Muhterem Hocam, piyasada birçok Kur'ân-ı Kerim meâli var. Kur'ân-ı Kerim meâllerinde birçok farklılık var. Bunun sebebi nedir? Doğru olan meâli nasıl tespit edebiliriz?
Soru
Muhterem Hocam, piyasada birçok Kur'ân-ı Kerim meâli var. Kur'ân-ı Kerim meâllerinde birçok farklılık var. Bunun sebebi nedir? Doğru olan meâli nasıl tespit edebiliriz?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, insanlar Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için, mürşidlerine tâbî olmadıkları için sadece zanlara dayalı âyetlere mânâ veriyorlar ve böylece piyasaya birbirinden farklı yüzlerce Kur'ân-ı Kerim meâli çıkıyor. Halbuki Allahû Tealâ bunu da kesinliğe bağlamış. Her devirde hayatta olan devrin imamı var. Devrin imamı Allah’ın tasarrufunda ve devrin imamının Kur’ân meâli, devrin imamının Kur’ân tefsiri asıldır. Nitekim Allahû Tealâ da öyle buyuruyor Kur’ân-ı Kerim’de: “Asaleten veya vekâleten devrin imamı resûller tasarruf altındadır.”
ASÂLETEN VE VEKÂLETEN DEVRİN İMAMI RESULLER TASARRUF ALTINDADIR
1. A’RÂF – 188: De ki: “Allah’ın dilemesi hariç, ben kendime fayda veya zarar verecek güce malik değilim. Eğer ben gaybı bilseydim, hayrı mutlaka çoğaltırdım, bana bir kötülük dokunmazdı. Ben ancak mü’min olan kavmim için bir nezîr (uyaran) ve müjdeleyiciyim.”
YÛNUS – 49: De ki: “Allah’ın dilediği şey hariç, ben nefsime (kendime) bir fayda ve zarar vermeye malik değilim.”
2. ENFÂL – 17: Onları siz öldürmediniz ama onları Allah öldürdü. Ve attığın zaman da sen atmadın ama Allah attı. Ve Allah, mü’minleri Kendisinden ahsen belâ ile imtihan eder.
Muhakkak ki Allah, işitendir ve bilendir.
3. FETİH – 10: Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah’a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecellî ettiği için ellerinde de tecellî etmiş olduğundan) Allah’ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o takdirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah’a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür)....
4. NECM – 26: Ve göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri (hiç)bir şeyle (hiçbir şekilde) fayda vermez. Allah’ın dilediği ve razı olduğu (tasarruf rızasına sahip) kimseye (devrin imamına) izin vermesinden sonrası hariç.
CİNN – 21: De ki: “Muhakkak ki ben, size bir zarar verme ve sizi irşad etme gücüne malik (sahip) değilim.”
5. NECM – 3: Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.
NECM – 4: (O’nun söyledikleri), sadece O’na vahyolunan vahyidir.
6. NAHL – 127: Sabret! Senin sabrın sadece Allah iledir (Allah’ın tasarrufu iledir). Onların yüzünden mahzun olma ve onların kurdukları tuzaklar sebebiyle sıkılma.
KASAS – 68: Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sûbhân’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.
7. TÂHÂ – 109: … Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden razı olduğu (tasarruf rızasının sahibi) kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.
ENBİYÂ – 73: Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık....
SECDE – 24: Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık....
İşte 7 tane âyet-i kerimede her devirde devrin imamı var mı? Evet. Evet. Her devirde devrin imamı ya asaleten devrin imamı bir nebî resûl veya vekâleten devrin imamı bir velî resûl vardır. İstisnası yoktur. Olmadığı zaman yok. İşte o Allah’ın tasarrufundadır ve o, Kur'ân-ı Kerim meâlini ve tefsiri yapma görevini Allah’tan alır, gereğini yerine getirir. Âyetlerin tilâvet görevini Allahû Tealâ resûlüne, nefs tezkiyesini Allah resûlüne, kitabı öğretmesini Allah resûlüne, hikmeti öğretmesini resûle, hikmetin ötesini öğretmesini de resûle görev olarak vermiştir. Herkesin bu şekilde bilmesi gerekir inşaallah.
İşte bunun sebebi nedir? İnsanlar kendi zanlarıyla bu şekilde meâlleri çoğaltmışlar. Halbuki her devirde Kur’ân meâlini, müceddit olarak Allah’ın vazifeli kıldığı, her yüz asırda bir gönderdiği devrin imamı velî resûl veya nebî resûlle yapılabilir inşaallah. Allah razı olsun. Asıl olan odur.