Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) niçin “Emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur.” buyurmuştur?

Soru

Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) niçin “Emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur.” buyurmuştur?

Cevap

Gerçekten emanete riayet etmeyen kişinin îmânı eksiktir. O kişi Allah’a inanabilir ama Allah’a inanması onun îmânının olduğunu ifade etmez. Mutlaka Allah’a ulaşmayı dileyen bir kişi olması lazım. Kişinin kalbine îmânın yazıldığı yer ise mürşidine tâbî olduğu yerdir ve îmânın mevcut olduğu aslî nokta orasıdır.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ahmed b. Hanbel, III, 134

"Emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur, ahde vefa etmeyenin dini yoktur."

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) başka bir hadîs-i şerifte buyuruyor ki:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663

“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”

Öyleyse her iki hâlde de Allah’ın Kitabına uymak hepimizin üzerine farzdır. Ama Allah’ın Kitabını açıklayacak olan her devirde en üst noktada devrin imamıdır.

14 asır evveline baktığımız zaman Bakara 151. âyet-i kerimesinde sahâbeye Allah hitap ediyor.

NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ

BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerîm’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

“Allah sizin içinizden size bir resûl gönderdi. O size âyetleri tilâvet ediyor.” Demek ki ruhun Allah’a ulaşmasında gerekli olan altyapı, temel, âyetlerle açıklama resûl yapıyor.

“O sizin nefsinizi tezkiye ediyor.” Nefs tezkiyesiyle ruhun Allah’a ulaşmasını Allah’ın resûlü sağlıyor.

“O size kitabı öğretiyor.” Kur’ân-ı Kerim’in ruhunu o bize söylüyor.

“Hikmeti o bize öğretiyor.”

“Hikmetin ötesini de o bize öğretiyor.”

Eğer Allah’ın kitabını emanet olarak alırsak, mutlak surette Ehli beytin de bu kitabı açıklayan birisi olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. "Allah’ın Kitabı, Ehli beytim… Allah’ın Kitabı, sünnetim…"

İşte bu bizi nereye götürüyor? Bu bizi teslimlerin hepsine götürüyor. Ve asıl olan Allah’ın mürşidine ulaşmak, mürşide tâbî olmak söz konusudur. Mürşid yoksa dini yaşamak mümkün değil. Onun için Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) 7 hadîs-i şerifte mürşidin önemine atıfta bulunuyor:

7 GRUP HADÎSTE MÜRŞİDE TÂBİİYET

HADÎS-İ ŞERİF 1: “Benden sonra Nebiler gelmeyecek. Nübüvvet Benimle sona ermiştir ama Benden sonra halifeler, imamlar gelecek. Onlara itaat eden, Bana itaat etmiştir. Onlara asi olan, Bana asi olmuştur.”

Kaynak: Sahih Buhari 11. cilt, sayfa 181

HADÎS-İ ŞERİF 2: “Benden sonra nebi gelmeyecek, âlimler gelecek, halifeler gelecek. Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.”

Kaynak: Sahih Buhari 9. cilt 1409. HADÎS

HADÎS-İ ŞERİF 3: “Size ruh verenler gelecek, onları arayıp bulun. Kim zamanın imamına tâbî olmazsa cahiliyet üzere ölür.”

Kaynak: Sahihi Müslim 58, no 1851

“Sahabem yıldızlar gibidir. Hangisine tâbî olursanız, doğruya erersiniz.”

Kaynak: Feyzu’l-Kadir 4, 76

HADÎS-İ ŞERİF 4: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid halifelerin yoluna tâbî olun.”

Kaynak: Ebu Davud, Melahim, 1.

“Her asırda ümmetimden Allah’a itaat ve hayırda yarışanlar bulunacaktır.”

Kaynak: Elbani, Nasuruddin, Silsiletu’l-EHADÎS-es-Sahiha, Beyrut, 1991, V.7

HADÎS-İ ŞERİF 5: “Kim Bana itaat ederse muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur. Kim Bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Her kim İmamı’na (Kamil Mürşide veya Devrin İmamı’na) itaat ederse, muhakkak ki Bana itaat etmiş olur. Her kim İmam’a isyan ederse, muhakkak ki Bana isyan etmiş olur.”

Kaynak: İbni Mace 8/2589

HADÎS-İ ŞERİF 6: “Hudeybiye’de ağaç altında biat edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.”

Kaynak: Müslim

“Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirildiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”

Kaynak: Riyazussalihin s.137

HADÎS-İ ŞERİF 7: “Muhakkak Allah her yüzyılda (asırda) bir kimse (in) işlerini yenileyen, tazeleyen, bahşeder. Sizden bir taife halkı Allah’a davette misal olanlar. Bunlar ehli haktır. Bu kimseler din işlerini yeniler, tazeler. Bu Allah’ın dostları, Allahû Tealâ’nın kullarına sevdirilir.”

Kaynak: Ebu Davud

“Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir.”

Kaynak: Sahih-i Buhari; Müslim; Sünen-Ebu Davud S/100

“Benden sonra Nebîler gelmeyecek. Nübüvvet benimle sona ermiştir. Ama benden sonra halifeler, imamlar gelecek.” Öyleyse hiçbir zaman dilimi yoktur ki halife olmasın, imam olmasın. Her halife imamdır, her imam halifedir. Ve ona itaat Resûlullah’a itaattir.

Hadîs-i şerif: “Benden sonra nebî gelmeyecek, âlimler ve halifeler gelecek.” Öyleyse halifenin dışında da her kavimde Allah’ın velî resûlleri, hikmet sahibi âlimler vardır. “Onlara tâbî olan bana tâbî olur, onlara asi olan bana asi olur.” Dikkat ederseniz devrin imamına itaat, öbürüne tâbîiyet… Çünkü bunlar âlimlerdir, devrin imamını temsil ediyorlar.

“Size ruh verenler gelecek, onları arayın, bulun.”

“Sahâbem gökteki yıldızlar gibidir.”

“Benim sünnetime her asırda ümmetimden Allah’a itaat eden ve hayırda yarışanlar vardır.”

Bütün bunlar bize Resûlullah’ın mürşidin farziyetine işaret ettiğini gösteriyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma0