velînin bir Hızır’ı var." diyor. Yani bütün insanları Allahû Teâlâ Kendisine dost olmaya davet ediyor. Yaradılış gayemiz Allah’a dost olmak. Ama Allah’a dost olmak, Allah’ın dostuna tâbi olmaktan geçer. O sebeple kim Allah’a dost olmak istiyorsa Allah’ın dostuna tâbi olmakla dost olabilir. Nitekim Allah Resûlü hadîsinde "Hamale-i Kur’ân olanlar, Allah’ın dostlarıdır. O'na dost olan Allah’ın dostudur. O'na düşman olan Allah’ın düşmanıdır." buyuruyor.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Buhari, Firdevs, İbn-i Abbas (r.a), Hazinetül Esrar sf.83 “Kur’ân-ı yüklenenler Allah’ın dostlarıdır. Onlara düşmanlık eden, Allah’a düşmanlık etmiştir. Onları dost edinen, Allah’ı dost edinmiştir.”

Öyleyse kim Allah’ın dostu, kim Allah’ın düşmanı; belli. Allah’ın dostuna dost olanlar, onlar Allah’ın dostudur. Allah’ın dostuna düşman olanlar, onlar da Allah’ın düşmanıdır. İşte Bakara Suresinin 257. âyet-i kerimesi: “Allah âmenû olanların dostudur. Onları zulmetten nura çıkartır. Ama kâfirler de tagutun dostlarıdır. Tagut da onları nurdan zulmete götürür.”

2/BAKARA-257 Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

1. yol, kemâlât yolu. Âmenû olanların dostu olan Allahû Teâlâ, onları zulmetten nura çıkartıyor. 2. yol, yozlaşma yolu. Tâğut da onları nurdan zulmete götürüyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 8 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma0