Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in 73. fırka olarak tanımladığı grup kimdir?

Soru

Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in 73. fırka olarak tanımladığı grup kimdir?

Cevap

Birleşmiş Milletler’de dinle ilgili olan bölümün yapmış olduğu, dünyada yaşayan insanlar arasındaki inanç envanteri araştırmasında birbirinden farklı 72 tane ayrı inanç türü tespit edildi. Bugüne kadar yapılan incelemeler bu inanç biçimlerinin 72 ayrı grup oluşturduğunu, işte bu araştırma ispat ediliyor.

Peki 73. fırka kimdir? Peygamber Efendimiz (S.A.V) ne diyor? "O fırka, Fırka-i Naciyedir. Kurtuluşa ulaşanlardır. Onlar da sizinle benim gibi Sıratı Mustakîm üzerinde olanlardır. O tek fırka, 73. fırka, mü’minleri oluşturan fırkadır." diyor. Bu 73. fırka yeni bir fırka değildir. 72 fırka içinde olan ve dinlerini Allahû Tealâ’nın emrettiği dini yaşayan insanlardır. Nitekim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: "Ey Allah’ın Resûl'ü, kaç fırka olacak? "73. fırka." Peki bunlardan kaç tane fırka kurtuluşa ulaşabilecek? diye sorduklarında: "Sadece bir tek fırka. Bu fırkanın ismi Fırka-i Naciye, kurtuluşa ulaşanların fırkası."

Başka bir hadîs-i şerifte Resûlullah (S.A.V) Efendimiz: "Yahudiler 71 fırkaya; 70’i cehenneme, bir tanesi hariç. Hıristiyanlar 72 fırkaya; 71’i cehenneme, bir tanesi hariç. Müslümanlar 73 fırkaya; 72’si cehenneme, bir tanesi hariç."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî 2778, İbnî Mâce 3991 – 3994

“Benim ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır. 72 tanesi cehenneme gidecek, bir tanesi hariç.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davud, Sünnet, 1; Tirmizî, İmân, 18; İbn Mace, Fiten, 17; İmam Hanbel, 2/332.

"Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Hristiyanlar 72 fırkaya ayrıldılar, biri hariç diğerlerin hepsi cehenneme girecek. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacak, biri hariç hepsi cehenneme girecek."

İşte her inanç grubu içerisinde kurtuluşa ulaşan fırka, Fırka-i Naciyedir. Sebe 20’de:

34/SEBE-20 Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mu’minîn(mu’minîne).

Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.

İşte Fırka-i Naciye mü’minlerden oluşuyor. Öte yandan Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in yine bir başka hadîsinde:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebu Davut, Sünne 1-4596, Tirmizi: Îmân 18-2640.

“Ümmetimden Kitab’a ve sünnete sarılan fırka-i nâcidir.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663.

“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehli Beyt’im.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663

“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”

İbn Mesud’dan rivayet edilen hadîste:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Mâce, Mukaddime 1

İbni Mes'ud (R.A.) şunu naklediyor:

"Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir gün yere düz bir çizgi çizdi ve 'Bu Allah'ın yoludur.' dedi. Daha sonra bu çizginin sağına ve soluna başka çizgiler çizerek 'Bunlar ise diğer yollardır. Her biri üzerinde yanlışa davet eden birtakım şeytanlar vardır.' buyurdu."

Doğrular nedir, yanlışlar nedir? Doğrular, Allah’ın âyetleridir. Yanlışlar ise, bid'atlerdir. İnsanların uydurduğu bid'atler. Bir terazinin bir kefesinde Allah’ın sözü Kur’ân-ı Kerim var. Öbür tarafta da insanların uydurduğu bid'atler, insanlar tarafından el yazması kitaplar var. Nitekim İskenderiye fethinde Hazret-i Ömer, bütün o İskenderiye Kütüphanesi’ndeki kitapları toplatmış ve terazinin bir tarafına Kur’ân koymuş, diğer taraf o kitapları. Demiş ki: "Eğer Kur’ân’ı tercih ederseniz ben bu kitapları yakacağım. Eğer kitapları tercih ederseniz ben Kur’ân’ı yakacağım. Tercihinizi söyleyin." O zaman insanların kafası dank etmiş. Gerçekten bir yanlışın içerisinde insanların zanlarına tâbî olmak. En’âm 153’te:

6/ENÂM-153 Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferraka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).

Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.

Zuhrûf 33’e baktığımız zaman ne görüyoruz?

43/ZUHRÛF-33 Ve lev lâ en yekûnen nâsu ummeten vâhıdeten le cealnâ limen yekfuru bir rahmâni li buyûtihim sukufen min fıddatin ve meârice aleyhâ yazherûne.

Eğer insanlar tek bir ümmet haline gelecek olmasaydı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine mutlaka gümüşten tavanlar ve üzerinde yükseldikleri merdivenler yapardık.

Nasıl kâfirler Enfâl 73’e göre bir birlik içindelerse:

8/ENFÂL-73 Vellezîne keferû ba'duhum evliyâu ba'dın, illâ tef'alûhu tekun fitnetun fîl ardı ve fesâdun kebîr (kebîrun).

Kâfir olan kimseler birbirinin dostlarıdır. Onu yapmazsanız (birbirinizle dost olmazsanız) yeryüzünde fitne ve büyük fesat olur.

Ama, mü’minler sonrasında bir birlik oluşturacaklardır. İslâm birliği gerçekleşecek. Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin oluşturduğu ümmet dalâlette birleşiyorlar, küfürde birleşiyorlar vesaire. Allah’a ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu ümmet ise, Sıratı Mustakîmde birleşiyorlar. Allah’a ulaşmayı dileyenlerin oluşturduğu ümmet; Sıratı Mustakîmde, mürşide tâbîyette birleşiyor. Görüyorsunuz ki birbirinden çok farklı bir muhteva söz konusu.

Dinimiz, 3 esasa bina edilmiştir: Vahdet; tek Allah’ı gösteriyor. Tevhid; o tek Allah’a ulaşmayı dileyenlerin vücuda getirdiği tek cemaati gösteriyor. Teslim ise; ruhu, vechi,, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmektir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20264 dk okuma2