Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ile beraber risâlet sona ermiş midir?
Soru
Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ile beraber risâlet sona ermiş midir?
Cevap
Hayır, sevgili kardeşlerim. En‘âm Suresi’nin 48. âyet-i kerimesinde: “Biz resûllerimizi uyarıcılar ve müjdeleyiciler olmaktan başka bir şey için göndermeyiz.” "Biz resûlleri uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderdik.”
6/EN'ÂM-48: Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah'a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor: Benden sonra nübüvvet yoktur; mübeşşirât vardır. Sahâbe sual soruyor “Mübeşşirât nedir?” Sâlih rüya. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz de üç çeşit rüyadan bahsediyor:
RÜYA HADİSLERİ
1. HADÎSİ ŞERİF
Resûlullah (S.A.V) şöyle demişti: “Benden sonra, peygamberlikten sadece mübeşşirat (müjdeciler) kalacaktır!” Yanındakiler sordu: “Mübeşşirat da nedir?” “Salih rüyadır!” diye cevap verdi.
Bkz. Buhari, Tabir 5; Muvatta, Rüya 3,(2, 957); Ebu Davud, Edeb 96
2. HADÎSİ ŞERİF
Mü'minin rüyası, nübüvvetin kırk altı cüz'ünden bir cüz'dür.
Bkz. Buhari, Tabir 4; Muvatta, 1, (2,956)
3. HADÎSİ ŞERİF
“Rüya üçtür. Biri sâlih rüya olup Allah'tan müjdedir, ikincisi şeytanın verdiği üzüntüdür, üçüncüsü kişinin kendi kendine konuşmasıdır.”
Bkz. Buhârî, Tabir, 26; Müslim, Rüya, 6.
1. Şeytanın korkutması rüya,
2. Nefsin hâdisâtı rüya,
3. Allah’ın müjdesi olan rüya.
Müjdeli rüyaya baktığımız zaman ne görüyoruz? Hacet namazıyla mürşidin gösterilmesi. Bu, Devrin İmamı olarak gösteriliyorsa o Allah’ın bir resûlüdür. Velî mürşid olarak gösteriliyorsa, velî resûl olarak gösteriliyorsa yine aynı şekilde.
Öyleyse risâlet Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermedi. Sona eren nübüvvettir. Ahzâb Sûresi’nin 40. âyet-i kerimesine göre sona eren nübüvvettir, risâlet kıyâmete kadar devam ediyor.
33/AHZÂB-40: Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah'ın Resûl'ü ve Nebîler'in (Peygamberler'in) Hatemi'dir (Sonuncusu). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
Neden öyle? Çünkü kulların Allah üzerinde hakkı, onlara resûl göndermesidir. Aksi takdirde Allahû Tealâ kulların hakkını yemiş oluyor.
KULLARIN ALLAH ÜZERİNDE HAKKI ALLAH’IN ONLARA RESÛL GÖNDERMESİDİR
1. NİSÂ – 165 (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah'a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.
2. İBRÂHÎM – 4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet ...
3. NAHL – 36 …Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu...
4. İSRÂ – 15 Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. ... Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
5. TÂHÂ – 134 Ondan önce gerçekten Biz onları, azapla helâk etmiş olsaydık, muhakkak şöyle derlerdi: "Rabbimiz, bize resûl gönderseydin olmaz mıydı? Böylece bize de zelil (rezil) ve rüsva olmadan önce senin âyetlerine tâbî olsaydık."
6. KASAS – 47 ... "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbi olur ve mü'minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebi-Resûl olarak göndermezdik).
KASAS – 59 Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı.
7. ZUMER – 71 ... "Size sizden olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?" dediler ki: "Evet." Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
MULK - 8-9 ... onun bekçileri ... "Size nezir gelmedi mi?" diye sordu. ... “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
İşte Nisâ 165. Ne diyor? “Müjdeleyici ve uyarıcı resûllerdir ki insanların, resûllerden sonra Allah'a karşı “Bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi.” diye hüccetleri kalmasın. Göndermezse insanlar şikâyet edebilirler. “Ya Rabbim, herkese resûl gönderdin, bize neden göndermedin?”
Her kavme o kavmin lisanıyla resûl gönderiyor. (İbrâhîm 4)
Her ümmetin içerisinde mutlaka bir velî resûl vardır. (Nahl 36)
“Resûl göndermezsem azap etmem.” (İsrâ 15)
Tâhâ 134’ te: “Rabbimiz! Bize bir resûl gönderseydin olmaz mıydı? Böylece bize de rezil ve rüsva olmadan önce senin âyetlerine tâbî olurduk."
Kasas 47: “Rabbimiz! Keşke bize bir resûl gönderseydin, âyetlerine tâbî olan mü'minlerden olsaydık.”
Ve "cehennemliklere cehennemin kapılarına gittiklerinde sual soruluyor: “Size bir resûl gelmedi mi?” (Zumer 71)
Öyleyse Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona eren risâlet değil, nübüvvettir.