Muhterem Hocam, Nisâ 69. âyetine göre Allah’a ve Resûlüne itaat, kişiyi nasıl hakiki takvaya ulaştırır? Teslimiyet ile itaat arasındaki ilişkiyi bizlere açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Nisâ 69. âyetine göre Allah’a ve Resûlüne itaat, kişiyi nasıl hakiki takvaya ulaştırır? Teslimiyet ile itaat arasındaki ilişkiyi bizlere açıklar mısınız?

Cevap

İtaat, bir teslimiyettir sevgili kardeşlerim. Nisâ-69’da:

4/NİSÂ-69: Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ(rafîkan).

Ve kim, Allah’a ve Resûl’e itaat ederse, o taktirde işte onlar, Allah’ın kendilerine ni’met verdiği nebîlerle (peygamberlerle) ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.

Ni’met verilenlerin yolu, Fâtiha Suresinin 7. âyet-i kerimesinde Sıratı Mustakîm olarak, “üzerlerine ni’met verdiklerinin yolu” diye geçer. Allah kimi ni’metlendiriyor? Allah ve Resûlüne itaat edenleri ni’metlendiriyor. Onlara tâbî olarak Sıratı Mustakîm’e ulaşanların da başlarının üzerine Allahû Tealâ o ni’meti gönderiyor. Üzerlerine ni’met verdiklerinin yolu, Sıratı Mustakîm’dir. Allah nebîlere ni’met veriyor; onlar da sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle birliktedirler.

1/FÂTİHA-7: Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne).

O yol (SIRATI MUSTAKÎM) ki; üzerlerine ni’met verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.

5/MÂİDE-3: Hurrimet aleykumul meytetu ved demu ve lahmul hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bihî vel munhanikatu vel mevkûzetu vel mutereddiyetu ven natîhatu ve mâ ekeles sebuu illâ mâ zekkeytum ve mâ zubiha alân nusubi ve en testaksimû bil ezlâm(ezlâmi), zâlikum fisk(fiskun), el yevme yeisellezîne keferû min dînikum fe lâ tahşevhum vahşevni, el yevme ekmeltu lekum dînekum ve etmemtu aleykum ni’metî ve radîtu lekumul islâme dînâ(dînen) fe menidturra fî mahmasatin gayra mutecânifin li ismin fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).

Ölmüş hayvan, kan, domuz eti ve Allah’tan başkasının adına boğazlanan (kesilen), boğularak, vurularak, yüksek bir yerden yuvarlanarak veya boynuzlanarak ölen ve de yırtıcı hayvan tarafından parçalanıp yenen hayvan (ölmeden kesilmesi hariç) ve putlar adına boğazlanan hayvanlar ve fal okları ile kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bunlar fısktır. Bugün kâfirler sizi dininizden döndüremedikleri için yeise kapıldılar. Artık onlardan korkmayın, Ben’den korkun. Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim. Ve üzerinizdeki ni’metimi tamamladım. Sizin için dîn olarak İslâm’dan razı oldum. Artık kim açlık tehlikesiyle, günaha meyl etmeksizin zarurette (yemek zorunda) kalırsa, muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

“Üzerinizdeki ni’metimi tamamladım.” derken bu ni’met tabiî ki Kur’ân olarak karşımıza çıkıyor. Ama Nisâ-69’da Allahû Tealâ’nın ni’met verdiği kişiler nebîler, peygamberlerdir. Diğerleri ise ni’met verilen nebîlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Bu âyet, itaatin kişiyi nasıl hakiki takvaya ulaştırdığını açıklıyor. Evet, teslimle itaat arasındaki ilişki şudur: İtaat baştan sona teslimiyettir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 28 Ekim 2026Son güncelleme: 28 Ekim 20263 dk okuma0