Muhterem Hocam, Nisa 175 ve Âli İmrân 103 arasında bir illiyet rabıtası var mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, Nisa 175 ve Âli İmrân 103 arasında bir illiyet rabıtası var mıdır?

Cevap

"Tabiî bakalım beraberce. Âli İmrân 103 de:

3/ÂLİ İMRÂN-103 Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).

Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, Ayetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.

“Hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın, fırkalara ayrılmayın.” Allah’ın ipi sıratı müstakimdir. Sıratı müstakîm dini hayatın sağlamasıdır. Sıratı müstakîm yoksa din yok demektir. Nereden biliyoruz?

6/ENÂM-153 Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferraka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).

Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

En‘âm 153 de: “İşte bu sıratı müstakîmdir, ona tâbî olun, sizi sıratı müstakîmden ayıran yollara tâbî olmayın.” Sıratı müstakîmin alâmet-i fârikası da kalben Allah’a ulaşmayı dilemektir. Kim kalben Allah’a ulaşmayı diler de Allah bu talebi kimin kalbinde görürse, onun üzerine Rahîm esmasıyla tecellî etmiştir ve Hacc 54’e göre o birinci safha sıratı müstakîmdedir.

22/HACC-54 Ve li ya’lemellezîne ûtûl ilme ennehul hakku min rabbike fe yu’minû bihî fe tuhbite lehu kulûbuhum, ve innallâhe le hâdillezîne âmenû ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).

Ve kendilerine ilim verilenlerin, onun (irşad makamının, Velî Resûl'ün, Nebî Resûl'ün) söylediklerinin Rabbinden bir hak olduğunu bilmeleri, O'na îmân etmeleri, onların kalplerinin O'nu (Allah'ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. Muhakkak ki Allah, âmenû olanları (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) mutlaka Sıratı Mustakîm'e hidayet edendir.

Evet, sıratı müstakîme adım atmak kalpten Allah’a ulaşmayı dilemektir. İşte Allah’ın ipi sıratı müstakîm ve sıratı müstakîme daha doğrusu Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ondan ayrılmayın. Çünkü sıratı müstakîmden sapan bütün yollar fırkalara ait olan yollardır. İbni Mes‘ûd’dan rivayet edilen bir hadîste:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime 1

İbni Mes'ud (R.A.) şunu naklediyor:

""Peygamber Efendimiz. (S.A.V) bir gün yere düz bir çizgi çizdi ve 'Bu Allah'ın yoludur' dedi. Daha sonra bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizerek 'Bunlar ise diğer yollardır. Herbiri üzerinde yanlışa davet eden birtakım şeytanlar vardır.' buyurdu.""

Öyleyse sıratı müstakîm; Allah’a ulaştıran yol, insan ruhunu Allah'a ulaştıran yol. Sıratı müstakîm; fizik vücudu Allah’a teslim eden yol. Sıratı müstakîm; nefsi Allah’a teslim eden yol. Sıratı müstakîm iradeyi Allah’a teslim eden yol. Yani kısacası tamamen Allah’a aittir. İşte bu yoldan saptıran başka yollar, onlar fırkalara ayıran yollardır.

İşte İbni Mes‘ûd’dan rivayet edilen hadîste de bunlar diğer yollardır her birisi üzerine yanlışa davet eden bir takım şeytanlar vardır. Allah'ın davetinin dışında davet ettiğiniz her şey aslında yanlışa davettir. Yetmez Kur'ân'ı Kerime muhalif olan bidatlerle bu daveti yapıyorsanız zaten otomatikman yanlışdasınız.

4/NİSÂ-175 Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).

Böylece Allah'a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenleri) ve O'na (Allah'a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran ""Sıratı Mustakîm""e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

Şimdi gelelim Nisâ 175’e. Nisâ175 ne diyor Allahû Tealâ: “Kim Allah’a îmân eder ve O’na sarılmayı dilerse" İşte bu îmân eden Ona sarılmayı dileyen kimdir? Kalben Allah'a ulaşmayı dileyen kişidir. ""Allahû Tealâ onu Kendinden bir fazl ve rahmetinin içine koyacak ve onu Kendisine ulaştıran sıratı müstakîme ulaştıracak.” Yani onu mutlaka fazl ve rahmetin içine, mürşide ulaştıracak ve o yolla da onun ruhunu Kendisine ulaştıracaktır. Dolayısıyla ikisinin aralarında bir illiyet rabıtası var mı? Var, tabiî inşaallah.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1