Muhterem Hocam, özellikle zor zamanlarda insanlar zikre daha bir sarılıyor Çünkü bir yardım bekliyorlar. Önemli olan her daim Allah'ı hatırlamak, zikretmek. Allah'ın insan verdiği sıkıntılar Kendisini hatırlatmak için midir?

Soru

Muhterem Hocam, özellikle zor zamanlarda insanlar zikre daha bir sarılıyor Çünkü bir yardım bekliyorlar. Önemli olan her daim Allah'ı hatırlamak, zikretmek. Allah'ın insan verdiği sıkıntılar Kendisini hatırlatmak için midir?

Cevap

Evet, 7 tane musîbet âyet-i kerimesine baktığımız zaman mesela Allahû Tealâ Kasas 47’de: “Elleriyle takdim ettikleri şeyler sebebiyle onlara bir musîbet isabet ettiği zaman, 'Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin, biz de Senin âyetlerine tâbî olup mü'minlerden olurduk.” Yani Allahû Tealâ musîbetlerle insanlara Kendisini hatırlatıyor, zikretmelerini sağlıyor.

MUSİBETLER KENDİ YAPTIKLARIMIZDAN KAYNAKLANIYOR 1. ÂL-İ İMRAN – 182: İşte bu (azap), Allah kullara zulmedici olduğundan değil, ellerinizle takdim ettiğiniz (yaptığınız) şeyler sebebiyledir. 2. NİSÂ – 62: Bundan sonra onlara, elleriyle işlediklerinden dolayı bir musîbet geldiği zaman halleri nasıl olur... 3. ENFÂL – 51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir... YÛNUS – 44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle (asla) zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler. 4. HAC – 10: İşte bu, senin ellerinle takdim edilen şeyler sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, âbidler (Allah’a kul olanlar) için zulmedici değildir. HAC – 35:... Onlara isabet edenlere (musîbetlere) sabredenlerdir ve salâtı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler. 5. KASAS – 47: Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musîbet isabet ederse: “Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin, böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olurduk ve mü’minlerden olurduk.” diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik). 6. RÛM – 36: Ve insanlara rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlarlar (şımarırlar). Ve eğer, elleri ile takdim ettiklerinden dolayı onlara bir kötülük isabet ederse o zaman onlar, ümitsizliğe düşerrler. 7. ŞÛRÂ – 30: Size bir musîbet isabet ettiği zaman işte o, ellerinizin kazandığı (yaptıklarınız) sebebiyledir. (Musîbetlerin) çoğunu affeder. ŞÛRÂ – 48: ... Ve muhakkak ki Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlar. Ve eğer elleriyle takdim ettikleri sebebiyle bir kötülük isabet ederse, işte o zaman insan mutlaka kefûr olur (inkâr eden nankör olur).

Fussilet 49’a baktığımız zaman ne görüyoruz? Fussilet Suresinin 49. âyet-i kerimesi: "İnsan, hayır duasından (istemekten) usanmaz. Eğer ona şerr dokunursa, o zaman yeise kapılır, ümitsiz olur."

41/FUSSİLET-49 Lâ yes’emul insânu min duâil hayri ve in messehuş şerrru fe yeûsun kanût(kanûtun). İnsan, hayır duasından (istemekten) usanmaz. Eğer ona şerr dokunursa, o zaman yeise kapılır ve ümitsiz olur.

Yetmez, Fussilet Suresinin 51. âyet-i kerimesine baktığımız zaman ne görüyoruz? Fussilet Suresinin 51. âyet-i kerimesi: “İnsana ni'met verdiğimiz zaman yüz çevirdi, yan çizdi, şükürden uzaklaştı. Ona bir şerr dokunduğu zaman artık çok dua eder.”

41/FUSSİLET-51 Ve izâ en’amnâ alel insâni a’rada ve neâ bi cânibih(cânibihî), ve izâ messehuş şerrru fe zû duâin arîd(arîdın). Ve insana ni’met verdiğimiz zaman yüz çevirdi ve yan çizdi (şükürden uzaklaştı). Ve ona bir şerr dokunduğu zaman artık çok dua eder.

Rûm 33’te de: “İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman Rablerine dua ederek O'na yönelirler. Sonra onları Kendisinden rahmet tattırdığı zaman onlardan bir kısmı tekrar Rablerine şirk koşarlar.”

30/RÛM-33 Ve izâ messen nâse durrun deav rabbehum munîbîne ileyhi summe izâ ezâkahum minhu rahmeten izâ ferîkun minhum bi rabbihim yuşrikûn(yuşrikûne). Ve insanlara bir zarar dokunduğu zaman Rab’lerine dua ederek, O’na yönelirler. Sonra onlara kendisinden rahmet tattırdığı (Rahîm esması ile hidâyete erdirdiği) zaman onlardan bir kısmı Rab’lerine şirk (ortak) koşarlar (hidâyetteyken dalâlete düşerrler).

Zumer Suresinin 8. âyet-i kerimesi: “İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na dua eder. Sonra Allah Kendinden bir ni'met lütfettiği zaman, daha önce Ona dua ettiğini, yalvardığını unutur. O'nun Allah’ın yolundan saptırmak için Allah’a eşler kılar. De ki: Küfrünüzle biraz metalanın.”

39/ZUMER-8 Ve izâ messel insâne durrun deâ rabbehu munîben ileyhi summe izâ havvelehu ni’meten minhu nesiye mâ kâne yed’û ileyhi min kablu ve ceale lillâhi endâden li yudılle an sebîlihi, kul temetta’ bi kufrike kalîlen inneke min ashâbin nâr(nâri). Ve insana bir zarar dokunduğu zaman, Rabbine yönelerek ona dua eder. Sonra (Allah) kendinden bir ni’met lütfettiği zaman daha önce ona dua ettiğini (yalvardığını) unutur. O’nun (Allah’ın) yolundan saptırmak için Allah’a eşler kılar. De ki: “Küfrün ile biraz daha metalan(faydalan). Muhakkakki sen, cehennem ehlindensin.”

Öyleyse ister Fussilet 49 olsun, ister Fussilet Suresinin 51. âyet-i kerimesi, Rûm 33 ve Zumer Suresinin 8. âyet-i kerimesi olsun, aynı hakikati ifade ediyor.

Yûnus Suresinin 12. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: “İnsana bir darlık, sıkıntı isabet ettiği zaman, yatarken, otururken, ayaktayken Bize dua eder. Onun sıkıntısını ondan giderdiğimiz zaman, ona isabet eden darlıkta, sıkıntıda Bize dua etmemiş gibi geri döner. İşte bu müsriflere yapmış oldukları şey süslendi.” buyuruyor. Yani "Darlıkta zikredenler, bollukta zikretmeyenler kayıptadır." diyor Allahû Tealâ.

10/YÛNUS-12 Ve izâ messel insâned durru deânâ li cenbihî ev kâiden ev kâimâ(kâimen), fe lemmâ keşefnâ anhu durrahu merre ke’en lem yed’unâ ilâ durrin messehu, kezâlike zuyyine lil musrifîne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne). Ve insana bir darlık (musîbet, sıkıntı) isabet ettiği (dokunduğu) zaman, yatarken, otururken veya ayaktayken Bize dua etti (eder). Fakat onun sıkıntısını ondan giderdiğimiz zaman ona isabet eden darlıkta (sıkıntıda) Bize dua etmemiş gibi döndü (döner). İşte böylece müsriflere, yapmış oldukları şeyler süslendi.

Allah insanlara verdiği sıkıntılar Kendisini hatırlatmak için midir? Evet. Tevbe Suresinin 126. âyet-i kerimesine baktığımız zaman: “Onlar senede bir iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe edip zikre başlamıyorlar.”

9/TEVBE-126 E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne). Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini art arda tekrar etmiyorlar).

Gerçekten de Muhterem Efendimiz'in buyurduğu gibi, vererek ve vermeyerek ihsan edilen herşey için hamd ve şükür kesin gerekli. Hayır sanarak kendisini hoşuna gidecek şeyler için dua eden kişi, şerr dokunduğu zaman yeise kapılıp, huzursuz olur. Ama kendisine Allahû Tealâ hayır duaları üzerinden ni'met verdiği zaman dua etmekten vazgeçer. Ancak şerr dokunduğu zaman aklı başına gelir, dua etmeye başlar. Mutmain olan kişi, Allahû Tealâ ona kendisinin üzüleceği eyleri verdiği zaman da Allah’a dua eden, şükreden; sevinecek şeyleri verdiği zaman da dua eden, şükreden dizaynın içerisindeki insanlar Allah’a hem hamd etmek hem de şükretmek mecburiyetindedirler.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20266 dk okuma8