Muhterem Hocam, nefs ve şeytanın insanoğluyla ilişkisi nedir? Bunu bize açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, nefs ve şeytanın insanoğluyla ilişkisi nedir? Bunu bize açıklayabilir misiniz?

Cevap

Allahû Tealâ şu zâhirî âlemi yaşayabilmemiz için bizi bir fizik bedenle halk etmiş. Ama berzah âlemine ait olan bir de nefsimiz var. ŞEMS-7'de açıklanıyor ve muhtevasında 19 tane hastalık var. Ve Rabbimiz, bu 19 tane hastalıkla malûl nefsimizin üzerindeki etkisi zulmanî âlemin varlığı olan şeytanla bir etkileşim hâlinde. Nefsimiz berzah âlemine ait, 19 afetle malûl. Ama şeytan zulmanî âlemin varlığı. O da insan şeytan, cin şeytanı olabilir ki Bir de şeytan, şeytan olabilir ki şeytan, zulmanî âlemin varlığı, nefsin 19 afetine %100 tesir ediyor. Ama Allahû Tealâ Zat’ından, emir âleminden bize ruh üfürmüş. Ruhta da 19 tane haslet var. Ve 19 tane hasletle mücehhez olan ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması için de Allahû Tealâ’nın o kişinin kesinlikle mürşidine ulaşması var.

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA ULAŞIR.

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

RUH 19 HASLETİ ile AKLA ULAŞIR.

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekînet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.

Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

Şimdi şeytan devamlı olarak nefsin afetlerine tesir etmek suretiyle o kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesine mâni oluyor. Ama Allahû Tealâ emir âleminden bir mürşidi gönderiyor. Tâhâ-123'te zikrettiği gibi şeytan ve avanesi o kişiyi dünya hayatına, cehenneme davet ederken Allah’ın mürşidi o kişiyi Allah’ın Zat’ına ve cennete davet ediyor.

20/TÂHÂ-123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

İşte serbest iradenin sahibi kişi eğer bu daveti kabul ederse o zaman Allah’ın verdiği söz tahtında Allah mutlaka o kişinin ruhunu Kendisine ulaştırıyor. İşte nefs ve şeytan, insanoğlu ilişkisi bu. Şeytanı devre dışı kılmanın anahtarı bir dilektir. Kalben Allah’a ulaşmayı dilediğimiz an Allahû Tealâ hem Şûrâ-13’te hem de Ra’d-27’de bizim ruhumuzu Allah’ın Kendisine ulaştıracağını ve Kendisine dost kılacağını buyuruyor.

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dinde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

13/RA’D-27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâ ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

O hâlde düşman olan iblisin elinden nefsimizi kurtarmak tezkiye ve tasfiye iledir. Nefs tezkiyesi olmazsa ruh Allah’ın Zat’ına ulaşamaz. Nefs tezkiyesi ve tasfiyesi olmazsa fizik vücutta Allah’a teslim olamaz. Nefs tezkiyesi ve tasfiyesi olmazsa irade de Allah’a teslim olamaz. Yani ruhumuzun Allah’ın Zat’ına ulaşabilmesi, yani ruhumuzun teslimi, fizik vücudumuzun teslimi, nefsimizin teslimi ve irademizin teslimi tamamen nefsin tezkiye ve tasfiyesine bağlı. Nefsin tezkiyesi ve tasfiyesi de Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbî olmak ve zikre bağlı. Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet ve zikir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 24 Ekim 2026Son güncelleme: 24 Ekim 20265 dk okuma0