Muhterem Hocam, ortalama bütün Müslümanların evlerinde Kur’ân-ı Kerim asılı bir şekilde var ama çoğu mutsuz, huzursuz. Bunun sebebi ne olabilir? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, ortalama bütün Müslümanların evlerinde Kur’ân-ı Kerim asılı bir şekilde var ama çoğu mutsuz, huzursuz. Bunun sebebi ne olabilir? Açıklar mısınız?

Cevap

Kur’ân-ı Kerim rafa kaldırılmış. Bir imam Ramazan ayında geliyor. Evlerde insanlara vaaz veriyor ama takva sahibi bir imam. Herkes evine davet ediyor. Bu evlerden bir tanesi de davetçi imamı getiriyor ve o gün iftarda evin sahibi eşine iftarlık almak üzere para vermiş. Ama evin hanımı da masanın üzerinde unutmuş ve pencere de açık.

Onlar evin içinde değilken açık olan pencereden rüzgâr esince o masa üzerindeki parayı savuruyor yere. O zaman imam da onu alıyor, duvarda asılı Kur’ân-ı Kerim’in içerisine koyuyor.

Tabii imam iftarını açıp gittikten sonra parayı alan ev hanımı soruyor. Diyor ki: “Ben parayı almadım, nereye koydun?” O da diyor ki: “Masanın üzerine koydum.” “Hayır.” diyor. Ve bakıyorlar ki ikisi birbirine sual soruyorlar, cevap bulunamıyor. “Bizden başka kimse gelmedi. Bir tek imam geldi.” ve imama gönül koyuyorlar. “Acaba bizim masa üzerindeki parayı o mu aldı?”

Ve böyle bir dahaki Ramazan ayında onu evlerine davet etmiyorlar, gönül koyuyorlar. Hatta imam da merak ediyor: “Ya, nasıl oluyor bu?” Ama o karı koca dayanamıyorlar. Hocaya söylüyor: “Hocam, bizim masa üzerinde bir paramız vardı. Bir daha bulamadık. Ne oldu?” diye. İmam ağlamaya başlıyor.

Onlar da diyorlar ki: “Önemli değil, sen almış olabilirsin. Problem değil, zaten geçen geçti.” Diyorlar. “Hayır, ben ona ağlamıyorum. Kur’ân-ı Kerim’in öksüz kalmasına ağlıyorum.”

Şimdi bu olay, imam mı hırsız yoksa Kur’ân-ı Kerim mi öksüz? İnsanlar hakikaten kardeşimizin ifade ettiği gibi kılıflar dikmişler, duvara asmışlar ama açıp bakmıyorlar. Kur’ân’daki İslâm’ı yaşamıyorlar.

Bunun sebebi ne? Bunun sebebi, davet onlara da ulaşıyor ama insanların %90’dan fazlası kendi zanlarına tâbî. İslâm’ın 5 şartıyla gerçekten kurtuluşa ulaşacağını zannediyorlar. Şeytan bunu onlara inandırmış. Hâlbuki İslâm’ın 5 şartıyla kimsenin kurtuluşu mümkün değil. Ve öyle olunca da Allah’a ulaşma dileği din tatbikatından çıkmış. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ramüzü’l-Ehadis, s.120, Ravi: Hz. Zamre İbni Habib (R.A.), Tirmizi; 2791

"Ümmetimden ilk kaldırılacak şey, emanet ve huşûdur."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizi, İlim, 5

"İnsanlardan ilk kaldırılan ilim (namazdaki) huşûdur. Öyle ki bir mescide girdiğinde huşû içinde olan bir tek adam bulmayabilirsin."

Emanet ruhtur. Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması din tatbikatından çıkartılmış. Öyle olunca huşû da devreden çıkıyor. Çünkü huşûnun olabilmesi için mutlaka hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayı dilemesi lazım. Dilediği takdirde Allah Rahîm esmasıyla tecelli eder. Ama eğer bu din tatbikatından çıkmışsa o zaman da huşû da yok. Ve insanlar kuru kuruya İslâm’ın 5 şartıyla zannediyorlar ki kurtuluşa ulaşacaklardır. Hiçbirisi de kurtuluşa ulaşamaz.

Ne olması lâzım? Fâtiha'sız bir namaz olmaz. Ama Fâtiha’da da kesinlikle biz mürşidimize ulaşmayı diliyoruz. “İstianeyi biz yalnız Senden isteriz. Mürşidimizi Senden isteriz.” Ama Allahû Tealâ kime mürşid gösteriyor? Huşû sahibi olana. Ee, kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyor. Dilemeyince huşû yok. Huşû olmayınca Kur’ân-ı Kerim rafa kaldırılmış oluyor. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20263 dk okuma0