Muhterem Hocam, “Peygamberlerden başkasına Allah vahyetmez” sözü, emaniyyenin uydurduğu bir tuzak mıdır? Yoksa Kur’ân-ı Kerîm’e göre bir aslı var mıdır? Bizi aydınlatabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, “Peygamberlerden başkasına Allah vahyetmez” sözü, emaniyyenin uydurduğu bir tuzak mıdır? Yoksa Kur’ân-ı Kerîm’e göre bir aslı var mıdır? Bizi aydınlatabilir misiniz?

Cevap

“Peygamberlerden başkasına Allah vahyetmez” sözü, emaniyyenin ürettiği bir tuzak mıdır? Evet.

Yoksa Kur’ân-ı Kerim’e göre aslı var mıdır? Hayır.

Evet sevgili kardeşlerim, Nisâ Suresinin 119. âyet-i kerimesinde iblis diyor ki:

4/NİSÂ-119 Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurannehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurannehum fe le yugayyirunne halkallâh(halkallâhi. Ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasira husrânen mubînâ(mubînen).

Ve onları mutlaka dalâlette bırakacağım. Ve onları, mutlaka emaniyyeye (kuruntuya) düşüreceğim ve mutlaka onlara emredeceğim. Böylece onlar, mutlaka davarların kulaklarını kesecekler ve onlara emredeceğim, öyle ki mutlaka, Allah'ın yarattığını değiştirecekler. Ve kim, Allah'tan başka, şeytanı dost edinirse artık o, apaçık bir hüsranla hüsrana uğramıştır.

“Onları dalâlette bırakacağım.” Zaten başlangıçta herkes dalâlette. “Onları mutlaka emaniyyeye (kuruntuya) düşüreceğim.”

İşte bu, iblisin insanları kuruntuya düşürmesi; Bakara 78’de, 79’da, 80’de bu çok güzel ifade ediliyor.

2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).

Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.

“Onlar ümmîdirler. Kitab’ı bilmezler, sadece insanların yazdıkları emaniyyeyi bilirler (kişilerin yazdığı kitapları).”

2/BAKARA-79 Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).

Artık elleriyle (emaniyye bilgiler içeren) kitabı yazanların vay haline! Sonra da onu (bu yazdıklarını) az bir bedel karşılığında satmak için: “Bu Allah’ın indindendir.” derler. İşte onlara yazıklar olsun, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı ve yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.

O kitapları iblis taraftarları elleriyle yazıyorlar ve diyorlar ki: “Bunlar Allah’ın katındandır.” Onunla bir dünyalık menfaat elde ediyorlar.

2/BAKARA-80 Ve kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdeh(ma’dûdete), kul ettehaztum indallâhi ahden fe len yuhlifallâhu ahdehu(ahdehû) em tekûlûne alâllâhi mâ lâ ta’lemûn(ta’lemûne).

Ve (emaniyeye tâbî olanlar): “Ateş bize, sayılı günlerden başka asla dokunmayacak (günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz).” dediler. De ki: “Allah’ın katından bir ahd mi edindiniz?” O taktirde (Eğer böyle bir ahd almışsanız) Allah, ahdinden asla dönmez. Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?

Ne diyorlar bunlar? “Sayılı günlerin dışında bize ateş dokunmaz.” Bid‘atleri üretiyorlar.

Günümüzdeki bir bid‘at da: İslâm âlemi, “Günahlarımız karşılığında biz cehennemde yanarız, sonra Allah bizi oradan çıkartıp cennetine alacak.” Yani herkes iblisin ürettiği şu zanna inanıyor: “Biz evvela cehennemde ceza çekeceğiz, sonra Allah bizi cennetine alacak.”

Halbuki Kur’ân-ı Kerim’de de 58 tane âyet-i kerime: Cehennemlik olarak cehenneme giren kişi cehennemde ebedî kalacak; cennetlik olarak cennete giren kişi cennette ebedî kalacak. Mükâfat da ebedî, mücazat da ebedî.

CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOK

1. BAKARA-39 Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır.

2. BAKARA-81 Hayır (sandığınız gibi değil), kim, günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa, işte onlar artık ateş ehlidir ve orada devamlı kalacak olanlardır.

3. BAKARA-86 İşte onlar öyle kimselerdir ki, dünya hayatını ahirete karşı satın almışlardır. Bu sebeple azap onlardan hafifletilmez ve onlar yardım da olunmazlar.

4. BAKARA-161 Muhakkak ki küfredip kâfir olarak ölenler, işte onlar, Allah'ın, meleklerin ve insanların hepsinin lâneti onların üzerinedir.

BAKARA-162 (Onlar), onun (lânetin) içinde ebediyyen kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz.

5. BAKARA-167 … Böylece Allah, onlara amellerinin hasara uğradığını gösterecek. Ve onlar ateşten çıkacak da değiller.

6. BAKARA-217 …Bu sebeple işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.”

7. BAKARA-257 Allah, âmenû olanların dostudur, onları zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur, onları nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

8. BAKARA-275 … Ve kim de (faizciliğe) dönerse, işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar orada ebedî kalacak olanlardır.

9. ÂLİ İMRÂN-86 Îmânlarından sonra inkâr eden kavmi, Allah nasıl hidayete erdirir? … …Ve Allah, zâlimler kavmini hidayete erdirmez.

ÂLİ İMRÂN-87 İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin onların (fâsıkların) üzerlerine olmasıdır.

ÂLİ İMRÂN-88 Onlar, onun (lânetin) içinde ebedi kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz...

10. ÂLİ İMRÂN-116 …Ve işte onlar ateş ehlidir, onlar, orada devamlı kalacak olanlardır.

11. NİSÂ-14 Ve kim Allah'a ve O'nun Resûl'üne isyan eder ve O'nun sınırlarını aşarsa, onu, içinde ebedî kalacakları ateşe koyar. Ve onun için “alçaltıcı azap“ vardır.

12. NİSÂ-93 Ve kim, bir mü'mini taammüden öldürürse, o taktirde onun cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir ve Allah ona gazab etmiş ve ona lânet etmiştir. …

13. NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.

14. MÂİDE-37 Ateşten çıkmak isterler ve onlar oradan çıkacak değillerdir. Ve, onlar için “daimî azap” vardır.

15. MÂİDE-80 … Nefislerinin, onlar için takdim ettiği ise “Allah'ın onlara öfkelenmesi” ki ne kötü şey. Ve onlar azâp içinde devamlı kalacak olanlardır.

16. EN'ÂM-128 …Allah'ın dilediği şey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) hariç; sizin barınacağınız yer ateştir, orada ebedî kalacak olanlarsınız.” buyurdu. …

17. A'RÂF-36 Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır

18. TEVBE-17 … İşte onların amelleri heba olmuştur. Ve onlar, ateşte ebedî kalacak olanlardır.

19. TEVBE-63 Allah ve O'nun Resûl'üne karşı, kim haddi aşarsa, artık onun için mutlaka orada ebediyyen kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmiyorlar mı? İşte bu, büyük rüsvalıktır.

20. TEVBE-68 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kâfirlere, orada ebedî kalacakları cehennem ateşini vaadetti. O (cehennem), onlara yeter. Ve Allah, onlara lânet etti. …

21. YÛNUS-27 … İşte onlar, ateş halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır.

22. YÛNUS-52 Sonra zulmedenlere: “Ebedî (devamlı) azabı tadın!” denildi. Kazandıklarınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?

23. HÛD-39 Kendisine alçaltacak bir azap gelecek kimseleri artık yakında bileceksiniz. Ve onun üzerine, kalıcı azap nüfuz edecek.

24. HÛD-106 Şâkî olanlara gelince; artık onlar, ateştedir. Onlar, orada çok zor bir şekilde soluk soluğa, nefes alıp verirler.

HÛD-107 Onlar, semalar ve yeryüzü (cehennemin semaları ve arzı) durdukça orada ebedî kalanlardır. Rabbinin dilediği şey (cehennemi yok etmeyi dilemesi) hariç.

25. RA'D-5 … Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır ve işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalanlardır.

26. NAHL-29 Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür.

27. NAHL-84 … Sonra kâfirlere cehennemden çıkmaları için izin verilmez. Ve onlardan, (Allah'tan) rıza talepleri kabul edilmez.

28. KEHF-2 (Kur'ân-ı Kerim), kayyum olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan mü'minlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi).

KEHF-3 Orada ebedî olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır).

29. TÂHÂ-101 Onlar, onda (o yükün getireceği azabın içinde) ebedî kalacak olanlardır. Ve kıyâmet günü yüklendikleri, onlar için ne kötü (yük)tür.

30. TÂHÂ-127 İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır).

31. ENBİYÂ-99 Eğer onlar gerçekten ilâhlar olsaydılar, oraya (cehenneme) girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada ebediyyen kalacak olanlardır.

32. MU'MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

33. FURKÂN-65 Ve onlar: “Rabbimiz cehennem azabını bizden uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı daimî helâk edicidir.” derler.

34. FURKÂN-68 … Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kişiyi haklı olmadıkça öldürmezler ve zina yapmazlar. Ve kim bunları yaparsa günah cezasıyla karşılaşır.

FURKÂN-69 Kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır.

35. SECDE-14 Öyleyse bu "likâe" gününüzü, unutmanızdan dolayı (azabı) tadın. Muhakkak ki Biz de sizi unuttuk. Ve yaptıklarınız sebebiyle ebedî azabı tadın.

36. SECDE-20 Ve fakat fasık olanlar, onların mevası ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya iade edilirler. Ve onlara: "Ateşin azabını tadın! Ki onu tekzip etmiştiniz." denir.

37. AHZÂB-64 Muhakkak ki Allah, kâfirleri lânetledi. Onlar için alevli ateşi (cehennemi) hazırladı.

AHZÂB-65 Orada ebediyyen kalıcılardır (kalacak olanlardır). (Orada) bir dost ve bir yardımcı bulamazlar.

38. SEBE-51 Ve onları dehşete kapıldıkları zaman görsen. Artık kaçış (kurtuluş) yoktur. Ve onlar, (cehenneme) yakın bir yerden yakalandılar.

39. FÂTIR-37 …“Rabbimiz bizi (buradan) çıkar, yapmış olduklarımızdan başka salih amel yapalım.” … …Size nezir gelmedi mi? O halde (azabı) tadın. Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

40. SÂFFÂT-9 Kovulmuş olarak, onlar için kesilmeyen sürekli azap vardır.

41. ZUMER-40 Kendisini rezil edecek azap, kime gelecekse (ona ulaşır) ve mukim (sürekli) azap onun üstüne iner.

42. ZUMER-72 (Onlara): "Orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin!" denildi. Artık kibirlenenlerin mesvası (kalacağı yer) ne kötü.

43. MU'MİN-11 (Kâfirler) dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, böylece günahlarımızı itiraf ettik. Artık (buradan) çıkmaya bir yol var mı?"

44. MU'MİN-49 Ve ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine şöyle dediler: "Rabbinize dua edin. Azaptan bir günü bize hafifletsin."

45. MU'MİN-76 Ebediyyen orada kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Artık kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötü.

46. FUSSİLET-24 Artık sabredebilirlerse artık ateş onların kalacakları yerdir. Ve eğer onlar affedilmek isterlerse, onlar affedilecek olanlardan değillerdir.

47. FUSSİLET-28 İşte bu Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi bilerek inkâr etmiş olmaları sebebiyle ceza olarak, onlar için orada ebedîlik yurdu vardır.

48. ŞÛRÂ-45 … Muhakkak ki zalimler, mukîm (devamlı) azabın içindedirler, değil mi?

49. ZUHRÛF-74 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), cehennem azabı içinde ebediyyen kalacak olanlardır.

50. ZUHRÛF-77 Ve (mücrimler): “Ey malik (ey cehennem bekçisi)! Rabbin bizim üzerimize hüküm versin (bizi öldürsün).” diye seslendiler. (Malik): “Muhakkak ki siz, (bu azabın içinde) kalacak olanlarsınız.” dedi.

51. MUHAMMED-15 …Onlar için orada her çeşit meyve bulunur ve (onlar için) Rab'lerinden mağfiret vardır. (Bunların

durumu), ateşte devamlı kalacak olan ve hamîm (sıcak kaynar su) içirilen, bu sebeple bağırsakları parçalanan kimsenin durumu gibi midir?

52. MUCÂDELE-17 Onların malları ve evlâtları, Allah'tan bir şeye (azaba) karşı onlara asla fayda vermez. İşte onlar, ateş ehlidir, orada ebediyen kalacak olanlardır.

53. HAŞR-17 Böylece ikisinin (münafıkların ve şeytanın) akıbeti orada, ateşin içinde ebediyen kalmak oldu. Ve işte bu, zalimlerin cezasıdır.

54. TEGÂBUN-10 Âyetlerimizi inkâr edenler ve yalanlayanlar; işte onlar, ateş ehlidirler, orada (cehennemde) ebediyen kalacak olanlardır. Ve (o) ne kötü varış yeri (ulaşılacak yer).

55. CİNN-23 …Ve kim Allah'a ve O'nun Resûl'üne asi olursa, bundan sonra muhakkak ki onun için, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi vardır.

56. NEBE-21 Muhakkak ki cehennem mirsad olmuştur.

NEBE-22 Azgınlar için meab (sığınılacak yer) olarak.

NEBE-23 (Onlar) orada bütün zamanlar boyunca kalacak olanlardır.

57. İNFİTÂR-14 Ve muhakkak ki füccar, mutlaka alevli ateş içindedir.

İNFİTÂR-15 Din günü ona (alevli ateşe) yaslanırlar (atılırlar).

İNFİTÂR-16 Ve onlar, ondan (alevli ateşten) gaib olacak (kaybolacak, yanıp bitecek) değillerdir.

58. BEYYİNE-6 Muhakkak ki kitap ehlinden inkâr edenler ve müşrikler, cehennem ateşindedirler ve orada devamlı kalacak olanlardır. …

Ama insanlar Kur’ân-ı Kerim’den din öğrenmedikleri için, kendi zanlarına tâbî olarak; iblis de onları zanlara (kuruntuya) düşürerek onlara hayatı zehir ediyor.

"Kur’ân-ı Kerim’e göre aslı var mı? 'Peygamberlerden başkasına Allah vahyetmez.'” Hayır.

Allahû Tealâ’nın vahiy âyetlerine baktığımız zaman, tam 10 âyet-i kerimede:

KUR’ÂN-I KERİM’DEKİ VAHİY ÂYETLERİ

1. BAKARA-118: Ve bilmeyenler: “Keşke Allah bizimle konuşsa” veya “Bize de bir âyet gelse” dediler. Bunun gibi onlardan öncekiler de, onların sözlerine benzer (sözler) söyledi. Onların kalpleri birbirine benzedi. Âyetlerimizi, yakîn hasıl eden bir kavim için beyan etmiştik.

2. BAKARA-259: …Bunun üzerine Allah, onu yüz sene öldürdü. Sonra da diriltti. (Ona) “Ne kadar (ölü bir vaziyette) kaldın?” dedi. (O da): “Bir gün veya günün bir kısmı kadar.” dedi. (Allah:) “Hayır, yüz yıl kaldın. Haydi yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulup kokuşmadı. Ve merkebine bak. (Bu), seni insanlara bir âyet kılmamız içindir. …

3. MÂİDE-111: Ve havarilere: “Bana ve Resûl’üme îmân edin.” diye vahyettiğim zaman, onlar da “Îmân ettik ve bizim (Hakk’a) teslim olduğumuza şahit ol.” demişlerdi.

4. YÛNUS-2: Onlardan bir adama, “insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi” için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? …

5. NAHL-68: Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti.

6. TÂHÂ-38: Vahyedilecek şeyi annene vahyetmiştik.

7. FUSSİLET-12: Böylece onları iki günde yedi kat gök olarak kaza etti (yarattı, tamamladı). Her gök katına kendi emrini vahyetti.

8. ŞÛRÂ-51: Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahiy ile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek...

9. ZİLZÂL-4: O gün (izin günü), (arz) haberlerini anlatacaktır.

ZİLZÂL-5: Rabbinin ona vahyetmesi ile.

10. ÂLİ İMRÂN-47: …“Rabbim, benim çocuğum nasıl olur? Bana bir beşer dokunmadı” dedi. (Allah şöyle buyurdu): “İşte böyle, Allah dilediğini yaratır. Bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman, sadece ona ‘ol’ der, o hemen olur.”

Herhangi bir adama Allah vahyediyor (Bakara-259).

Havarilere vahyediyor (Mâide-111).

Kavim resûllerine vahyediyor (Yûnus-2).

Arıya vahyediyor (Nahl-68).

Hz. Musa (A.S)’ın annesine vahyediyor (Tâhâ-38).

Göklere vahyediyor (Fussilet-12).

Yere vahyediyor (Zilzâl-5)

Beşere vahyediyor (Şûrâ-51).

Hz. İsa (A.S)’ın annesine vahyediyor (Âli İmrân-47).

Yani Allah’ın beşerle konuşması vahiy iledir. Öyleyse vahiy almak için illa peygamber olmak şart değil. Bütün kavim resûlleri Allah'tan vahiy alıyorlar. Bütün velî mürşidler Allah'tan vahiy alıyorlar. Bütün salihler, bütün muhlisler, bütün ulûl’elbab; bunlar Allah'tan vahiy alıyorlar.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 202612 dk okuma1