Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in geleceğini müjdelediği Mehdi (A.S)'ın özelliği nedir?
Soru
Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in geleceğini müjdelediği Mehdi (A.S)'ın özelliği nedir?
Cevap
Ahzâb Suresinin 40. âyet-i kerimesinde Nebîler Sultanı Peygamber Efendimizin son nebî resûl olduğu buyuruluyor: Hz. Muhammed (S.A.V).
33/AHZÂB-40 Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah’ın Resûl’ü ve Nebîler’in (Peygamberler’in) Hatemi’dir (Sonuncusudur). Allah, herşeyi en iyi bilendir.
Öyleyse kıyamete kadar bir daha nebî gelmeyecek. Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz ahir zaman peygamberidir. Ama nebîlerin olmadığı dönemlerde velî resûller arasından Allah'ın seçtiği vekâleten devrin imamları vardır.
Kur'ân'ın unutulduğu, yanlışların Kur'ân hakikatlerinin yerine geçirildiği bir dönemde Allahû Tealâ tekrar resûlünü, Mehdi Resûl'ü hidayete erdiren olarak vazifeli tayin ediyor. İşte Secde 24'te bahsi geçen; hidayete erdiren, sabrın sahibi, âyetlere yakîn sahibi olmasından dolayı hidayete erdiren Mehdi Resûl, Resûlullah'ın da geleceğini bize müjdelediği, "Ümmetimin en hayırlısı" diye buyurduğu vekâleten devrin imamıdır.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) "Ümmetimin en hayırlısı" dediği Mehdi (A.S) kimliğine baktığımız zaman Allahû Tealâ onun açık şekilde bütün nebîlerden sonra gelecek bir resûl olduğunu söylüyor. Âli İmrân Suresinin 81. âyet-i kerimesinde:
"Hani Allah nebîlerden 'Size kitap ve hikmet verdim, sonra size beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir resûl geldiği zaman ona mutlaka iman edeceksiniz, ona mutlaka yardım edeceksiniz. İkrar ettiniz mi, bu ağır sözü üzerinize aldınız mı?' diye ahd almıştı. Onlar da 'İkrar ettik' dediler. Allah buyurdu ki: 'Şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlerdenim.'"
3/ÂLİ İMRÂN-81 Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tansurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).
Ve Allah, nebilerden, “Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah'ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, O'na mutlaka îmân edeceksiniz ve O'na mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak aldığı zaman, “İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?” diye buyurdu. (Onlar da): “İkrar ettik (kabul ettik)” dediler. (Allahû Teâlâ): “Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim.” buyurdu.
İşte bir kere daha, nasıl Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) kendinden önceki bütün nebîlerin şeriatını tasdik ediyorsa (Şûrâ 13'e göre), Peygamber Efendimizden sonra şeriatın unutulduğu; Tevrat şeriatının, İncil şeriatının, Kur'ân şeriatının unutulduğu bir dönemde Allahû Tealâ katından hidayete erdirmekle vazifeli kıldığı Mehdi Resûl'ü, kendinden önceki bütün nebîlere verilen şeriatı tasdik ederek onu bir kere daha vazifeli kılıyor. Âli İmrân 81 bunu açıkça söylüyor.
Mehdi (A.S) kıyamete yakın devrede vazife alan Allah'ın bir velî resûlüdür. Ama Allah'ın vekâleten devrin imamı olarak tayin ettiği bir velî resûldür. Dikkât edin, Mehdi (A.S) bir nebî resûl değildir; sadece evliya resûldür.
İkinci olarak; Asr-ı Saadet'in uygulayıcısı olacaktır. Dinlerin birleştirilmesi onun görevidir. Dünya sulhunun oluşturulmasında en önemli katkıları yapacak olan kişidir. Evet, dinlerin birleştirilmesi. Tekrar ediyorum, Kur'ân Nebîler Sultanı Peygamber Efendimize indirilmiş. Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesi Kur'ân'ın bir âyet-i kerimesi ise ve Âli İmrân 119 "Siz sahâbe, kitabın bütününe tâbîsiniz" diyorsa, kitabın bütününe tâbî olan Nebîler Sultanı Peygamberimiz ve sahâbe, Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesini de öğrenip yaşadılar.
42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
O zaman öğrenip yaşadılarsa, kendinden önceki bütün peygamberlerin şeriatının aynı şeriat olduğunu öğrendiler ve tasdik ettiler. Sahâbe bunu gerçekleştirdi.
İşte bu şeriatın unutulduğu bir dönemde tekrar Mehdi (A.S), bütün peygamberlere gönderilen şeriatın aynı şeriat olduğu, dinin aynı din olduğu, ayrı dinlerin olmadığı görevini yerine getirerek dinlerin birleştirilmesi görevini yapacaktır ve dünya sulhu bununla gerçekleşecektir.
Ferdî bazda mutluluk; kişinin iç dünyasında sulh ve sükûn (nefs ile ruh arasındaki kavganın bitmesi), dış dünyasında sulh ve sükûn (başka insanlarla aranızdaki kavganın bitmesi) ve Allah'la ilişkilerimizdeki sulh ve sükûndur (Allah'ın bütün emirlerine itaat, yasak olan fiillerin işlenmemesi, kutsal kitaplarda belirtildiği gibi). Ama ahir zamanda dinlerin birleştirilmesi ve dünya sulhunun gerçekleşmesi Mehdi (A.S) önderliğinde gerçekleşecek.
Bu nasıl olacak? Toplumların diğer toplumlarla olan kavgasının, savaşının (savaş, iki toplum arasındaki kavganın en azgın halini ifade eder) sona ereceği bir dönem söz konusu olacak. İşte o zaman dünya sulhu gerçekleşecek. İnsanlar ayrı dinler olmadığını, dinin tek bir din olduğunu ve artık insanların Allah'la ilişkilerinde dini yaşayacağı, Altın Çağ'ın yaşanacağı bir döneme girecekler. Bu, üçüncü Dünya Savaşı'ndan sonra gerçekleşecek olan bir dönemdir.