Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde, “İçinizden en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.” buyuruyor. Hadîs-i şerifi açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîs-i şerifinde, “İçinizden en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.” buyuruyor. Hadîs-i şerifi açıklar mısınız?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, insanla Allah arasında 28 basamak İslâm merdiveni var.
7 SAFHA 28 BASAMAK İSLÂM MERDİVENİ
Birinci 7’li Basamak: 3. basamaktan 7. basamağa kadar
3. basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
İkinci 7’li Basamak: 8. basamaktan 14. basamağa kadar
14. basamak: MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK
Üçüncü 7’li Basamak: 15. basamaktan 21. basamağa kadar
Dördüncü 7’li Basamak: 22. basamaktan 28. basamağa kadar
22. RUHUN ALLAH’A TESLİMİ
25. FİZİK VÜCUDUN ALLAH’A TESLİMİ
27. NEFSİN ALLAH’A TESLİMİ
28. SALÂH MAKAMI – İRADENİN TESLİMİ
28.1 SALİHLER - GÜNAHLARI 2. DEFA ÖRTÜLENLER
28.2 ŞEHİTLER - SALAH NURU VERİLENLER
28.3 SIDDÎKLAR - GÜNAHLARI 2. DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER
28.4 MÜRŞİDLER - İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER
28.5 ŞAHİTLER - İRŞADA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR
28.6 KAVİM RESÛLLERİ - İRADENİN RE’Fİ
28.7 DEVRİN İMAMLARI - NEBÎLER VE VELÎ RESÛLLER - TASARRUF RIZASI
Bu 28 basamaklı İslâm merdiveninin ilk 14 basamağı şeriat diyelim. Tâbî olduktan sonra tarikat, marifet ve hakikat.
İşte bu standart içinde 28 basamak İslâm merdiveninin şeriat bölümü, ilk 14 basamak, âyetlerin tilâvetiyle Kur’ân’ın lafzı söz konusudur. Yani teorik olarak ilim öğrenilir. Ama bunun hayata tatbiki, ilmin amel boyutunda sergilenmesi, yaşanması tarikatta mutlaka gerekiyor. Ondan sonra da hakikat, kişinin mutlaka usta olması.
Nitekim Osmanlı’ya baktığımız zaman tasavvufu, yani 28 basamaklı İslâm merdiveni olan tasavvufu, çırak, kalfa ve usta ilişkisi içerisinde yaşamışlar. Bir nevi çıraklık, bu işin teorisinin öğrenildiği basamakları ifade ediyor. İlk 14 basamak şeriat. Daha sonra nefs tezkiyesinden, sonra o kişi kalfalıkla hayatına devam ediyor, fizik vücudun teslimi. Ama usta olabilmesi mutlaka nefsinin de Allah’a teslimiyle daimî zikir noktasına ulaşması lâzım.
İşte Osmanlı’daki toplumu teşkil eden katmanların hepsine baktığımız zaman, ister Bacıyân-ı Rûm olsun, ister askeriye sınıfı olsun Hacı Bektaş Velî tarikatına bağlı, ister esnaf sınıfı olsun Ahî Evran Teşkilatı, ister ulema sınıfı olsun Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’den, hepsi bu ilişki içerisinde Kur’ân’daki İslâm’ı yaşadılar ve gerçekten Osmanlı 400 yıl çok geniş topraklara hükmetti.
Zaten hadîs-i şerifte de, kim Kur’ân’a sarılırsa Allah Kur’ân’a sarılan milletleri yükseltiyor, kim uzaklaşırsa da onları alçaltıyor.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak:Müslim, Müsâffirin, 269; İbn Mâce, Mukaddime, 16.
“Allah bu Kur’ân’la bazı kavimleri yükseltir (aziz kılar); bazılarını da alçaltır (zelil kılar)…
Allah, Kur’ân’a yapışan toplumları koruyup yüceltir. Kur’ân’dan kopan toplumları ise âleme rezil edip alçaltır.”
Öyleyse evet, hadîste de zikrettiği gibi en hayırlınız Kur’ân-ı Kerim’i öğrenen ve de öğretendir.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: (Buhari, Fezailül Kur’ân 21)
Kaynak: Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57.
Hayrukum men teâlleme elkur’âne ve âllemehu
“Sizin en hayırlınız Kur'ân'ı öğrenen ve öğretendir.”
“Ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorluklarınızı gideren VELÎNİZ OLAN KİMSEYE KATILINIZ, O MEHDİ’DİR.”
Bir kişinin öğrendikten sonra yaşayarak yaşaması, ondan sonra öğretmesi söz konusudur. Allah razı olsun.