Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadîs-i şerifte: “Âdemoğlu’nun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncü vadiyi de ister. Âdemoğlu’nun iç boşluğunu, ihtiraslı gönlünü topra
Soru
Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadîs-i şerifte: “Âdemoğlu’nun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncü vadiyi de ister. Âdemoğlu’nun iç boşluğunu, ihtiraslı gönlünü topraktan başka bir şey dolduramaz. Şu kadar ki bu ihtirasından tövbe eden kişinin tövbesini Allah kabul eder” buyuruyor. Hadîs-i şerif i açıklar mısınız?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, evvela yaratılışımıza beraberce bakalım.
Allahû Tealâ Hicr Suresinin 26. âyet-i kerimesinde, bizi bir fizik bedenle yaratmış Rabbimiz.
15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Bu zahirî âlemi yaşayabilmemiz için Şems Suresinin 7. âyet-i kerimesinde:
91/ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
Bizi bir nefsle dizayn etmiş.
Nefsimizin manevî kalbinde 19 afet var.
HERKES ANNE KARNINDAN FİZİK VÜCUT VE NEFS İLE DOĞAR
NEFSİN 19 AFETİ
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
Bu 19 afetten bir tanesi hırs ve şehvettir (12'ncisi hırs ve şehvet).
Dolayısıyla Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in vaaz ettiği hadîste, nefsin manevî kalbindeki hırs ve şehvet var oldukça insanoğlunu;
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Rikak 10; Müslim, Zekât 116-119.
“Âdemoğlunun bir dere dolusu altını olsa, bir dere daha ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Ama Allah, tövbe edenin tövbesini kabul eder.”
Evet gerçekten iki vadi dolusu bir malı olsa üçüncüyü ister. Yüz tane evi olsa yüz birincisini ister, beş yüz arabası olsa beş yüz birincisini ister. Yani hırs ve şehvet, bir insanda hükümferma olduğu süre içerisinde asla “doymak” nedir bilmez.
İşte Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ, fizik vücut teslimi yapan kişinin öfke ve gayz afetinin yine kendisinde var olacağını, ama artık aklı kandırabilecek bir durumu olmadığını bize ifade ediyor.
3/ÂLİ İMRÂN-134 Ellezîne yunfikûne fîs serrâi ved darrâi vel kâzımînel gayza vel âfîne anin nâs(nâsi), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne).
Onlar (muttekîler), bollukta ve darlıkta (Allah için) infâk ederler (verirler) ve onlar öfkelerini yutanlardır (tutanlardır) ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, muhsinleri sever.
“Onlar, bollukta ve darlıkta infâk ederler. Onlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler.”
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Öyleyse nefsin 19 afetinin kontrol altına alınması ancak fizik vücut teslimiyle gerçekleşir. Fizik vücut tesliminin de olmazsa olmaz şartı 18 saat zikir.
Bunun öncesinde zühd makamı var. 12 saatin üstündeki bir zikir kişiyi zahid kılar.
Ama fizik vücut teslimi, yani afetlerin varlığına rağmen afetlerin aklı kandıramaması, afetlerin kesinlikle bize (aklı kandırarak) yanlış karar verdirmemesi ancak 18 saat zikre bağlı.
18 saat zikir yapan bir insan, kalbi % 81 nurlanan insandır. O zaman nefsin manevî kalbinde 19 afet yine var; ama bu afetler (19 afet), her birisi bir birimle temsil edilmesi sebebiyle artık aklı kandırabilecek seviyede değil.
Şeytan yine 19 afete tesir ediyor. 19 afet de var (her birisi bir birimle temsil edilirse) ve nefs akla ulaşıyor. Ama artık akıl, % 100 ruhun, % 81 de faziletlerin tesiri altında olması hasebiyle; akıl, 200'de 181 oranında doğru karar verebilecek seviyede, 200'de 19 oranında da yanlış karar verir. Ama artık buna imkân kalmaz.
İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in ifade ettiği olay bu.
Şu kadar ki ihtirasından tövbe eden yani nefs tezkiyesine başlarsa (Nefs tezkiyesi bir dilektir: Kişi kalpten ulaşmayı dileyecek ve mürşidine tâbî olacak. Mürşidine tâbî olduktan sonra zikirle evvela ruhun teslimi, daha sonra fizik vücut teslimi) yani nefsin 19 afetinin 19'unu da kontrol altına alması, fizik vücut teslimiyle gerçekleşiyor.
Artık şeytan afetlere yine tesir ediyor ama şeytanın negatif tesiri, aklı yanlış karar verdirebilecek seviyede değil. Tıpkı 19 afetten bir tanesi olan öfke ve gayz. Öfke ve gayz yine var ama kişi öfkesini yutabiliyor, dışarıya taşırmıyor. Bütün afetler açısından da olay bu.
O zaman bu tövbe, mürşid önünde yapılan tövbedir. Zaten üç çeşit tövbe var:
1. Münferit günahından dolayı kişinin tövbe etmesi.
2. 12 tane ihsanla Allah'ın kendisi için tayin ettiği mürşid önünde yapılan tövbe.
3. Tövbe-i Nasuh. Allah razı olsun.