Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in: “Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.” hadîs-i şerifini açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in: “Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.” hadîs-i şerifini açıklar mısınız?
Cevap
Bir kere daha tekrar edecek olursak: “Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır.” Resûlullah’ın hadîs-i şerifini açıklar mısınız? diyor kardeşimiz.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) birçok yere sahâbeyi gönderiyor ve onlara İslâm’ı tebliğ etmelerini emrediyor. Hz. Ali de bu tebliğcilerin bir tanesiydi, başta geleniydi ki Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Ali ilmin kapısıdır.” diyor. Hz. Ali sohbet yaptığı zaman Peygamber Efendimiz (S.A.V)’den ne almışsa onu anlatırdı. Hz. Ali’nin tebligat yaptığı kişinin Hz. Ali’ye tâbî olduğunu düşünelim. Tâbîiyetle beraber kişi bir kapıdan içeri girmiştir, şehre ulaşmıştır. Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e ulaşmıştır.
Hz. Ali: “Kur’ân’ın sırrı Fâtiha’dadır. Fâtiha’nın sırrı besmelededir. Besmelenin sırrı başlangıçtaki ‘B’ harfinde, ‘B’nin sırrı da altındaki noktasındadır." diyor. "O noktada benim.” diyor. Evet, bu Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in açıklaması.
"Kur’ân’ın sırrı Fâtiha, Fâtiha’nın sırrı besmelede…" Hz. Ali bunu söylüyor. "Besmelenin sırrı başlangıçtaki “B” harfinde, “B”nin sırrı da altındaki noktasındadır. O noktada benim." Öyleyse Hz. Ali Kur’ân’ın giriş kapısı olarak Allah’a ulaşmayı dilemeyi insanlara tebliğ ediyor.
O dilekten sonra ikinci safha, şehre giriş söz konusu: Mürşide tâbîiyet. Ve onunla manevî hayat güzelleşiyor.