Muhterem Hocam, Nisâ Suresi 80. âyette “Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.” buyuruluyor. Kur’ân’da Allah ve resûlüne itaat emredilirken mürşide tâbî olmak, onu rehber
Soru
Muhterem Hocam, Nisâ Suresi 80. âyette “Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.” buyuruluyor. Kur’ân’da Allah ve resûlüne itaat emredilirken mürşide tâbî olmak, onu rehber edinmek doğru mudur?
Cevap
Evet sevgili kardeşim, zaten bunun neticesi budur. Kur’ân’da Allah ve Resûl’üne itaat emredilirken, Allah ve Resûl’üne itaat mürşide itaattir, mürşide tâbî olmaktır. Çünkü mürşid de resûle itaat etmek suretiyle Allah’a teslim olmuştur. Mürşid kendi kendine mürşid olmamıştır.
7 SAFHA ALLAH’A VE RESÛL’E İTAAT
1. ÂLİ İMRÂN-132: Ve Allah’a ve Resûl’e itaat edin, umulur ki böylece siz rahmet olunursunuz.
NÛR-54: De ki: “Allah’a ve Resûl’e itaat edin. Bundan sonra eğer dönerseniz, O’na (Resûl’e) düşen sadece O’na yükletilen (tebliğ)dir.” Ve sizin üzerinize düşen, size yükletilendir. Ve eğer ona itaat ederseniz, hidayete erersiniz. Resûl’ün üzerinde açıkça tebliğden başka bir (sorumluluk) yoktur.
2. NİSÂ-59: Ey âmenû olanlar! Allah’a ve Resûl’e ve sizden olan idarecilere itaat edin. Bundan sonra eğer bir hususta ihtilâfa düşerseniz, o taktirde Allah’a ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, onu Allah’a ve Resûl’üne götürün. Bu daha hayırlıdır ve tevîl (yorum) bakımından en güzelidir.
3. NİSÂ-65: …Aralarında çekiştikleri şey hakkında, seni hakem tayin edip, sonra da senin verdiğin hükümden dolayı “içlerinde bir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça” îmân etmiş olmazlar.
NÛR-51: Onların aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resûl’üne davet edildikleri zaman mü’minlerin sözü “işittik ve itaat ettik” demeleridir. Ve işte onlar, onlar felâha erenlerdir.
4. AHZÂB-36: Ve mü’min erkek ve mü’min kadının, Allah ve O’nun Resûl’ü, onlar için bir işin olmasına hükmettiği zaman, kendi işlerinde seçim hakkı olamaz. Ve kim, Allah ve O’nun Resûl’üne asi olursa, o taktirde apaçık bir dalâlet ile sapmış olur.
5. NİSÂ-80: Kim Resûl’e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah’a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.
6. ENFÂL-46: Allah’a ve O’nun Resûl’üne itaat edin, niza etmeyin (anlaşmazlığa düşmeyin), yoksa zayıf düşersiniz ve kuvvetiniz (elinizden) gider. Sabredin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.
7. NİSÂ-69: Ve kim, Allah’a ve Resûl’e itaat ederse, o taktirde işte onlar, Allah’ın kendilerine ni’met verdiği nebîlerle (peygamberlerle) ve sıddîklerle ve şehitlerle ve salihlerle beraberdirler. Ve işte onlar ne güzel arkadaştır.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Edeb, 41; Müslim, Birr, 157.
“Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrâil (A.S)’a: ‘Ey Cebrâil! Ben falanca kulumu seviyorum, onu sen de sev.’ diye emreder. Cebrâil (A.S) da o kulu sever. Sonra Cebrâil (A.S) sema halkına: ‘Allah falanı seviyor, onu sizler de sevin!’ diye nida eder. Bunun üzerine semadakiler de o kulu severler. Sonra yeryüzündeki insanların gönlüne o kimsenin sevgisi yerleştirilir.”
Ondan sonra melekler itaat ediyorlar. Cebrail (A.S)’ın emrine uyarak melekler de diyorlar ki: “Biz Resûl’ü seviyoruz, Cebrail (A.S) seviyor, Allah seviyor; siz de sevin, itaat edin.” Çünkü küçükten büyüğe doğru sevmek itaat etmektir; büyükten alta doğru sevmek ise korumaktır.
Öyleyse tekrar ediyorum, çok dikkatle incelemenizi istiyorum. Allah devrin imamını seviyor, bir. Cebrail (A.S) seviyor, iki. Meleklerin hepsi seviyor, üç. Yer halkına bildiriyor. Ulaşmayı dileyen de Resûl’ü, devrin imamını seviyor ve Allah onun kalbinde mürşid sevgisini oluşturuyor.
Acaba anlatabildim mi? Doğrusu şu: mürşide tâbî olmak, Allah ve Resûl’üne itaatin bir neticesidir.
Ne diyor Allah Resûl’ü? “Allah’ın bütün ni’metlerinden dolayı Allah’ı seviniz. Beni de Allah’tan dolayı seviniz. Allah’ı seviyorsanız beni de sevin, sahâbemi de benden dolayı sevin.”
Öyleyse Allah Resûl’ü niçin “Sahâbemi de benden dolayı sevin.” diyor? “Bana itaat ediyorsanız sahâbeme de itaat edin.” demek istiyor. Allah Resûl’ü aynı şekilde diyor ki: “Bana itaat ediyorsanız Allah’ın vazifeli kıldığı mürşide de itaat edin.”
Mürşid sizin aranızda yaşayan birisi, biz ise Allah’a kavuşan birisiyiz. Köprüyü birbirine bağlayan durum bu. Birisi emr âleminde, diğeri zahirî âlemde. Zahirî âlemdekini emr âlemindekine bağlayan bir köprü var: o da Sıratı Mustakîm’dir.
Dolayısıyla itaat ona da gerekir. Doğru olan da budur inşaallah. Allah razı olsun.