Muhterem Hocam, “Nefsini bilen Rabbini bilir” hadîs midir? Kişi ne zaman nefsini bilir? Âdem (A.S)’ın nefsine zulmettiği zaman mı nefsini bilmiştir? “Ben nefsime zulmettim” demişti

Soru

Muhterem Hocam, “Nefsini bilen Rabbini bilir” hadîs midir? Kişi ne zaman nefsini bilir? Âdem (A.S)’ın nefsine zulmettiği zaman mı nefsini bilmiştir? “Ben nefsime zulmettim” demiştir, Allah’a yönelmiştir. Bu konuyu açıklar mısınız?

Cevap

Hayır, nefsini bilmek Rabbini bilmek. Mutlaka kim nefsini Allah’a teslim eder, nefs tasfiyesine ulaşırsa, ondan sonraki Allah’ın garantisinde. Allahû Tealâ mutlaka onu Tövbe-i Nasuh’a davet ediyor. Tövbe-i Nasuh’a tövbe edebilen kişi Allah’ın Zâtını görüyor ama "men hâlefe nefsehu" nefsine arif olduktan sonra "fekad ‘arafa rabbehu" Rabbine arif olur. Kalp gözüyle Allahû Tealâ’yı mutlaka görür nefsine arif olan kişi. Dolayısıyla Âdem (A.S) elbette ilk insan, ilk Peygamber, yeryüzündeki Allah’ın ilk halifesi vesaire. Allah onu eşiyle birlikte cennetine koyuyor ve: “Her yerden rahatlıkla yiyebilirsiniz ama bu ağaca yaklaşma.” ama İblis vesvese vermek suretiyle Allah’ın emrine onu âsî kılıyor. Nasıl Hacc farîzasını yerine getirirken küçük şeytan, orta şeytan, büyük şeytan Allah’ın emrini yerine getirmemize engel olduğu için biz şeytanları taşlıyoruz; burada da Âdem (A.S) cennette eşiyle birlikteyken Allah’ın yasağına uymuyorlar. Allahû Tealâ “Bu ağaçtan yeme” diyor ama o yasağa uyma noktasında iradesini kullanmıyor. Öyle olunca Allah onu yeryüzüne gönderiyor eşiyle birlikte: “Gidin! Sizin için de muhakkaktan bir zaman vardır.” İşte TÂHÂ-123’te "Siz ve şeytan yeryüzüne düşman olarak inin, benden size hidâyetim gelecek kim hidâyetime tâbî olursa o dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz." "Siz ve şeytan düşman olarak yeryüzüne inin." İşte Cennetteyken yeryüzüne gönderiliyor.

20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ. (Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

35’te Allahû Tealâ, Âdem (A.S) ve eşine ‘Cennete girin’ diyor.” Bakara suresinin 35. âyet-i kerimesi:

2/BAKARA-35 Ve kulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne). Dedik ki: “Ey Âdem! Sen ve eşin, cennette yerleşin. Oradan (oradaki yiyeceklerden) dilediğiniz yerden bol bol yeyin. Ve bu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.”

2/BAKARA-36 Fe ezellehumâş şeytânu anhâ fe ahrecehumâ mimmâ kânâ fîh(fîhi), ve kulnâhbitû ba’dukum li ba’din aduvv(aduvvun), ve lekum fîl ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin). Fakat şeytan, ikisinin (ayağını) oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde oldukları şeyden (ni’metten) çıkardı. Ve: “Birbirinize düşman olarak (dünyaya) inin. Sizin için (belli) bir zamana kadar yeryüzünde oturma ve faydalanma (geçimini temin etme) vardır.” dedik.

2/BAKARA-37 Fe telekkâ âdemu min rabbihî kelimâtin fe tâbe aleyh(aleyhi), innehu huvet tevvâbur rahîm(rahîmu). Sonra Âdem, Rabbinden kelimeleri telakki etti (öğrendi) (ve Rabbine tövbe etti.). Bunun üzerine (Allah), onun tövbesini kabul buyurdu. Muhakkak ki O, Tevvab’tır (tövbeleri kabul edendir), rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).

"kulnâ yâ Âdemuskun ente ve zevcuke’l cennete" “Oradan (oradaki yiyeceklerden) dilediğiniz yerden bol bol yeyin. Ama bu ağaca yaklaşmayın yoksa zâlimlerden olursunuz.” 36: Ama şeytan, ikisinin ayağını oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde oldukları şeyden nimetten çıkardı. Siz ve şeytan yeryüzüne düşman olarak inin. Şeytan ve insanlar, sizin için belli bir zaman kadar yeryüzünde oturma ve faydalanma, geçinme vardır buyuruyor Bakara 36’da. Ve 37: Allahû Tealâ Âdem (A.S)’dan kelimeler alıyor ve tövbe ediyor.

Öyleyse olay bu şekilde ifade ediliyor inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma3