Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz’in "Benim ümmetimde açık şirk sâdır olmaz, benim ümmetimin gizli şirkte olanından korkarım." hadîs-i şerifinde geçen gizli şirkte olmak ne demektir?

Soru

Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz’in "Benim ümmetimde açık şirk sâdır olmaz, benim ümmetimin gizli şirkte olanından korkarım." hadîs-i şerifinde geçen gizli şirkte olmak ne demektir?

Cevap

"Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) gerçekten hadîsinde:

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: İbn Mâce, Zühd, 21 “Ümmetim için en çok korktuğum şey, Allah'a şirk koşmaktır. Ama dikkat edin; Ay'a, Güneş'e veya puta tapacaklar, demiyorum. Fakat, Allah'ın rızasının dışındaki gayeler için harekette bulunacaklar ve gizli şehvet yani riyâ ve gösteriş duygularını taşıyacaklar.”

Yani Allah'ın rızasının dışındaki gayeler için harekette bulunacaklar ve gizli şehvet yani riyâ ve gösteriş duygularını taşıyacaklardır.

İşte nefsin afetleri var olduğu sürece kişi, nefsin talebine uyarsa ki bu talebe uymak demek afetlerin talebini yerine getirmek demektir, afetlere de tesir eden şeytan olduğuna göre, nerede bir şeytan ve nefs beraberliği varsa, orada gizli şirk; orada derecat kaybı, orada huzursuzluk ve mutsuzluk, orada riyâ vardır. O sebeple Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), iki tür âlimden bahsediyor: “Her âlimle değil, sizi beş şeyden sakındıran ve beş şeye çağıran âlimle beraber olunuz.” diyor.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Deylemi, El Firdevsü bi Me’sûru’l-Hitâb c.6 s.567/449 (Beyrut); Ramuze’l-Ehadis c.2 s.463/3; İ. Gazali, İhyâu Ulûmiddin I. cilt, sh. 154. ""Her âlimle değil, sizi beş şeyden sakındırıp, beş şeye çağıran âlimle oturunuz. Riyadan ihlâsa, Kibirden tevazuya, Düşmanlıktan nasihate, Şüpheden yakîne, Dünyaya rağbetten zühde.""

İşte sevgili kardeşlerim görüyorsunuz ki, istisnasız Allah'ın dizaynı gayet açık ortada. Kimdir riyâ sahibi insanlar? Onlar münafıklardır. Allah Resûlü hadîsinde münafıkların özelliklerini verirken: Onlar emanete ihanet ederler, onlar ahde vefâ etmezler ve onlar yalan söylerler.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Buhârî, Vesâyâ, 8; Müslim, Îmân, 107. ""Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder, söz verdiği zaman sözünde durmaz.""

Şimdi her zaman Muhterem Efendimiz'in devamlı tekrar ettiği bir âyet var. Fetih Sûresi'nin 11. âyet-i kerimesi:

48/FETİH-11 Se yekûlu lekel muhallefûne minel a’râbi şegaletnâ emvâlunâ ve ehlûnâ festagfir lenâ, yekûlûne bi elsinetihim mâ leyse fî kulûbihim, kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darren ev erâde bikum nef’â(nef’en), bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâ(habîren). Araplardan muhallefunlar (geride kalanlar), sana: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Artık bizim için mağfiret dile.” diyecekler. Onlar, kalplerinde olmayanı dilleri ile söylüyorlar. De ki: “Eğer Allah, size bir zarar veya fayda dilerse, bu taktirde sizin için Allah’tan (gelen) bir şeye kim mani olabilir (fayda veya zararı önleyebilir)? Hayır (öyle değil), Allah yaptığınız şeylerden haberdardır.”

Dış düşmanlarla cihâd emredildiği zaman, Allah Resûlü (S.A.V) mü'minleri cihâda davet ediyor. Ama geri kalan oturanlar yani münafıklar cihâda katılmıyorlar. Fakat mü'minler zaferle dönüp gani'metlerle dönünce, münafıkların içi çekiliyor: “Biz bu sefer sizinle beraber olmadık, mallarımız, çocuklarımız bizi meşgul etti; ama bir dahaki sefere savaşta mutlaka sizinle beraber olacağız.” Allahû Tealâ da münafıkların durumunu söylüyor, diyor ki: “Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar.” Yani yalan söylüyorlar. Dille ikrar ama kalben tasdik. Kalpte olmayanı diliyle söylediği için kişi yalan söylüyor. O zaman münafığın üç tane özelliğinden biri, konuştuğunda yalan söylüyor, kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet ediyor ve nitekim ruh Allah'ın herkese emanetidir; emaneti sahibine teslim etmiyor. Ve söz verdiği zaman da sözünde durmuyor. Verdiği söz ne? Kâlû Belâ gününde şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olacağına dair Allah fizik vücutlardan ahd almış. Ama kişi bunu da yerine getirmiyor. Tekrar ediyoruz demek ki; konuştuğunda yalan söylüyor, emaneti sahibine teslim etmiyor ve söz verdiği zaman sözünde durmuyor. İşte bu özelliğin sahibi olan kişiler riyâ sahibidir. O sebeple Allah Resûlü (S.A.V) hadîsinde buyuruyor: “Sizi riyâdan ihlâsa...""

Muhlisler kimlerdir? Muhlisler, konuştuğu zaman doğruyu söyleyen, emaneti sahibine teslim eden ve sözünü yerine getiren kişilerdir. Yani her âlimle değil; sizi beş şeyden sakındıran, beş şeye çağıran âlimler. Riyâdan ihlâsa, kibirden tevâzuya, düşmanlıktan nasihate, şüpheden yakîne ve dünyaya rağbetten zühde çağıran âlimlerle beraber olunuz.

Allah Resûlü (S.A.V) özellikle üç şeyden sakındırıyor: “Kibirden sakının; kibir sebebiyle şeytan-ı lâne oldu. Hasetten sakının; haset sebebiyle Kâbil, Hâbil’i öldürdü. Ve hırstan sakının; hırs sebebiyle Âdem babamız ve eşi cennetten yeryüzüne indirildi.” Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1