Muhterem Hocam, Peygamberimize salâvât getirmenin önemi hakkında bilgi verir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, Peygamberimize salâvât getirmenin önemi hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap
Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e salâvât getirmek çok önemlidir. Nitekim tüm kardeşlerimiz Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e günde 250 kere salâvât-ı şerrife getiriyorlar. 125 kere de “Subhânallâhi ve’l-hâmdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber ve lâ hâvle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.” söylüyorlar ve Esma, zikir, haftalık zikirlerini yapıyorlar.
Allahû Tealâ Ahzâb Suresinin 43. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor: “Sizi (nefisinizin kalbini) karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize salâvât vasıtasıyla nur gönderen O ve O'nun ve melekleridir ki; mü’minlere Rahim'dir.”
33/AHZÂB-43 Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu’minîne rahîmâ(rahîmen). Sizi (nefisinizin kalbini), karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize salâvât (vasıtasıyla nur) gönderen, O ve O’nun melekleridir ki O, mü’minlere Rahîm(dir). (Rahîm esmasıyla tecelli eden)
Ne olur? Salâvât ve rahmet, salâvât ve fazl. Salâvât taşıyıcı olarak bulunduğuna göre o zaman salâvât ve rahmette 1. çift nur geliyor ve sadece salâvât taşıyıcı, rahmet içeriye sızıyor ve kişiyi huşu sahibi kılıyor. Ama salâvâtla fazl da ikinci çift nur; o zaman da mürşidinize tâbi olduğunuz an bu devreye giriyor.
Bakara-155: "Sabredenleri müjdele."
2/BAKARA-155 Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne). Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele.
Kimdir o sabredenler? Onlara bir musîbet isabet ettiği zaman derler ki: "Biz Allah içiniz ve Allah'a döneceğiz (Allah'ın yanına giriyorlar). İşte onlar hidâyete erenlerdir."
2/BAKARA-156 Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne). Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
2/BAKARA-157 Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne). İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidâyete ermiş olanlardır.
Ama Nûr-21'de: "Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Kim şeytanın da adımlarına tâbî olursa, şeytan ona münkeri ve fuhşu emreder. Ama Allah'ın rahmeti ve fazlı kalbinize olmazsa içinizden hiçbiriniz ebediyyen nefsinizi tezkiye edemez."
24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun). Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
Zumer Suresinin 23. âyetine bakacak olursak ne görüyoruz? Zumer-23'te Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: "Allah ihdas ettiği şeylerin ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı) ikişerr ikişerr (salâvâtla-rahmet, salâvâtla-fazl) Kitab'a benzer şekilde gönderir. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir."
39/ZUMER-23 Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâh(zikrillâhi), zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin). Allah, ihdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişerr ikişerr (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidâyetidir, dilediğini onunla hidâyete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidâyetçi yoktur.
Evvela salâvâtla-rahmet ve salâvât-fazl. Öyleyse görüyoruz ki; salâvât bize rahmeti taşıyor, salâvât bize fazılları taşıyor.