Muhterem Hocam, Rabbimize karşı olan hatalarımızın affı istikametinde nasıl özür dilemeliyiz ki, bu talebimiz kabul buyrulsun?
Soru
Muhterem Hocam, Rabbimize karşı olan hatalarımızın affı istikametinde nasıl özür dilemeliyiz ki, bu talebimiz kabul buyrulsun?
Cevap
Biz de hepinizi çok ama çok seviyoruz, kalbimizden.
Evvelâ mürşid önünde tövbede Allahû Tealâ'dan af ve mağfiret talebinde bulunduğumuz an, Allahû Tealâ'nın bunu kesin kabul ettiğini görüyoruz.
Nisâ 64: "Resûllerimizi insanlar kendilerine itaat etsin diye gönderiyoruz."
4/NİSÂ-64 Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka bir şey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.
Demek ki her kavmin içerisinde, o kavmin lisanıyla Allahû Tealâ'nın ardı arkası kesilmeksizin resûller gönderdiğini görüyoruz. Allah o resûllere itaat edelim diye gönderiyor. İtaat tâbiiyetle başlar. Bunlara tâbî olalım.
Allahû Tealâ: "O nefsine zulmedenler Sana gelselerdi Allah'tan mağfiret dileselerdi, Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, Allah mutlaka onların tövbesini kabul eder."
Âli İmrân Suresinin 135. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ çok açık bir şey ifade kullanmış. Zikirle talep edeceksiniz, çok zikredeceksiniz ve Allah'tan günahlarınız (yaptığınız hataların) affı için talepte bulunacaksınız. Biz de sizin için aynı istikamette duada bulunacağız. Bunların hepsi bir araya gelecek ve günahların affı söz konusu olacak. Allahu Tealâ affetmek için her zaman hazırdır.
3/ÂLİ İMRÂN-135 Vellezîne izâ fealû fâhişeten ev zalemû enfusehum zekerûllâhe festagferû li zunûbihim, ve men yagfiruz zunûbe illâllâhu ve lem yusırrû alâ mâ fealû ve hum ya’lemûn (ya’lemûne).
Ve onlar (takva sahipleri), bir kötülük yaptıkları veya nefslerine zulmettikleri zaman Allah'ı zikrederler, hemen günahları için mağfiret dilerler. Ve Allah'tan başka kim günahları mağfiret eder. Ve onlar, yaptıkları şeylerde (hatalarda), bilerek ısrar etmezler.
"Allah'ın yasak ettiği fiili işlediği ve emrettiği bir şeyi yapmadıkları zaman Allah'a zikrederler, günahları için istiğfar ettiler. Allah'tan başka kim günahları mağfiret eder? Yaptıkları şeylerde (hatalarda) bilerek ısrar etmezler."
Öyleyse ya Allah'ın yasak ettiği bir fiil işlediğimiz zaman derecat kaybediyoruz, kendimize zulmediyoruz veya emrettiği birini yapmadığımız zaman yine nefsimize zulmediyoruz. İster yasak olan fiili, ister emrettiği fiili yapmadığımız zaman nefsimize zulmediyoruz. O zaman zikredeceğiz ve günahlarımız için Allahû Tealâ'dan aff-ı mağfiret talebinde bulunacağız. Allahû Tealâ bunu söylüyor her zaman. İşte gerekli liyakat dizaynına ulaştığımız zaman Allahû Tealâ bunu kabul eder.