Muhterem Hocam, Nûr Suresinin 36. âyeti kalp evinden mi bahsediyor yoksa yaşadığımız evden mi? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Nûr Suresinin 36. âyeti kalp evinden mi bahsediyor yoksa yaşadığımız evden mi? Açıklar mısınız?

Cevap

Yunus diyor ki: “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik.”

İşte eğer herkes sizin dostunuzsa onların kalbini yapmak, kalbini kırmak değil kalbini yapmaksa; Allahû Tealâ’nın da nazar ettiği kalpse, “Yerime göğüme sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım.” diyorsa kudsî hadîste, o zaman o noktaya işaret ediyor.

24/NÛR-36 Fî buyûtin ezinallâhu en turfea ve yuzkere fîhâsmuhu yusebbihu lehu fîhâ bil guduvvi vel âsâl(âsâli). Allah’ın, içinde İsmi’nin yükseltilmesine ve zikredilmesine izin verdiği evlerin içinde (Allah’ın nûru) vardır. Orada O’nu, sabah akşam tesbih ederler.

Nûru, Allah’ı zikredenlere gelir. Allah’ın nûru rahmet, fazl ve salâvât adıyla O’nu zikredenlerin kalplerine gelir ve kalplerini aydınlatır. Aralarında salâh nûrunun sahipleri varsa Allah’ın nûru o evde ayrı bir aydınlık oluşturur. Salâh nûru, Allah’ın sâlihlere verdiği bir nûrdur; yatay bir daire şeklindedir, 30–40 çapında bir dairedir. O nûrdan çemberin kalınlığı 3–4 cm, yeşilimsi beyaz bir nûrdur. Bir gün Allah’ı gördüğünüzde bu ifadelerin semboller olduğunu anlayacaksınız inşaallah. Allah’ın Zât’ını gördüğünüz zaman karmaşık bir yapıyla karşılaşmayacaksınız; O’nu aydınlık olarak göreceksiniz inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 15 Eylül 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20261 dk okuma11