Muhterem Hocam, Rabbimizin bizlere vermiş olduğu ni'metlere şükretmekle hikmet arasındaki bağlantıyı açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Rabbimizin bizlere vermiş olduğu ni'metlere şükretmekle hikmet arasındaki bağlantıyı açıklar mısınız?
Cevap
"Allah’ın bize verdiği maddî ni'metler var, Allah’ın bize verdiği manevî ni'metler var. Maddî ni'metlere karşı şükretmemiz isteniyor bizden. Rahmân Esmasıyla Allah’ın verdiği herşeye şükretmemiz. Ama manevî ni'met var; Allah’ın nurları. Ona da Allahû Tealâ hamd etmemizi emir buyuruyor.
Allah ile kullar arasındaki ilişkiler şükre ve küfre dayalıdır. Şükredenler hidayete ermeyi dileyenlerdir. Kişi Allah’a ulaşmayı dilediği anda şükredenlerden olmak için hazırdır. Allah yolunda ilerlerken Allah’ın bizi ulaştırdığı basamakta hep daha çok şükreden birisi oluruz.
Şükrün en üst boyutuna ise hikmet ve ötesine ulaşılır. Hikmete ulaşmış olan kişi daimî zikrin sahibidir. Daimî zikre ulaştığımızda da Allah’a devamlı şükreder hâle geliriz. Ama şükretmek tek başına hiçbir zaman yeterli değildir. Allah’ın manevî ni'metlerine de hamd etmeliyiz. Onların artması için de Allahû Tealâ’ya dualarda bulunmalıyız.
Allahû Tealâ Lokman Suresinin 12. âyet-i kerimesinde:
31/LOKMÂN-12 Ve lekad âteynâ lukmânel hikmete enişkur lillâh(lillâhi), ve men yeşkur fe innemâ yeşkuru li nefsih(nefsihî), ve men kefere fe innellâhe ganiyyun hamîd(hamîdun).
Ve andolsun ki Lokman’a hikmet verdik ki, Allah’a şükretsin. Ve kim şükrederse, o taktirde sadece kendi nefsi için şükreder. Ve kim küfrederse (inkâr ederse), o taktirde muhakkak ki Allah; Gani’dir (kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur), Hâmid’dir (hamdedilen).
Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Demek ki şükrün bütünlendiği nokta hikmete ulaştığımız noktadır. Kim küfrederse Allahû Tealâ onun küfründen müstağnidir. Öyleyse şükretmek asıldır. Ve Allah, İbrahim Suresinin 7. âyet-i kerimesinde:
14/İBRÂHÎM-7 Ve iz teezzene rabbukum le in şekertum le ezîdennekum ve le in kefertum inne azâbî le şedîd(şedîdun).
Ve o zaman Rabbiniz size bildirmişti ki; eğer şükrederseniz (ni’metlerinizi) artırırım, eğer küfredenlerden olursanız muhakkak ki azabım şiddetlidir.
İnsanlar bu dünyada Allah’ın bize vereceklerine ya küfreder ya şükreder. Şükredenler Allah’a ulaşmayı dileyen, Allah’ın bize bu zahirî âlemde verdiklerine karşı O’nun emrine uygun kullanmayı yerine getirenlerdir.
2/BAKARA-261 Meselullezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi ke meseli habbetin enbetet seb’a senâbile fî kulli sunbuletin mietu habbetin, vallâhu yudâifu li men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sünbülünde (başağında) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sünbül (başak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediği kimse için (onun rızkını) kat kat artırıp verir. Ve Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.
Allahû Tealâ onlara derecat artırımında bulunuyor. Bunlar Allahû Tealâ’nın kendilerine verdiklerine şükredenler ve bunun karşısında Allah’ın en üst seviyedeki derecatını alan insanlar. Allah razı olsun."