Muhterem Hocam, namaz kıldığı hâlde tövbe etmeyen ve pişmanlık duymayan bir kişinin durumu nedir?

Soru

Muhterem Hocam, namaz kıldığı hâlde tövbe etmeyen ve pişmanlık duymayan bir kişinin durumu nedir?

Cevap

"Namaz kıldığı hâlde tövbe etmeyen ve pişmanlık duymayan bir kişinin durumu..." Kur’ân’ı bilmiyor. Çünkü Kur’ân’ı bilse 3 çeşit tövbe var. Yani insanın kendi kendine yaptığı tövbe, mürşid önünde yapılan tövbe ve de tövbe-i nasuh.

Bu 3 çeşit tövbeden kendi başımıza yaptığımız tövbe, birincisi. Yaptığımız bir günah peşinden pişman oluyorsak Allahû Tealâ’dan tövbe istiğfarda bulunursak Allah dilerse kabul eder. Kabul ettiği zaman günahlarımızı örter. Ama bir ikinci tövbe var. Mürşid önünde yapılan tövbe.

Kendi kendine yapılan Tevbe 1.

Mürşid önünde yapılan Tevbe 2.

Tövbe-i nasuh 3.

Tövbe etmeyen, pişmanlık duymayan bu kişinin durumu aslında Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişidir. Dilemiş olsa ondan sonrasını Rahîm esmasıyla Allah gerçekleştireceği için onun yapmaması mümkün olmaz. Mutlaka yapar.

Ama eğer namaz kılıyor ve tövbe etmiyorsa mürşid önünde bu kişi kalben Allah’a ulaşmayı dilememiştir. Dilemediği zaman aslında o kıldığı namazdan da namazı sehv içinde kılıyor. Onun karşılığı yoktur. Yani bu dilek yoksa Kur’ân kendisine kapalıdır. Bu dilek yoksa o kişinin hayatında din yoktur. Onun için Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde;

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Beyhaki; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 24

"Bir zamanlar gelecek, Kur’ân-ı Kerim’in resmi, İslâm’ın ismi kalacaktır. İnsanlar İslâmî isimlerle anılacaklar ama İslâm’dan en uzak kişiler olacaklar. Mescidlere dışarıdan bakıldığı zaman mamur ama içindeki insanlara bakıldığı zaman, kalplerinde hidayetten eser olmayacak. O gün yaşayan âlimler, gök kubbenin altında yaşayan insanların en şerrlileridir. Fitne onlardan çıkmıştır ve tekrar onlara dönecektir."

Kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin, kalben bakın Allah’a ulaşmayı dilemek Allah’ı sevmektir. Kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin Kur’ân onlara kapalıdır. Kur’ân onların kursağından geçmez ve onlar hangi vasıta emri yerine getirirlerse getirsinler boşa gidiyor.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in mürşidi Cebrail (A.S). 23 sene boyunca Kur’ân-ı Kerim’i kendisine kıraat eden, okuyan Cebrail (A.S), Şuarâ Suresi'nin 193-194. âyet-i kerimelerinde:

26/ŞUARÂ-193 Nezele bihir rûhul emîn(emînu).

O’nu, Ruh’ûl Emin (Cebrail A.S) indirdi.

26/ŞUARÂ-194 Alâ kalbike li tekûne minel munzirîn(munzirîne).

Nezirlerden (uyaranlardan) olman için senin kalbine.

Yani biz Kur’ân-ı Kerim’i Rûh’ul-Emîn Cebrail (A.S) ile sana indiriyoruz. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in mürşidi Cebrail (A.S). Nereye indiriyor? Resûlullah’ın zihnine mi? Hayır. Eline mi? Hayır. Ayaklara mı? Hayır. Hiçbirisine. Nereye? Kalbine. Gönlüne, kalbine indiriliyor.

Öyleyse hepimizin de Kur’ân-ı Kerim’i A’dan Z’ye kadar anlayabilmemiz, Kur’ân-ı Kerim’i kalbimize download etmemize bağlı.

Bu şifre zikirdir. Allah’ın katındaki ikinci âlemde; birinci âlem kader hücreleri, ikinci âlem Ümmül Kitap. Ümmül Kitap’ta bütün kutsal kitaplar var. Ve zamanımızda yaşayan kutsal kitap Kur’ân-ı Kerim. Kur’ân-ı Kerim’in herkes kalbine download etmesini istiyorsa kalben ulaşmayı dileyip mürşidine tâbî olduktan sonra zikirle bunu gerçekleştirecek.

İşte sahâbe bunu gerçekleştirdi. 23 sene boyunca onlar Kur’ân-ı Kerim’i kalplerine download ettiler ve onlar bu 3 tövbenin üçünü de gerçekleştirdiler. Tövbe-i Nasuh’la tövbe ederek salâha ulaştılar, hepsi Allah tarafından irşada memur ve mezun kılındı. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20263 dk okuma0